Öğrenme ve Beyin

Daha önce beyin hakkında kısa bir bilgi vermiÅŸtik. Bu bilgi çok teknik olmamakla birlikte nasıl hayranlık verici bir organ olduÄŸuna dair bilgilerdi. Bu yazıda ise öÄŸrenme ve bellek üzerine durulmuÅŸtur. Beyinin önemli iÅŸlevlerinden birisi de insanın çevresinde olanları öÄŸrenmesi ve edindiÄŸi bilgileri daha sonra kullanmak üzere depolamasıdır. Çevreden gelen uyarıların deÄŸerlendirilmesi ve uygun davranışların geliÅŸtirilmesi öÄŸrenme yoluyla olmaktadır. ÖÄŸrenilen bilginin saklanmasını ise bellek saÄŸlar. ÖÄŸrenme çok geniÅŸ bir kavram olup görme, iÅŸitme, dokunma, tat ve doku duyguları ile algılanan uyarıların beyinde iliÅŸkilendirilme, tekrarlama gibi birden çok beyin iÅŸlemi sonucu gerçekleÅŸir. ÖÄŸrenmenin doÄŸrudan bir ölçümü yapılamayıp ancak ortaya çıkan davranış deÄŸiÅŸiklikleri ile deÄŸerlendirilebilmektedir. ÖÄŸrenme biçimleri uyarı yanıt iliÅŸkisine göre asosiye ve asosiye olmayan üzere iki ana gruba ayrılmaktadır. Çevreden gelen tekrarlayan uyarıya karşı oluÅŸan belirli bir yanıtın, zaman içinde meydana gelen deÄŸiÅŸme, asosiye olmayan öÄŸrenme biçimini oluÅŸturur. Bu öÄŸrenme biçiminde tekbir yanıt ve ona karşı oluÅŸmuÅŸ baÅŸka bir uyarı ile iliÅŸkilendirilmemiÅŸ belirli bir yanıt söz konusudur. Bir alt biçimi olan alışma uyaranın etkinliÄŸinin zaman içinde sönmesi ve ilk ortaya çıkan yanıtın ÅŸiddetinin azalmasıdır. BulunduÄŸumuz odada saatin tik taklarını bir süre sonra duymamamız bu öÄŸrenme biçimi için bir örnektir. Bunun tam tersi olan duyarlılaÅŸmada ise yanıtın ÅŸiddeti tekrarlayan uyarı ile artar. Ocak üzerinde çok sıcak olan bir kabı ilk ellediÄŸimizde elimizi hızla geri çekeriz. Daha sonra kap ılıklaÅŸsa bile biz kaba deÄŸdiÄŸimizde kabın sıcaklığı ile uyumlu olmayacak ÅŸekilde elimizi hızla çekeriz. Bu iki tip öÄŸrenme biçimi, en basit organizmalardan en karmaşık organizmalara kadar tüm canlılarda kullanılır.

 

 

Asosiye öÄŸrenme biçimlerinden birisi, klasik ÅŸartlanmadır ve Pavlov’un köpeklerle yaptığı sindirim sistemi çalışmaları en bilinen örneÄŸi oluÅŸturur. Daha önce tükrük salgılanmasına neden olmayan bir uyarı (zil sesi), belli bir süre ve aÅŸamadan sonra salgılamaya neden olur. Zil sesini duyduktan sonra yemek verilen köpek, bir süre sonra bunun tekrarlanması sonucunda yemek verilmeden zil sesini duyduÄŸunda tükürük salgısında artış olur. Zil sesi ÅŸartlı uyaran, yemek ÅŸartsız uyaran, zil karşısında oluÅŸan tükürük salgısı ÅŸartlı reflekstir. Åžartlı refleksin oluÅŸması için ÅŸartlı ve ÅŸartsız uyaranların belli sayıda tekrar etmesi gerekir. Pavlov’a göre hayvanlar ve insanlarda öÄŸrenme düÅŸüncelerin iliÅŸkilendirilmesi deÄŸil, uyaranların iliÅŸkilendirilmesidir. Rescola ve Wagner bu model üzerindeki çalışmalarında klasik ÅŸartlanmanın tek başına ÅŸartlı ve ÅŸartsız uyaranın birlikteliÄŸi ve tekrarlanması sonucu oluÅŸmayacağını ileri sürmüÅŸlerdir. Rastgele bir araya gelen uyarılar bir anlamlılık oluÅŸturmuyorsa ne kadar sık tekrarlasa da öÄŸrenme biçimine dönüÅŸmez. Canlılar tüm olasılık ve baÄŸlantıları deÄŸerlendirip birbiriyle iliÅŸkisi olan ÅŸartlı ve ÅŸartsız uyaranları bir araya getirerek öÄŸrenmeyi gerçekleÅŸtirir. Bir baÅŸka deyiÅŸle beyin, çevredeki birbiriyle baÄŸlantılı ya da iliÅŸkili olayları seçer ve saptar.

