Niyet HerÅŸeye Muktedir
Hafife alınmayacak enteresanlıklar içinde geçen hayatımda, gerek deneyimlediÄŸim gerekse araÅŸtırıp öğrendiklerimin süzgecinden vardığım sonuç bu oldu. Evet “niyet herÅŸeye muktedir”. İnsanevladı acayip bir eser. Henüz onun kadar çevresi ile etkileÅŸim içerisinde olan bir baÅŸka varlık göremedim.
Etkiletişim demek karmaşıklık demek böyle bir noktada. O kadar çok uyaran var ki çevremizde, bu da yetmezmiş gibi geçmişimiz de sürekli peşimizdedir. İnsan geçmişinden kurtulabilir mi? Tabi ki hayır! O halde geçmişle uyum sağlamak gerekebilir kafada. Neden? Cevabı basit, geçmişten kurtulamadığımıza göre hayatımız boyunca bizim içimizde, anılarımızda, geleceği algılamamızda, bir konuya fikir yürütmemizde, problem çözmemizde, hatta yemek yapmamızda, temizliğimizde, pisliğimizde her yerimizde var olacak. Ne yani geçmişteki anılarımız yüzünden istediğimiz gibi mutlu olamayacak mıyız ? Çok saçma! tabi ki olacağız. İşte niyet bu gibi noktalarda devreye giriyor ve basit bir kelime değildir. Ama öncesinde biraz daha sallamak istiyorum.
Aklıma bazı sorular ister istemez geliyor bu konuyu düşündüğümde hatta burada hemen 30 sn içinde aklıma gelen soruları paylaşayım siz de bir el atın;
- Böylesine bir sosyal iletişim içerisinde yaşayan insan ırkının bireylerinin, taşları yerine oturtamadığı bir geçmiş ile geleceğe adım atma eğilimi gösterme lüksü var mıdır ?
- Kendi iç dünyası içerisinde bu hissin yeri ne olabilir?
- Görmezden gelmek, kaçmak ne kadar süreyle çözüm sağlar?
- Kendi yeni geleceğimizi, kendi eski ufalanmış zihnimiz içine hapsetmeye ne kadar gerek var?
- Kendimize yeni bir yaÅŸam kurmak “gerçekten” ne kadar zor olabilir?
Açıkçası bu sorulara doğrudan cevap verme niyetinde değilim, halihazırda yazıyı yazarken bir taraftan aklıma gelen sorulardı, uzatmadan kestim, zira son bir yıldır, hiç adetim olmayan bir şekilde uzatır oldum, zararını gördüm. Öte yandan yazının geneli içerisinde bu sorular üzerine hayata duruşum hakkında fikir edinmeniz de kuvvetle muhtemel. Herneyse konuya dönelim ;
Nerede kalmıştık? Evet, herşeyin başında algı geliyor, bilişsel düzeyimiz geliyor. Algıyı pek çok şey şekillendiriyor, analitik düşünme yetisi, zeka, sosyal gelişim süreci, çevresel etmenler, anlık duygudurum değişimleri, geçmiş anılarımız, traumalarımız, alışkanlıklarımız, bakışımız, duruşumuz, yürüyüşümüz, yaptığımız spor, okuduğumuz kitap, konuştuğumuz insanlar, vs vs vs. Bütün bunlar bir araya geliyor, beyinde kimbilir neler oluyor, yeni sinapslar yeni path ler oluşturuyor, yeni bilgiler belgeler kaydediliyor, yeni çıkarımlar yapılıyor, o gidiyor farklı bezleri tetikliyor, belki yeni belki alışıldık hormonlar salgılanıyor, dğeişik hisler filan derken süreç tıkır tıkır çalışıyor.
Süreç iyi güzel fakat ciddi anlamda da sıkıntılı olabiliyor. Benim bile vermekten sıkıldığım örneği tekrarlayacağım;
Bir kiÅŸi size soruyor; “Saatin var mı?”. Bu soruya “evet var” yada “saat 3″ diyebiliriz. Buna iÅŸte bu algı ve biliÅŸsel düzeyimiz karar veriyor. Belki koluna bakıyoruz saati var mı diye, saat satıp satmadığına bakıyoruz, çevreye bakıyoruz, geçmiÅŸ tecrübelerimizde arama yapıyoruz daha önce bu soruyla karşılaşıldı mı, karşılaşıldıysa ne cevap verildi nasıl bir tecrübe edinildi vs.
