Ben yüzdüm yüzdüm artık kuyruğuna geldim bir sorun çıkmasın derken, aksilikler de beni bulmaya devam ediyor. Evet temel sorunum ne beyinsiz oluşum, ne tembel oluşum, temel sorunum kendisine akademisyen diyenlerle… Hadi ben gerizekalıyım, Ahmet gerizekalı, kalanlar beyinsiz moron, bunların haricindekilerde angut, el insaf!!! Bir sınavın ortalaması 100 üzerinden 08 iken, bir dönün de kendinize bakın. Aceba ben ilgili insanı sınav yapsam kaç soruma cevap verebilir? Eğer cevap verememesini bir marifet sayıyorsam!!!
Kurumsal şirketlerde, şampiyonluğa giden takımlarda, zaferlere giden ordularda, yeni ürün geliştirme sürecinde, vs her zaman “kolaylaştırıcı” lar vardır. Bunu da geçtim, kutsal kitaplarda, efendime söyliyeyim ilgili kitapların peygamberlerinin hadislerinde, “kolaylaştırın !!! ” sözü geçer. zorlaştırmak marifet değildir. Öğretmen- Öğrenci arasında bir müsabaka değil eğitim. Neyin çabası?
Tanrı akıl fikir versin ne diyim…
Database dersinde LaTeX gören kaç kişi var ? DB Dersinde, graphfiz ve latex in not üzerinde belirleyici olduğu kaç saçma sistem var? Algoritma Analizi dersinin amacı algoritmaların analiz edilmesi öğrenilmesi mi? Yoksa sınavda kol gibi algoritmaların 1 saat 10 dk da impelement edilebilmesi ve bunu yaparken de insanlara belirli dillerin zorunlu tutulması mı?
Böylesine öğrenciler üzerinde gereksiz oynayıp eleştirilere kulak tıkayan kaç insan var ? Akademisyenlik öğretmenlik böyle bir şey mi? Doğru düzgün ER diagramı egzersizi bile yapılmamış bir derste Latex ve Graphviz script dillerinden sorumlu olmak onları bu denli öğrenmeye zorunlu bırakılmanın biri bana mantığını anlatırsa ben de kendi kendimi yemkten vazgeçebilirim? Bugün dünyada kaç kişi ER diagramlarını graphviz kullanarak çiziyor çok merak ediyorum. Saçma sapan bir yuvarlak çizmek için neden kod yazim ya? !!
Uzatmak istemiyorum çünkü uzayan her an beni daha fazla nefretle dolduruyor.. İlgililerin bir an önce yaptıkları anlamsız tavırlardan, daha akıl mantık ve realite dolu tavırlara geçiş yapmalarını rica ediyorum. Aksi halde gereken her türlü mücadeleyi gereken her türlü platforma taşıyacam.


Ben okurken çok eğlendim ama içinde yaşayan kişi olarak sana komik gelmediğine eminim.
Türkiye’deki öğretim üyeliğinin ne olduğunu söyleyeyim;
İşe başladığında bildiğin şeyleri emekli olana kadar öğret!
Bu yöntemin aslında sadece ilahiyat fakültelerinde uygulanması gerekir.
Serzenişlerinde tamamen haklısın, ama keşke graphviz’den bu vesileyle nefret etmeseydin, çok faydalıdır, koddan er diyagrama geçiş falan tadından yenmez. Tabi db dersinde onu öğreten bence klavye temizlemeyi de öğretebilir her an, ona da şükür.
Not: Aşağıda yazacaklarımdan *Aklı başında* ve *işinin hakkını veren* akademisyenler muaftır. Yarası olan gocunabilir ve gocunmalıdır da…
Doğrudur efendim, DB dersinde latex de gösterirler, bilgisayar ağları dersinde Graf problemleri de çözdürürler, Programlama dilleriyle ilgili bir derste programlamayla ilgili olmayan saçmalıklar anlatıp gezegendeki zilyon tane dilin kim tarafından hangi tarihte icat edildiğini ezberlemenizi de bekler… Beklemekle kalmaz bir de sınavda sorarlar…
“Hede programlama dili hangi tarihte kim tarafından icat edildi?”