 

 

DiÄŸer bir önemli asosiyatif öÄŸrenme ise operan ÅŸartlı öÄŸrenmedir. Bu öÄŸrenme biçimine deneme yanılma yöntemi de denmektedir. Klasik ÅŸartlanma iki uyarı arasındaki baÄŸlantıyı içerirken, operan ÅŸartlanma bir uyarı ile canlının bu uyarıya karşı oluÅŸturduÄŸu davranışı içerir. Skinner’in incelediÄŸi operan ÅŸartlanma modelinde bir kafes içine konan sıçan, bir ışık karşısında bir düÄŸmeye basarak yiyeceÄŸe ulaÅŸacağını öÄŸrenir. BaÅŸlangıçta yiyeceÄŸe nasıl ulaÅŸacağını bilemeyen sıçan, birbirinden farklı davranışlar sergiler ve önünde duran düÄŸmeye rastgele basarken yemeÄŸe ulaşır. Bu davranışını birkaç kez tekrarlayıp aynı sonuca ulaÅŸan sıçan, ışık yandığında düÄŸmeye basar ve yiyeceÄŸini alır.

 

 

Farklı gibi görünen klasik ve operan ÅŸartlanmada temel kurallar aynıdır. Ödüllendirme ve kaçınma mekanizmaları geliÅŸen davranışı belirlemektedir ve her iki ÅŸartlanma biçiminde de aynı sinir sistemi mekanizmaları yer alır. Tüm canlılar çevrede olanları ve rastlantıları asosiye öÄŸrenme ile farkeder ve öÄŸrenir. Ancak gerçekte ÅŸartlı ve ÅŸartsız uyaranlar, öÄŸrenme modellerinde olduÄŸu gibi tek baÅŸlarına ve düzenli aralıklarla tekrar etmezler. Canlılar karşı karşıya kaldıkları pek çok uyaran arasında aralarında yaÅŸamını devam ettirmede önemli olan biyolojik olarak anlamlı bir iliÅŸkinin olduÄŸu uyaranlar arasında baÄŸlantı kurar. Bu asosiyatif öÄŸrenme biçimleriyle canlılar birbiriyle iliÅŸkili ve iliÅŸkisiz olayları birbirinden ayırt ediyor ve çevrede olanların nedensel baÄŸlantılarını saptıyor. Hangi uyarıların önemli olduÄŸu, dikkate alınması gerektiÄŸi için ya daha önceden sinir sisteminde programlanmış doÄŸru bilgi ya da sonradan öÄŸrenme gerekmektedir. Genetik ve geliÅŸimsel programlama, deÄŸiÅŸik aÅŸamalarda en basit canlılardan en karmaşık canlı olan insana kadar tüm canlılarda bulunmaktadır. İnsanın yaÅŸamını devam ettirmesi, çevreye uyum saÄŸlaması ve bulunduÄŸu noktadan daha ileriye gitmesi öÄŸrenme, esnek karar verebilme ve farklı uyaranlar arasında yeni baÄŸlantıları farkedebilmesi ile gerçekleÅŸebiliyor.

 

 

Edinilen bilginin saklanması ve geri çaÄŸrılmasına göre öÄŸrenme ve bellek, iki ana guruba ayrılır. Çevremizde olanlar, evren, insanlar ve yerler ile olan bilgileri, sözcüklerle ifade edilen, tanımlanabilir bellek ya da deklaratif bellek biçiminde saklarız. Algı ve motor yeteneÄŸi gerektiren bazı iÅŸleri nasıl yapılacağı konusunda sözcüklerle ifade edemediÄŸimiz, tanımlama biçimine getirilmemiÅŸ olan refleksif bellek biçimini kullanırız. Deklaratif belleÄŸin oluÅŸması bilinçli bir düÅŸünme sürecini gerektirir. Bu süreç içinde deÄŸerlendirme, karşılaÅŸtırma ve bir araya getirme gibi biliÅŸsel iÅŸlemleri kullanır. Deklaratif bellekten bilgilerin çaÄŸrılma iÅŸlemi yaratıcı bir süreç olup, yeniden sıralama, yeniden yapılandırma ve orijinal olanı yoÄŸunlaÅŸtırma iÅŸlemlerini içerir. Bilginin deklaratif olarak depolanması, bizim kiÅŸisel algı yapımıza göre ve daha önce edinilmiÅŸ bilgilere göre kiÅŸiden kiÅŸiye farklılık göstererek oluÅŸmaktadır.

 

 

Refleksif bellek ise bir iÅŸlemin farkedilmeden çok sayıda tekrarı sonucu zaman içinde birikerek oluÅŸur. Bilinçli düÅŸünme ya da karşılaÅŸtırma,deÄŸerlendirme gibi kognitif iÅŸlemler gerekmeden refleksif bellek oluÅŸur ve genellikle kelimelerle ifade edilmez. Bazı algı ve motor yeteneklerin kazanılması, gramer gibi bazı kuralların öÄŸrenilmesi refleksif bellek ile olmaktadır. Refleksif öÄŸrenme için asosiye ve asosiye olmayan öÄŸrenme biçimleri örnek gösterilebilir. Pek çok iÅŸlemde her iki bellek ve öÄŸrenme biçimi de yer alır. ÖrneÄŸin araba kullanmak baÅŸlangıçta deklaratif bellek ile gerçekleÅŸirken bir zaman sonra refleksif belleÄŸe geçer ve artık araba kullanma kuralları her kullanışta sözcüklerle ifade edilmez, kısaca otomatikleÅŸir.

 

Bu yazının hazırlanmasında, faydalanılan kaynaklara, kaynakça bölümünden ulaÅŸabilirsiniz.

Etiketler:

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

ilginç bilgileri tşkler.

ilginç olduğu kadarda faydalı bilgiler bu yazı paylaşımı için gerçekten çok teşekkür ederim sayın admin

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)