Çeşitli toplumlara göre çeşitli sıfatlar vardır erdem olarak adlandırılan, bir de daha genel tüm insanlığı kapsayan sıfatlar da vardır. Ben bazı sıfatlar için, toplumsal ego ile paralel düşüncelere sahip değilim. Başka bir değişle, toplumsal ego ile erdem olduğuna vurgu yapılan bir takım yaklaşımları gerçekte erdem olarak görmüyorum. Toplum içerisinde birini öldürürsünüz, binbir ceza alır fakat toplum egosu için 100 kişi öldürür ve madalya alırsınız, en basitinden. Vefa benim için en kutsal davranış şeklidir. Sadakat, dürüstlük vs aklınıza ne geliyorsa bunların hepsinden önce vefa gelir.
İnsan tabiatı gereği sürekli sosyal ilişkilerle oluşturduğu network içerisinde hayatını sürdürür. Bu süreç içerisinde, etkileşim sürekli devam eder olumlu ve olumsuz biçimde. O kadar hızlı yaşanıyor ki yaşam, bu kavram artık iyiden iyiye gözden kaçmış durumda.
Size en zor dönemlerinizde kol kanat germiş, destek olmuş ve asla bunun lafını bile etmemiş, hatta desteğinin farkında bile olmadığınız insanları düşünün, hatırlamaya çalışın. Sadece size karşı saf güzel hisleri ile yaklaşmış, ve bir şekilde hayatınıza olumlu bir şeyler katabilmeniz için karışılık beklemeden sürekli çabalamış insanları…
Bir de zor dönemlerden sıyrılıp, geriye hiç bakmaksızın, hayatını hızla yaşamaya devam edenler ve bu süreç içerisinde, desteklerini aldıkları insanları hor görüp, onlara olumsuz davranışlar sergileyenler. Bu insanları, tamamen parazitler olarak görüyorum. Zilyon dolarları olsun, 35 cami milyon hayrat, 58 hayır kurumu açsınlar. Bunları toplasanız, en zor zamanında kendisine elini açmış kalplerini kırdığı insanlardan bir tanesi bile etmez.
Kendisine sonradan gelen bu olumlu hayat standardının yine geldiği gibi ansızın gidebilme ihtimalinin var olduğunu, o an yanında olan ve sözde güzel vakit gerçidikleri pek çok insanın bu olasılığın gerçekleşmesi durumunda kendisinden çok uzaklarda olacağı gerçeğinin farkında bile değildir.
Çevrenizde bu tarz insanlar varsa, tahmin edeceğiniz gibi onlarla iletişim kurmak belirli bir noktadan sonra gittikçe zorlaşır. Siz bir şeyleri anlatmaya göstermeye çalışırsınız, çıkış yok, emekler boşa. Sonra boşveriyorum göstermeyi bari bana yaşattığı üzüntülerden bahsedim dersiniz, nafile, sizi dinleyen ve dikkate alan kimse yoktur zaten. Sonrasında çatışmalar baş gösterir. O noktaya gelmenize gerek yok, tüm çatışmalar söylemler etkisiz olduğu noktada, yapacağınız şey, usulca kenara çekilip bu insanın hayatından olabildiğinizce çıkmak olabilir. Bazen gerçekten bir musibet bin nasihattan daha iyidir. Bazı insanlar acıları ile beslenirler. Böle insanlar içinde acı çekecekler diye endişe etmeye gerek yoktur. Önemli olan vicdanınızın rahat, iradenizin hür ve duruşunuzun her zaman vefalı olması.
Bu insanlar içinde, neye inanıyorlarsa, inandıklarından kendilerine yardım diliyorum.
Son olarak, “Para Tanrı’nın yeryüzzünden kovmaya gücünün yetmediği şeytanıdır” diyor ve bu spontan girdime son veriyorum. Bir gün bu yazdıklarımın yerini bulması dileği ile..


yazı için çok teşekkürler benim için çok yararlı oldu