Bilim Olarak Psikoloji
Tem 30th, 2007 | By Corpus Callosum | Category: Bilişsel Bilimler, Psikoloji vsBilinen şu ki, tüm bilimlerin anası felsefedir. Çok on ve yüzyıllar önce, insanların sorgulamaya başladığı andan bugüne kadar, bilim, sanat ve kültür alanında çok büyük gelişmeler olmuştur. Bu gelişmelerin büyüklüğü göreceli olabileceği gibi, temelde varılan kanı, aslında çok da yeterli olmadığıdır. İnsanların sağlıklı bir toplum oluşturabilmesi, yaşadığı çevrenin devamlılığını ve bekaasını sağlayabilmesi, bunun yanında kendi oluşturduğu sosyal topluluğun yaşamını kolaylaştırıcak gelişmeleri, yine bulunduğu ortama zarar vermeden hayata geçirmesi konusunda çok büyük eksiklikler bulunmaktadır.
Şahsi düşüncem, toplum ve onu oluşturan bireyler olarak, bir takım bilgilerin yetersiz olması ve elimizde tuttuğumuz bilgilerinse doğru yorumlanmaması durumunda, yaşadığımız dünya içinse çok da iyi şeyler söylemek mümkün olmayacaktır. Ne biyolojik açıdan, ne de insani boyutunda.
1879 yılında kaçınılmaz olan gerçekleşmiş, o güne kadar felsefenin bir alt dalı olarak görülen psikoloji bilimi, Wilhem Wundt tarafından kurulan deneysel psikoloji laboratuvarı ile birlikte, başlı başına bir bilim dalı olmaya başlamıştır. Günümüzde ise psikoloji, insan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalı olarak hayatını sürdürmektedir.
Burada davranış ile söylenmekte istenilen, belirli çevresel koşullar karşılığında gerçekleşen eylemlerdir. Bu tanımdan yola çıkarak, çevre(uyarıcı), organizma ve davranışlar arasında özel bir etkileşim olduğunu kolayca anlayabiliriz.
Organizmanın alıcı uçlarını uyaracak her türlüenerji değişikliğine uyarıcı diyebiliriz. Kimi uyarıcılar herkesin görebileceği şekilde ortada olduğu gibi, kimileri ise vücutta ki bir ağrı gibi kişiye özel olabilir. Dolayısı ile çevremizde herkesi aynı şekilde etkileyecek çok az sayıda uyarıcı vardır. Genelde uyarıcılara verilen tepkiler yada davranışlar kişiden kişiye özellik ve farklılık gösterir.
Önceki yıllarda davranışlar sadece, organizmanın görülebilen ve işitilebilen hareketleri algılanmıştır. Fakat günümüzde bu kavram, herhangi bir nedenden beyindeki en küçük sinir ucunun harekete geçmesinden, en karmaşık hareketlere kadar bütün bir yelpazede kabul görmektedir. Bu bağlamda organizma tarafından yapılan herhangi bir eyleme davranış denilebilmesi için, söz konusu eylemin herhangi bir şekilde, gözlenebilir, çıkarımlanabilir, yada ölçülebilir olması gerektiğini söyleyebiliriz.
Daha önceki yıllarda sadece insanların incelendiği ve günümüzde giderek diğer canlılar üzerinde incelemelerin yapıldığı bu önemli bilin dalında öne çıkan başlıca dört amaç vardır;
- Betimleme: Birbiri ile herhangi bir şekilde ilişkili olan yada tamamen bağımsız olan davranışları belirleyen koşulların incelenmesi içerir.
- Açıklama: Davranışları inceleyen ve açıklayan genel kuramların ve ilkelerin oluşturulmasını içerir.
- Yordama: Davranışların önceden tahmin edilmesi ile ilgilidir.
- Kontrol: Davranışların seçilen veya istenilen bir düzeye getirilmesini içerir.
Bu yöntemleri dikkatlice incelediğimizde, birbirini tamamlayan süreçler olduğunu görürüz, fakat yapılan her incelemenin yada bilimsel çalışmanın bu süreçlerin tümünü kapsaması gerekmez. Şartlara ve araştırmanın niteliğine göre değişim gösterebilir. Bunlara fırsat buldukça ileride değinmeye çalışacağım.
Genel olarak, psikoloji biliminin gelişimi, ilkeleri ve incelediği alanlar hakkında bilgi vermeye çalıştım. Açıkçası daha uzun yazmaktan kaçındığım için biraz yüzeysel gelebilir. Ama yazıların daha detaylı olup olmaması konusunda ileride bir anket düşünüyorum. Çünkü detaylı yazıların okunma sıklığı yada okunurken vereceği haz konusunda tereddütlerim var. Her ne ise, ileride psikolojinin diğer bilimler arasında nasıl bir kesişim noktası oluşturduğuna, ve bu bilimler arasında nasıl bir yere sahip olduğuna dair bir yazı yazacağımı umuyorum.