Yazamıyorum…
Bir süredir yazamıyorum. Bu yazacak şeylerimin olmadığından değil, ama yazma motivasyonumun olduğu anlarda, motivasyonumu yapmam gereken başka işlere yöneltmem ve sonucunda doğru düzgün bir motivasyon zaman kesişimi yakalayamamam. Şuanda üniversitenin kütüphane kütüphane katının, idare bölümünde oturuyorum. Otururken de laptopumu çıkarıp bahsettiğim kesişimi yakaladığımı hissettim ve olup bitenlerin bir kısmını günlüğüme not düşmek istedim.
Hayatım boyunca insanlardan hep “bu kadar ÅŸeyi aynı anda nasıl yapıyorsun?”, “bir koltukta iki karpuz olmaz”, “bir sürü yerde olan hiç bir yerde olamaz” gibi motive edici ÅŸeyler duymuÅŸumdur ! Öte yandan hayatım boyunca hep de merak ettiÄŸim ÅŸeylerle ilgilenme zamanını yaratabildim. Bunu bir prensip haline getirmiÅŸtim. Merak ettiÄŸin bir ÅŸey mi var, git peÅŸinden ucunda ne olursa olsun. Tahmin edersiniz ki bu felsefeye sahip birinin anlatacak baya ÅŸeyi olabiliyor =P Müzik, spor, bilim, resim, tiyatro, biliÅŸim dünyası, felsefe, uluslarası iliÅŸkiler, nöroloji, psikoloji vs. merak ettiÄŸim hemen hepsi ile uÄŸraÅŸtım kimisi ile çeÅŸitli üretim aÅŸamalarında da bulundum.
Bütün bunlar benim için bir arayıştı. Toplumsal egonun insanlara empoze ettiğinden çok, gerçekte neyi sevebileceğim, ne ile yaşayabileceğim, ne ile insanlara ve çevreye faydal ve mutlu olabileceğimi aradım. Sonunda hayatım için kariyer planlaması ve yapılacaklar listesi yapabildim. Tabi bu süreç alışık olduğumun aksine bir konsantrasyon süreci herşeyden çok. Çünkü herzaman yaptığımın aksine, kararlarımın sürekliliği için çalışmak, gelip geçici meraklarımın kokusunun burnumu okşayışlarına sessiz kalmam gerekiyor =).
Dolayısı ile üniversite ve mesleki kariyer hedeflerimin belirginleştiği bu dönem de kişisel meraklarım hiç olmadığı kadar geri planda kalıyor. Hem güzel hem kötü. Ama gerçekçi yaklaşmak lazım.
Bu süreç kişisel gelişimimin spesifik bir parçası olan mesleki gelişimim açısından oldukça faydalı geçiyor. Her gün yeni şeyler öğreniyorum, her an yeni şeyler merak ediyorum filan. Tabi bilgi olsun çöpten olsun toplar öğrenirim gibi bir sıkıntılı tutkusu olan benim için bu yeterince heyecan verici.
Öte yandan eğitim sistemi üzerine atıp tutmalarım mevcut bilenler bilir =) Ama üniversite her geçen gün benim için aşırı çatıştığım ve bir şekilde gurur meselesi yapıp kendimce protesto ettiğim enteresan bir alandı. Bu düşüncelerimi geri plana atmam gerektiğini asi bünyem geç de olsa kabullenmiş durumda -en azından pratik ve pragmatik anlamda. Daha duruldum ve işime bakıyorum. Bu yaklaşımım evreni yöneten ilgili birimler tarafından olumlu karşılanmış olsa gerek ki benim için bir terfi düşünmüşler ve fırsat çıkarmışlar. =P
Uzun süredir takip ettiÄŸim bir ülkenin en büyük iki üniversitesinin ortak bir master programı için hayaller kuruyordum. Bu hayallere, yeterlilik sınavını kazanmam ve akademik baÅŸarıdan ziyade geçmiÅŸte yer aldığım projelere gösterilen olumlu tepkilerin sonrasında iyiden iyiye yaklaÅŸtığımı görüyorum. Bunun üstüne ilgili üniversitenin uluslarası öğrenciler dairesi koordinatörünün “Welcome to ….” ÅŸeklinde ki bitiriÅŸi beni oldukça ümitlendirdi. Heyecanla buradaki akademik sürecimin tamamlanmasını bekliyorum. Bu gerçekten sorunlu eÄŸitim hayatım içerisinde oldukça güzel bir ÅŸans olacak sanırım. Evet büyük ÅŸansızlıklar arka arkaya gelip onlar da büyük sorunlara yol açmazsa önümüzde ki yıl ilgili ülkede, karar verdiÄŸim alanda yüksek lisans ve ardından da doktoramı yapmaya baÅŸlıyor olacam. Ülke ve üniversite isimleri ÅŸimdilik saklı =) Batıl inanç diyelim.
Bu süreçte şuanki akademik sürecimin hır gür işlerini yapıp bir an önce kurtulmaya çalışmak için yeterince motivasyonumun olduğunu hissediyorum.
Yakınlarda bir zaman içerisinde, SNMP, kriptoloji, sezgi, farkındalık, eğitim teorisi gibi konularda bir şeyler not düşeceğim. Bunun dışında, yine önceden planlamış ve sıfırdan başlayıp belirli bir sonuca ulaştırdığım 2 yıllık bir projenin hikayesini anlatacağım. Bu belki, üniversite hayatında benim kafamda insanlardan olup, bir şeyler tasarlayanlar için bir başarı öyküsü yahut bir ilham hikayesi gibi bir şey olabilir. Ya da hiç bir şey olmaz, ben ilerde hatırlarım =)) Büyük ihtimalle ilk önce bu konuda yazarak, kendimi yeniden yazmaya ısındırabilirim.
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.



Kubilay, ÅŸu master iÅŸine hem sevindim hem üzüldüm. Sevincimin neden olduÄŸunu belirtmeme gerek olmadığını görüyorum =) ama niye üzülüyosun diye soracak olursan çekip gidiyosun buralardan ha demek bizi bi’ başımıza bırak?