Her hangi bir programlama diliyle ekrana ismini yazdıramıyor olman önemli değil… Bu soruyu bilince süper programcı oluyorsun doğal olarak
Programlama ile ilgili bir derste Visual Studio ile kıytırık bir C programı yazıp “Wört”biçiminde göndermenizi isterler. “Ben linux kullanıyorum VS yok bende vim ile yazdım, gcc ile derledim ve pdf olarak gönderdim kaynak kodlar ektedir” dediğinizde yarı yarıya notunuzu da kırarlar…
Maalesef Akademik dünya “Benden istenen lanet şeyleri ben verdim.. Şimdi sizde benim istediklerimi vermek zorundasınız.. Çalışın Köpekler!” nidaları atan ve Türk filmlerinde orman tecavüzcüleri gibi güldükten sonra tavuk budu kemiren kötü adam karakterlerleriyle dolu…
Öğrenciye bir satır bir şey öğretmek yerine öğrencinin işini yokuşa sürmek ve eziyet etmeyi akademisyen olmak sanan ve muhtemelen torpille bir yerlere gelmiş bu insanlarla uğraşmanın hiç bir manası yok…
En iyisi okul bitinceye kadar kendilerine dayı demek ve yüzlerine karşı *içinizden* edebildiğiniz tüm küfürleri etmek yahut “Zerre kadar hakkım varsa helal etmiyorum hesap gününde yakasına yapışılacak insanlar arasında ilk sıraya yazıyorum!” demek…
Fazla sivrildiğinizde o okul hiç bir zaman bitmiyor. Zira üniversiteler özerk miymiş neymiş.. Bir tür derebeylik sistemi kurmuşlar… Astıkları astık.. Kestikleri kestik… Hee deyip geçmek lazım…
Not: Yukarıda yazdıklarımdan *Aklı başında* ve *işinin hakkını veren* akademisyenler muaftır. Yarası olan gocunabilir ve gocunmalıdır da…
db dersinde bize oracle kurdurtan ama kurulumunda sorun yasarsak asistanlarini devreye sokan, er use case odevleri veren, sql practiceleri laboratuarlari yapan, bizi oracle ile min derecede muhattap eden, ama olaki ogrenmek isteriz diye, kaynak saglayan, calisan dba ler getiren db hocama minnet borcluyum.
sizin hocaya e-posta adresini mi versek napsak?
bunun yaninda algoritma tasariminda sayfalarca kagida yazdigin kodun icinde ki bir for loop da strlen goren hocanin loopun icinde strlen kullanilmaz diye caaar diye kagit cizdigi derslerim de oldu. benim simdi c ile algoritma yazarak hayatimi kazanmam ve o hocanin da hala bu dersi ayni notlarla ve ayni zihniyetle veriyor olmasi kimlerin ayibi hala bilemedim.
Marmada, defterleri toplayıp kontrol yapan ve buna not veren insanlar bile var. Türkiye’nin akademik problemleri asla çözülmez çünkü en temel şey olan “bilim nedir ? bilim etiği nedir ?” hala bu ülkede bilinememekte. Ölçme ve değerlendirme ise “hoca ile olan kişisel ilişkileriz” üzerinden notlanmakta.
Bende senin gibi mücadele yolunu denedim. Ancak bunun tamamen çözümsüz olduğunu göreceksin. Çok Güzel bir laf var “it iti ısırmaz”
Hiç boşuna kasma kendini bence, bu okulları bu şekilde bitirmekten, onurunu şerefini aklını mantığını bir kenara bırakıp “üniversite bitirmiş” insan olmaktan başka hiçbir şansın yok şu aşamada.
Üç kuruşluk adamlarla neyin kavgasını vereceksin, onun üstüne çıksan farklı birini mi bulacaksın ? Yok kardeşim bunun çaresi. Bilgisayar Mühendisliğinde 6. senemde Fizik 2 dersi alıyorum ve vizeden 2-3 soru yapmama rağmen rakamla 1 almışım. Kime ne dert yanıcam ki, neyin tartışmasını yapayım ki ? İt gibi çalışıp fizik 2 öğrenip dd ve benzeri bir şeyle dersi geçicem o kadar .. başka da çaresi filan yok bunun
Meselelerden bir tanesi, hicbir ogretim uyesinin (elemaninin) egitim bilimi (pedagoji) ile ilgili bir ogrenimden gecmemesidir.