Ne alakası var diyeceksiniz, geliyorum yavaÅŸ yavaÅŸ. Size bazen çok uzatabildiÄŸimden bahsetmiÅŸ miydim ? Åžimdi bu noktaya kadar herÅŸey güzel, belirli bir sistem var, kimi zaman “false positive” verse de herÅŸeye tüm yanılgılara, kalıcı hasarlara, geçici duygu dÄŸeiÅŸimlerine, ıvır zıvır bir sürü teknik detaya raÄŸmen iÅŸleyen bir süreç var. Bizim noktamız bu iÅŸleyen sürece etki etme yetisi oldukça yüksek bir kavram olan niyet meselesi.
Hepimiz, geçmişimiz yüzünden, bir çok duygudurum bozukluğu, kararsızlık, pira için yorgan yakma sendromu, horizon effect sendromu ve bilimum sendromları hayatımızda yaşamışızdır. Defalarca kendi kendimize depresyona girmiş çıkmışızdır da haberimiz bile yoktur. Kimi zaman biraz daha ciddi düşüşler göstermişizdir de dışarıdan müdahale ihtiyacı doğmuştur filan.
İçinden en çıkılamayacağını düşündüğümüz anlarda bir şeyi hep gözden kaçırırız niyet. Niyet gerçek bir psikolojik savaş aracı olma niteliğindedir. Neden? Çünkü, kısmen süreci yavaşlatır, bir köpekbalığının avını suyun üstünde yakalayıp derine çekmesi gibi, süreci yavaşlatırken derinleştirirde. Sizde bir altbilinç oluşturmada yardım eder. Siz farkında olmadan, pozitif gelişme sürecinin içinde bulursunuz kendinizi.
Niyet sanıldığından ve günlük hayatta kullanıldığından daha derin bir kelimedir. Niyet bir duruştur, bir perspektifdir. Niyet, bütün sıkışmışlığınıza rağmen kendinize bir boşluk yaratmaktır. Bu sayede kimsenin size açacağı boşluğa ihtiyacınız olmaz. Niyet esasında çözümün büyük oranda kendisidir.
Biz insan iliÅŸkilerinde ve kendi dünyamızda niyeti çok sık kullanırız çoÄŸu zaman farkında olmadan. Ama insanın yapı itibari ile kriz yönetiminde ciddi zaaflarının olması, asıl ihtiyacımız olan kriz anlarında onu etkin bir ÅŸekilde kullanmayı engeller. Bu noktada dışarıdan yardım almaktan çekinmemek gerekir. Yardım almak bir doktora gitmenin ötesindedir. Danışmak, tartışmak, fikir sormak, beyin fırtınası yapmak, güvenmek, güven vermek, yani esasında kriz durumunda büyük ölçüde ihtiyaç duyulan ÅŸeylerin, baÅŸkaları üzerinden, kendi içinizde yükselmesine fırsat vermek. Bu zaten temel bir duruÅŸu ve niyeti beraberinde getirecektir. Size düşen daha efektif ve çözüm odaklı bir hale getirip, sizi rahatsız edecek kavramlardan uzaklaÅŸtırıp makyajlamak güzel görünmesini saÄŸlamaktır içinize…
Evet niyet çevreyi algılamanıza doğrudan etki eder. Siz istesenizde istemesenizde etki eder. İstek her zaman niyetle paralel gelmez
Aşkın gözü kör müdür? Hayır niyettir! Arkadaşlık içinde bir niyet barındırır. Bir insana güvenmeye niyet edersiniz. Oruç tutmadan önce niyet edilir. Niyet teorik anlamda saftır. Burdaki saflık iyilik kötülük temizlik anlamında değil, katısızlık anlamındadır. Niyet biraz daha katıksızdır. Bu nedenle daha iyi bir psikolojik harp aracıdır. Bir insanla ilişkinizi bozmamaya niyetiniz varsa, fedakarlıklarınızla başa çıkacak refleksler geliştirmeniz çok doğaldır. Öte yandan bir ilişkinizle ilgili niyetinizi kaybettiyseniz ya da değiştiyse herşey yük gelmeye başlar. Bu da kendi içinde mantıklıdır.
