Nur içinde Yat

Senelerce önce ben daha küçücükken, babamın görevi dolayısı ile sürekli Anadolu illerinde geziyorduk. Bir ara yolumuz Sivas’a da düştü. Annem ve Babam çalıştıkları için malesef onları pek az görebiliyordum özellikle bir dönem ayda 1 filan görebiliyordum. Tabi ozamanlar bana bakma sorumluluğunu biricik gülüm dedem ve kurbanolsun annem üstlenmişti.

 

Gülüm dedem sonradan öğrendiğime göre hep bir erkek çocuğu olmasını istemiş, ama hiç olmamış. Tabi şimdi anladığım bu hisle, daha bir bağlanmıştı bana ve tabi bende ona. “Dedeeem” derdim, “Gülüüüm” derdi. Çok inançlı biriydi, onun yanındayken manivayıtımı dolu dolu hissederdim. Bir parmağı yoktu kopmuş. Hiç bir zaman söylemedi parmağına ne olduğunu. Hep, kurban olsun annen bir güzel yemek yaptı, yemekle birlikte parmağımıda yemişim farkında olmadan derdi. İlk sorularımın muhtabı hep o olmuştu. İlk Allah diyişimin, çılgınca düşüncelerimin… Beraber gezdiğimiz motorsikleti…
Gel zaman git zaman, İstanbul’a taşınmak durumunda kaldık. Onlardan ayrılmam kolay olmadı tabi. Sonraları da görüştük, ama ben büyüdükçe doğanın kanunu gereği vefasız davrandım. Yeterince ilgilenemedim onlarla. Özel günlerde bile arayamadım gereğince. İçimde de hep bir çekince vardı. Sürekli Suç işleyen birinin daha sonradan suç işlediği kişinin karşısına çıkmaktansa, suçu işlemeye devam etmesinin daha kolayına gittiği gibi, bende vefasızlığa devam ettim. Onun kadar maneviyatı güçlü biri değildim demek ki. Demek ki, yolumda olduğunu düşündüğüm yerden daha gerideydim. Artık o kısım bir muamma..
Sonra çok hastalandığını duydum bir iki sene önce, artık parkinsonu ve alzaimer ı ilerlemiş üstüne başka ciddi hastalıklarda başgöstermişti. Gidip onu görmeye bir türlü cesaret edemiyordum. Aslında ölüme alışık denilebilecek bir bünyem olmasına rağmen bir türlü gitmek istemiyordum. Sonra artık çevresindekileri de unuttuğunu öğrendim ve kelimeleri söyleyemediğini konuşma güçlüğü çektiğini. Ve cesaretimi topladım telefonla aradım. Onu telefona istedim. “Dedeeem” dedim, “Gülüüüüm” dedi hıçkırmaya başladı çok kötü oldum. Tanrı şahittir telefonu suratına kapamak istedim. Alzaimerı ilerlemiş olmasına rağmen beni tanımıştı. Telefonun diğer ucunda koca dedem ağlıyordu.  Sonra bir şeyler söylemeye çalıştı. Anlaşılmıyordu ama ben anlıyordum. Beni özlediğini görmek istediğini söylüyordu.

 

Bir kaç hafta sonra annem gitmeye karar verdi, ama beni, hem işler nedeni ile hemde onu görmek istememem nedeni ile götürmeye ikna edemedi. Gerçekten de herşeye alışırım ama onu bu halde görmek istemiyordum. Tabi birde uzun süredir süregelen vefasızlığın verdiği bir utanç da vardı. Okadar emeği geçtikten sonra… 3 gün önce benim pamuk dedem bembeyaz uzun sakalları ile son nefesini teslim etmiş. Ama bugün haberim oldu bana söylememişler. .

 

Haberi duyduğum anda ilk aklıma gelen onu görmek istemeyişim oldu. Nekadar bencilce davrandım, sırf onun hayalimdeki gibi, aksakallı, tatlı dilli, tek parmağı kopmuş, inançlı, yardımsever, güçlü, vs şekli ile hatırımda kalmasını istedim. Oysa o ölümle burun burunaydı ve beni görmek istiyordu. Tabi yazmaktan belki hicap duyduğum belkide parmaklarımın dahi yazamayacağı başka şeyler.

 

Herşeye rağmen, şuanda bulunduğum bir odası bir banyosu bir tuvaleti ve bir mutfağı olan mekanda, ona kendimce bir son uğurlama töreni yaptım. Güzel ruhuna tütsüler yaktım, dualar okudum.

 

Şimdi beni görebiliyor mudur bilmiyorum. Yani belki ruhu yeni semaya yükseliyordur, belki bunları görecek zamanı olmamıştır. Emin değilim. ama bu maneviyat, bu derin bağ, ona gösteriyordur, dışarı akıtamadığım gözyaşlarımı. Aptal bir metanetin arkasındaki, “Dedeem” diye bağıranı. Yalnızca hissettsin istemem, görsünde. Güzel Tanrım, eğer o göremiyorsa, onu azad et, ve kısa süreliğine de olsa o na ve bana bu mutluluğu yaşat.

 

Pamuk dedem, hep bir sonraki hayattan bahsederdin, şimdi belkide yerindesin. Sana çok şeyler yapmak isterdim, içimden nefes üflemek isterdim. Tanrım bana verdiğin her bir emek için milyon ödül versin sana. Bembeyaz tüllerle çevrili, maneviyatı tam, iyi ruhlarla dolu bir mekan versin. Cennetine kabul etsin. Sana olan sevgimi içimden alsın, sana göndersin, içini onla doldursun, orada bensiz kalma. Tanrım günahlarımız affetsin. Sen de beni affet ve nur içinde yat..

Share and Enjoy:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • LinkedIn
  • MySpace
  • PDF
  • RSS
  • Technorati
  • Twitter

Leave a Reply