Bir digeri ise, ogretim elemanlari icin bir geri besleme mekanizmasi kurulmamis olmasidir. Ogretim isini iyi yada kotu yapmanin, kisinin vicdanini rahatlatmaktan baska bir geri donusu yoktur. Dolayisi ile ogretim elemanlari, ogretim isini iyi yapmak yerine kendilerine para veya title getirecek bilimsel/kurumsal calismalar yapmayi yeglerler.
Bireysel cabalarin bu gercekleri degistirmeyecegi dogrudur. Tek yol, orgutlu bir karsi cikis veya geri bildirimden gecmektedir. Bunun bile basarili olacagi suphelidir.
bunların hepsi boş değersiz yazı ve yorumlar. daha iyi biliyorsanız kendi üniversitenizi kurun. engel olanmı var? db dersinde latex öğretiliyorsa öğreneceksin kardeşim. işine gelirse ! müfredatı belirlerken sanamı soracaklardı ? sadaka niyetine verdiğin harç parasıyla alacağın en ala eğitim budur. hatta sizin gibi insanlara fazladır bile. sizin gibiler için öğretim görevlisi ağzıyla kuş tutsa yaranamaz.
anca böyle internette ahkam kesebilirsiniz. klavye şövalyeleri sizi !
@gerekli
boş değersiz yorumlar olduğu tespitine nasıl vardınız çok merak ediyorum. “kendi üniversitenizi kurun” ilerde bunu da yapabiliriz fırsatımız olursa. Bu konuşmaları da beyin fırtınası olarak düşünün lütfen.
“latex öğretiliyorsa öğreneceksin”, öl dese öleceksin, eğer böle yaşaman isteniyorsa yaşayacaksın filan falan. Bunlar bizim gibi düşüncenlere göre yaşam şekli değil. Bu şekilde sorgusuz sualsiz koyun olmak gibi bir neyim yok. Buyurun size yol açık.
Müfredatı belirlerken gerekirse öğrenci konseylerine, sektörel gelişmelere, günün teknolojisine de bakacaklar. Bu kadar zor ve imkansız değil. Bürokrasi ve hiyerarşi ruhunuza işlemiş sizin. Birilerine bir şey sorunca bir şey kaybetmiyorsunuz merak etmeyin.
Sada niyetine verdiğim harç parası ile alacağım en ala eğitim budur. =) Eğitim hakkı herkesindir ve kesinlikle ücretsiz olmalıdır. Ben bir de harc veriyorum. Ayrıca onların maaşlarını ben değil devlet veya sorumlu oldukları kurumlar veriyorlar. Bana kalsa kovarım hepsini =) Sözünüz trajikomik biçimde akıl dışı.
Öğretim görevlisi ağzıyla kuş tutmasın. işine karşısındakine ve kendisine saygı duysun ki ona da saygı duyulsun. Ego mücadelelerinin bilim yapılan ortamda işi yok. Ortalama herhangi biir akademisyenden en az bir konuda çok daha üstün olduğumu iddia ediyorum. Ama ben onlara statümü kullaanarak hayvan muamelesi yapmıyorum. Söylenmek istenen bu.
İnternette de ahkam keseriz bu konunun konuşulabileceği her ortamda da. Bu yaklaşımımı bulunduğum eğitim kurumunda bu düşüncelerimi dile getirmediğimi nerden biliyorsunuz?
Yorumlarınızı çok çocukça bulduğumu söyleyebilirim. Ayrıca bu kadar yaralanmanızın ve histerik tavırlarınızın nedenini ben anladım da yine de anlamamış olayım hadi =)
Yani, hindisyan ingiliz sömürgesi olduğunda öğrencilerin beyinini yıkamak için logritma cetvelini ezberletiyorlarmış
Buda ona benziyor. “Gerekli” gibi insalar sayesinde Unv soruglamaynın bilimin yeri özelliğini kaybetmiş. “Bilim-Geçirmez” okullarımızla gurrur duyalım
Hangi bilimden söz ediyorsunuz arkadaşlar?
Üniversiteler teknik okul – bir nevi meslek lisesine dönüşmüş durumda.
Birçok üniversitede dediklerinizin dışında, eğitim verecek yetkin kişilerin bulunmaması, müfredatın tarih öncesi olması gibi birçok sorun var.
Bazı akademisyenerin öğrencilerine karşı yeterince saygılı olmadığı doğru ama bir de diğer taraftan bakalım. Acaba öğrenciler hocalarına karşı ne kadar saygılı?
