Uygunsuz Gerçek

Genelde filmlerde izleriz felaket senaryolarını… Dünyayı yok edecek bir felaket ve bunun karşısında duran bir “kahraman” ABD. SavaÅŸuçağı ile uzaylarla mı savaÅŸan ABD BaÅŸkanı ararsınız, göktaşına bomba yerleÅŸtiren “kahraman” insanlar mı?.. Gerçek ise daha farklı iÅŸlemekte hatta bütün bu filmlere psikolojik harekata uygunsuz bir ÅŸekilde. Evet filmlerde gerilere izlediÄŸimiz kavramlar ve felaketler artık bizim için bukadar da uzak deÄŸil. Kanal deÄŸiÅŸtirme imkanımız da yok. Yada hemen arkasından bir komedi filmi koyup rahatlama imkanıda yok.

 

Dünya gittikçe ısınıyor, geçtiÄŸimiz yüzyıla göre ortalama 0.6 derecelik bir ısınma meydana geldi. Bu kulaÄŸa hoÅŸ gelebilir, daha sakin geçen kış mevsimi insana çok da olumsuz düÅŸünceler yansıtmayabilir. Ancak dünyanın en soÄŸuk bölgeleri bu ortalama deÄŸerden daha fazla ısınmakta. Buzullar erimekte, deniz seviyeleri yükselmekte. İç kesimlerde kuraklık artmakta, kıyılar erozyona uÄŸramakta. Normalde soÄŸuma sürecinde olması gereken dünya gittikçe ısınıyor. 1980 den beri ısınan dünya 2003 yılında bu ısınmanın en üst seviyesine ulaÅŸmış. Fakat burada kalmamış, hala bu ısınma süreci devam etmektedir.

 

Ve bu sonun baÅŸlangıcını yaratan biz insanoÄŸlu… Küresel Isınmaya karşı alınacak önlemleri öngören uluslarası anlaÅŸmaları imzlamaktan kaçınan ülkelerin başında ABD, Avusturalya ve ne yazık ki Türkiye bulunmakta. Türkiye’de hala nüfus planlamasızlığı, kontrolsüz yaÅŸam, kontrolsüz sanayi, erozyon, yeÅŸile kıyım devam etmekte. Hala termik santral, hala nükleer santral yapımları gündemde. Dünya genelinde hala savaÅŸ saniyisi ve savaÅŸlar devam etmekte. Ve bu ahmaklar hala 100 yıl sonra savaÅŸacak ne insan ne de doÄŸru düzgün bir dünya kalacağı gerçeÄŸini henüz kabul edememiÅŸ durumda.

 

Önümüzde 10 yıllık çok kritik bir süreç var. Bu süreç içerisinde, uzaya karbondioksit gazı ve diÄŸer zararlı gazları saçan tüm sanayi kuruluÅŸlar araçlar vs, bir an evvel durdurulmalı. Bu süreci hiçbir ÅŸey yapmadan hatta çok ÅŸey yapmadan geçirirsek, 10 yıl sonra herÅŸey için çok  geç kalınmış olabilir.

 

Nature dergisinde yayınlanan bir makale oldukça ürkütücü sonuçları içermekte;

 

*** EÄŸer herÅŸey bu haliyle devam ederse, 2050 yılına kadar, canlı türlerinin 4 de 1 yok olacak

 

*** KuÅŸ türlerinin 7 de 1 i tehlike altında

 

*** Okyanuslardaki asit miktarının giderek artmasının sonucu olarak, deniz canlılarının büyük kesiminin hayatı tehlikede. Aslında, en herkesin düÅŸündüÄŸünün aksine benim en gerizekalı tür olarak nitelendirdiÄŸim insan soyununda devamı tehlikede. İçecek su bulamayacaklar, Tarım yok olacak, iÅŸte ozaman birbirimizi tam anlamı ile yer rahatlarız.

 

Bunların dışında, hayatımda baÅŸka hiçbir ÅŸeye -buna insanoÄŸlunun yok olması da dahil- acımadığım kadar, acıyarak edindiÄŸim ve gerçekten üstüne “Bukadar yoksun, bukadar kendi kaderini belirleyemeyen bir insanoÄŸlu varsa ortada olmasın yokolsun daha iyi.” dediÄŸim bir bilgi edindim. Bu “efsane ve kahraman” pentagon, ABD BaÅŸkanı adını anmaktan hicap duyduÄŸum o “ulu” ÅŸahsiyete çok gizli bir rapor sunmuÅŸ -bunun gizlilik nesi varsa- Raporda önümüzdeki 20 yılda küresel ısınma sonucunda yaÅŸanan kuraklık, seller, afetler, açıklık vs gibi sonuçların savaÅŸlara yol açacağı ve bunun ABD güvenliÄŸi için terörizm den çok daha büyük bir tehlike olduÄŸunu vurguluyor. Yok olan bir dünyada, ABD güvenliÄŸinden bahsediyor.

