Yalnızlık için Suite

Kendi sonuna çılgıncasına koÅŸan bir dünya da, benim sonumun anlamı olabilir mi? Kendi yitirdiÄŸi sevgisinin peÅŸinde olan dünyada, benim delice sevgimin bir anlamı olabilir mi? Yağı bitmiÅŸ bir kandille ya da sönmeye yüz tutmuÅŸ bir mum ışığıyla, bunca karanlık geceyi nasıl aydınlatabiliriz? İnsanoÄŸlunun utandırıldığı aÅŸağılandırıldığı bir baÅŸka ölüm ülkesi var mı acaba? Yüzsüzler toplumumu kurmaya hevesleniyoruz.

İki yüzlü maskaralar mı avutacak bizleri? Böyle masalsı bir yaÅŸamı yeniden yaratmak sanıldığı kadar zor mu acaba? Ruhlarımız cennetin özlemiyle yanıp tutuÅŸurken, bedenlerimizde ölümün korkusuyla tir tir titreÅŸirken, hangi büyülü masal avutabilir bizleri? Böyle bir gizliliÄŸi nasıl taşırdı yüreÄŸim? Neden saçlarımda gezinen, yanaklarımı okÅŸayan, içimi ısıtan nefes yok yanımda? Neden beni korkularımla yapayalnız bıraktılar…

Beni seven, kollarıyla sarıp sarmalayan tatlı okÅŸayışlarıyla anlatmadığım hazlara götüren o tanıdık yüzler, o rüyalarımın görkemli varlıkları neredeler? Söyle bana ben bu utançlar için hangi Tanrı’ya yalvaracağım… GöÄŸsünüzün bir yerinde tutkunun sesini duydunuz mu? Uçurumların en derin boÅŸluklarından bile dinlenen yankılarına, titreÅŸimlerine hiç tanık oldunuz mu, o sinsi gecelerin? Arzuyla titreyen bedeninize ayak uyduran diÅŸlerinizin sesini duymasınlar diye, başınızı gömmeye çalıştığınız yastıklarınızı ne denli ısırdınız? Başınızın üstüne çektiÄŸiniz yorganın içindeki oksijeni tüketip de, yalnızca gözlerinizle yaÅŸadığınız anlarda ne yaptınız? Aristo’nun da söylediÄŸi gibi, bizi en çok korkutan rüzgarlar saklı yerlerimizi açan rüzgarlar mıdır? O, gizli gizli yaÅŸanılmasından haz duyulan, konuÅŸulmasından özenle kaçınılan o özel dünyalar neden yaratıldı? YaÅŸanılmasından sürekli haz duyulan o gizemli dünyalar için mi bu rüzgarlar?

Hangi cesur yürek, hangi onurlu alın, hangi erkeksi duyarlılık, fethettiÄŸi ancak sahibi olamadığı bir ülkenin zaferleriyle övünebilir? SaÄŸlıklı gözüken insanların yüreklerinde ki korkuyu ölçebilir misiniz? Ve söze dökülebilmiÅŸ düÅŸünceler mi yoksa söze dökülememiÅŸ gerçekler mi sizi daha çok korkutuyor? Tanrı ÅŸeytanı cennetinden kovabildi ama yeryüzü de bir baÅŸka ÅŸeytan dünyası oldu çıktı. İçinde giderek yok olduÄŸumuz bu dünya gerçekten de ÅŸeytanın boynuzlarına, delilerin çıngıraklarına bizleri takıp gezdirdiÄŸi dünya mı oldu acaba? Çığlıklarımız delilerin çıngıraklarının sesine karışmış, bedenlerimiz ise, delilerle ÅŸeytanlar arasında kaybolmuÅŸ gibi. Kendime ait olmayan bu yerden bir an önce çıkmak istiyorum. BaÅŸka dünyalar ve onun insanlarını arıyorum… 

Etiketler:

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)