Ben de öğrenciyken sizin gibi çok kızıyordum ama ben küfretmektense çözüm bulma taraftarı oldum.
Kendi çapımda doğru yapmaya çalışıyorum, ne kadar başarılı olacağımı da zaman ve öğrencilerim gösterecek ….
@akademisyen,
kimliğiniz ile yazsaydınız anlamlı olurdu, belki öğrencilerinizden biri görüp “aa hocamla benzer düşünceleri paylaşıyorum” diyebilirdi. Benim açımdan sorun yok. Cevabınız için teşekkür ederim. Bu ve bu konu ile ilgili diğer yazdığım yazılarda, akademisyenlerle tartışmayı istemişimdir hep. Miyadını doldurmak üzere olan bir öğrenci olarak ben, bu problemlerin çözümü için elimizde çözüm önerisi ile, yine aynı sorunları çözme odaklı bir grup arkadaşımla birlikte, BİLMÖK 09 da konuştuk. Çözüm önerilerim var, hem de bir sürü. Fakat sorun şu, öğrencilere değer verilmediği gibi fikirlerine de değer verilmiyor.
Ortada hiyeerarşik yapı içerisinde öğrencilerin kıramadığı bir ego çatışması mevcut. Akademisyenlerin bir çoğu, kazandıkları ünvanlarla yaşıyorlar, her şeyi ben bilirim tavrı içerisinde kendilerini insan üstü varlık gibi görmekte. Oysa dışarıda koskoca bir gerçek hayat var ama farkında değiller.
Saygı konusunda gelince, öğrencinin hata yapma lüksü var, öğrencidir, çocuktur, gençtir, hızlı dır dinamiktir, hata yapar, saygısızlık yapar farkında olmaz, dersi sabote etmeye çalışırı vs. Fakat öğretmen, yönelendiricidir, olgundur, tecrübelidir ya da öyle olaması beklenir. Akıllı, zeki, çalışkan, sorumluluk sahibi insana herkes öğretir herkes yönlendirir, çoğunun buna ihtiyacı da yoktur zaten. Öte yandan asıl öğretmenlik ve yönlendiricilik aksi durumda devreye girer, yönlendiriciye o zaman ihtiyaç vardır. Veri paketi gideceği heedefe gidebiliyorsa Router a gerek yok yani.
Bunun yanında bir de boynuzun kulağı geçeceğinin sindirilmesi gerekir. Özellikle de günümüz teknolojisinde, geçmiş olarak bile çıkabilir karşınıza. vs.
Bence akademisyenler öğrencileri ciddiye alarak birlikte bir çözüm oluşturulması gerekir eğer bu alanda bir çaba olur da düzeltilmek istenirse.
Aslında nasıl bir ders, nasıl bir hoca olunması gerektiği konusunda “Son Ders” filmini bütün akademisyenlere izletmek lazım.
Tabii ki haklısınız.
Ama için diğer bir boyutunda, akademisyenlerin de çok çeşitli dertleri bulunmakta.
Bir şekilde birbirimizi dinleyerek daha iyi çözümler oluşturacağımıza inancım tam.
Mesela “ezberci” sistem sorunu. Yorum sorusu sorduğumda, sadece öğrencilerin biraz düşünmelerini ve çözüm üretmelerini isitiyorum.
(ki okuma ve değerlendirme açısından çok yorucudur)
Yani biraz düşünmesi yeterli ama böyle soru çıkmasına bile yakınanlar var. Çünkü ezberci sistemden geliyorlar, yani sorun çok daha derin. İlkokuldan başlayan bir sorunsal …
@Corpus Callosum
Amaç zaten boynuzun kulağı geçmesidir.
Ama boynuzun da, saygı sınırlarında bulunması gerekir.
@sasikedi
Özellikle doktora sahibi akademisyenlerden söz ediyorsak, formasyon almayan dr. yoktur.
Her üniversitede nasıl bilmiyorum ama bizim burda oldukça ciddiye alınır.
Ama ne yazık ki anlatma özürlü hocalarımız da bulunmaktadır. İyi bir bilim adamı, iyi bir hatip ve öğretmen olamayabilir.
sinir yapmışız
Helal olsun güzel yazı.
boş yere saçmalıklar işte !herkes çok sıkıcı of