Örneğin, yaramazlık yapar çocuklar ve aile sabırlıdır. Neden? çünkü niyetleri onları eğitmek ve büyütmektir. Biz aslında niyet gibi inanılmaz bir gücü sürekli kullanırız. Tek yapmamız gereken iyi günlerde değil, kriz anlarında da içimizden yükselmesine izin vermek.
Niyetlerim konusunda zaman zaman hatalar yapsam da, gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, hayatım boyunca insanların hep niyetlerinin ne olduğuna bakmaya çalıştım. Bunu söylüyor ama niyeti ne olabilir? bu şekilde davranıyor ama niyeti ne? Kimi zaman beni gurursuz gösterse de söylenenlere aldırış etmeden arkadaki niyete odaklanmam, ben yine de bunu yapabildiğim için mutluyum.
Bunu yapabildiğim için değer verdiğim insanlar adına fedakarlık yapabiliyorum gocunmadan. Bunu önemsediğim için, çalıştığım kurumlar için fedakarlık yapmak benim için profesyonellikten öte anlam taşımakta. İyi bir profesyonelden çok iyi bir takım arkadaşı ruhu taşımamın nedeninde bu var.
Bütun bunların yanında en zor zamanlarımda, en içinden çıkılmaz, en yalnız olmayı istediğim zamanlarda üç kavram hayatımı kurtarmıştır. Aksiyomlarım, Niyetlerim, kuracağım yeni hayat için edindiğim yeni anlamlarım.
Yaşadığımız her kötü şeyin cezasını aslında o an çekeriz. Yapmamız gereken son şey bu cezayı geleceğimize ve gelecekteki yenilerimize çektirmek olacaktır.
Bu noktada benim sürecimin algoritması çok kabaca şudur;
- Sıkıştığımda derine inebildiğim kadar inerim
- En temel olduğuna inandığım yerde, niyetime uygun bir aksiyom belirlerim
- Bundan sonraki süreci bu aksiyom üzerinden analiz ederim.
- Herşey bittiğinde kendimi iyi hissettiğimde dönüp doğrulama yapar bir şey atlayıp atlamadıığımı incelerim.
Bu “swiss army knife” olabilecek kabalıkta ve aynı oranda derinlikte bir algoritmadır. Bunu çalıştırdığınız spor takımlarındaki krizlerden, aşık olduÄŸunuz kiÅŸi ile yaÅŸadığınız krizlere, kendi içsel yolculuÄŸunuzdan, evliliÄŸinize, sektörel krizlere kadar uygulanabilir versiyonlarını çok ama çok kolay bir ÅŸekilde üretmeniz mümkün.
Unutmamakta fayda var, inanç çok güçlü bir güdüdür ve temelinde niyet vardır
Böylesine bir gücü kendi iyiliğimiz için yönlendirmek sanırım çok mantıksız ve garip bahanelerle kaçınılmasına gerek olmayan bir yöntem olsa gerek.
Şimdi durun bir dakika o yaptığınız her ne işse bırakın bir kenara, kendinize 10 dk verin. Bu aynı zamanda sevdiklerinize de verdiğiniz bir 10dk olacak emin olabilirsiniz. Bu çerçeve de düşündüğünüzde, ilişkilerinize, çevrenizdeki konumunuza bir el atın. Kimlere ne niyetle nasıl davrnayorsunuz, dahası ne niyetle kendiniz için ne yapıyorsunuz? Eğer kapsamlı ve saf bir düşünce içerisine girer ve niyetiniz gerçekten bu soruları cevaplamak olursa emin olun bir yerlerde bir şeyler için kıpırtılar hissedeceksinizdir.
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.



Yorumlar
Henüz Yorum Yok.
Yorum Yazın