 

Tek yapmamız gereken yaÅŸamakken, bu dünyanın içine etmeyi baÅŸarabilen kendi ırkımı kutluyorum ve böyle bir ırkın ürünü olmaktan “gurur” duyuyorum.

 

Kyoto imzalanması halinde ve buna uyulduÄŸu takdirde önümüzdeki 10 yıl içerisinde %5 civarlarında bir düzelme söz konusu olabilir. DüÅŸük gibi görünsede aslında önemli bir orandır. Atmosferdeki zararlı gazların %30 a yakınını oluÅŸturan, “demokrasiler ve özgürlükler” ülkesi ABD nin de bir an önce anlaÅŸmayı imzalaması ve uygulaması gerekmekte. Tabi eÄŸer hala, “ulusal güvenliklerini” savunacak bir dünya istiyorlarsa…

 

KiÅŸisel olarak bize düÅŸen bazı kolay ama önemli görevlerde mevcut. KiÅŸisel olarak benimde çok sevdiÄŸim 4×4 araçlardan uzak durmalıyız, mümkün olduÄŸu kadar toplu taşıma araçlarını kullanmalıyız. DoÄŸayı daha fazla korumalıyız. Kendimizi eÄŸitmeli ve  herÅŸeyden önce barış içinde olmalıyız. Bizi savaÅŸtırmaya çalışan iradenin karşısında inatla durmalıyız. Uzaya özellikle karbondioksit yayan tüm eylemlerden mümkün olduÄŸu kadar uzak durmalıyız. Ve bunu devlet politikası haline getirmek için ne gerekiyorsa yapmalıyız. Bilim çalışmalarına devam etmeliyiz, alternatif enerjiler üretebilmeliyiz. Mümkün olduÄŸu kadar elektriÄŸi az tüketmeliyiz. Kontrolsüz bir ÅŸekilde ÇOÄžALMAMALIYIZ. Ve daha ÅŸuanda aklıma gelmeyen pek çok tarafımızca yapılabilir. Bu konuda “insan” olarak daha duyarlı olmalıyız.

 

Lütfen bu konu üzerine felsefe yapın sosolojik yaklaşın, hümanist bakın, bilimsel analitik yaklaşın. Nası istiyorsanız öyle yaklaşın yeterki sorunu çözmeye yönelik olsun.

 

Konumuza dönersek, Sundance Film Festivali’nde büyük ilgi gören Davis Guggenheim filmi “Uygunsuz Gerçek” size küresel ısınmanın ölümcül ilerleyiÅŸini büyük bir mücadele ile önlemeye ve bu kavram hakkındaki mitlerin, yanlış anlaşılmaların açığa çıkartılmasına çalışan bir adamın hikayesini etkileyici bir biçimde anlatmayı teklif ediyor. Bu mücadeleye giriÅŸen ise eski A.B.D. BaÅŸkan Yardımcısı Al Gore. 2000 seçimlerini kaybetmesinin ardından hayatını bu konuya adayan, bütün çabasını gezegeni bu geri döndürülemez deÄŸiÅŸimden kurtarmaya yardımcı olmak için harcayan adam. Gore’un bu etkileyici portresi ve “küresel ısınmayla gezi” gösterisi, onun Amerikan kamuoyunda en yanlış anlaşılan karakterlerden birisi olduÄŸunu kanıtlıyor. Bu konuda, medyada daha önce hiç yer almadığı haliyle görülüyor –kendisinin “gezegen çapında acil” olarak nitelendirdiÄŸi ortalığı karıştıracak bu gerçeÄŸi daha da geç olmadan her vatandaÅŸa dobra dobra ve kesin bir ÅŸekilde aktarmaya çalışıyor ve bunu yaparken eÄŸlenceli, ilgi çekici olmayı baÅŸarıyor.
Bu filmin belki duymuÅŸsunuzdur ama duyurusunu yapmak istedim. Bu esnada da kürüsel ısınma gerçeÄŸi ile ilgili bir iki ÅŸey söylemek istedim.

Etiketler:

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)