<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kırmızı ve Siyah &#187; Bilişsel Bilimler</title>
	<atom:link href="http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/category/bilissel-bilimler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kirmizivesiyah.org</link>
	<description>Kendiliğinden...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Dec 2011 12:41:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>İnsan Her Şeyin Ölçüsüdür</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/04/20/insan-her-seyin-olcusudur/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/04/20/insan-her-seyin-olcusudur/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2011 17:03:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[Doğru algılama ile bilgi, iki ayrı dünya yaratmıştır. Bir yanda meydana gelen ve yok olan, doğru algının, göreceli gerçekliklerin dünyası, diğer yanda, sağlam ve sürekli, asıl gerçekliğin, &#8220;idealar&#8221;ın dünyası. Bir şeyi bilen kişi, onu algılayan kişidir. Bu yüzden &#8220;insan her şeyin ölçüsüdür&#8221;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğru  algılama ile bilgi, iki ayrı dünya yaratmıştır. Bir yanda meydana gelen  ve yok olan, doğru algının, göreceli gerçekliklerin dünyası, diğer  yanda, sağlam ve sürekli, asıl gerçekliğin, &#8220;idealar&#8221;ın dünyası. Bir  şeyi bilen kişi, onu algılayan kişidir. Bu yüzden &#8220;insan her şeyin  ölçüsüdür&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/04/20/insan-her-seyin-olcusudur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arquanum Multidisciplinary Cyber Security Studies</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/03/31/arquanum-multidisciplinary-cyber-security-studies/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/03/31/arquanum-multidisciplinary-cyber-security-studies/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Mar 2011 17:25:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[siber güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[siber savaş]]></category>
		<category><![CDATA[siber terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=317</guid>
		<description><![CDATA[Şuanda popüler bir kelime olup bazı bilişim güvenliği uzmanları tarafından kullanılsa da, aslında halen kavram olarak içi ve altı oldukça boş olan siber güvenlik kavramının, bilişim güvenliği demek olmadığı kesindir. Bu anlamda, &#8220;siber güvenlik&#8221; kavramının kullanımı, popülist yaklaşım ve afilli kelimelerle ilgi çekmek yahut müşteri toplamaktan öteye gitmemektedir. Öte yandan ise, gerek pratik gerekse teorik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Şuanda popüler bir kelime olup bazı bilişim güvenliği uzmanları tarafından kullanılsa da, aslında halen kavram olarak içi ve altı oldukça boş olan siber güvenlik kavramının, bilişim güvenliği demek olmadığı kesindir. Bu anlamda, &#8220;siber güvenlik&#8221; kavramının kullanımı, popülist yaklaşım ve afilli kelimelerle ilgi çekmek yahut müşteri toplamaktan öteye gitmemektedir. Öte yandan ise, gerek pratik gerekse teorik olarak bu kavramının altının ciddi şekilde doldurulması, orta ve uzun vadede gelecek için oldukça önemlidir. <span id="more-317"></span>Teknik anlamda bilişim güvenliği ile ilgilenen arkadaşlar genelde olayın bu yönünü ya hiç düşünmezler, ya da hafife alırlar. Ama bu doğru bir yaklaşım olmaktan oldukça uzaktır, zira eğer artık internet yerine siber dünyadan bahsediyorsak, ve bu kadar hayatımızın içinde yaşam alanımızı etkileyecek düzeye geldiyse, bu noktada farklı perspektiflerden sürece yaklaşma alışkanlığını yahut eğilimini edinmek durumundayız.</p>
<p style="text-align: justify;">Tabi bu yaklaşımdan yola çıkarak, söz gelimi terörle mücadele çok başarılı bir subayın terör uzmanı olduğunu söyleyemeyeceğimiz gibi, derin teknik bilgiye sahip bir bilişim güvenliği uzmanı arkadaş için de, siber güvenlik konusunda uzman olduğunu söylemek anlamlı olmayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Siber Güvenlik pratik anlamda siber dünyanın güvenliği demektir. Buradaki siber kelimesi için de geleneksel tanımlamalar yeterli değildir zira reel ve sanal gerçeklerin nereden başlayıp nerede sonlandığını felsefik anlamda netleştirmek oldukça zor ve dinamik bir süreç. Bu çerçeveden bakıldığında, pek çok farklı disiplinden yaklaşımları, ortak bir kavramda birleştirerek, çıkarımlar yapan, çözümler üreten, sorular üreten insanlar temelde siber güvenlik uzmanı olma yolunda çok daha hızlı ve doğru adımlar atıyor demek yanlış olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Biz de bir kaç kişi, lise yıllarınızdan oldukça tanıdık gelecek &#8220;sayısalcılar zekidir sözelciler salaktır&#8221; önermesi ve bu önermeyi referans alabilecek her türlü yaklaşımı bir kenara bırakarak, farklı perspektifleri ele alarak siber güvenliği bütün bir süreç olarak değerlendiren çalışmalar ve görüş alışverişleri yapabilmek adına, çalışma topluluğumuzu kurduk.</p>
<p style="text-align: justify;">Kabaca aşağıdaki alanları çevreleyen çalışmalar ve fikir paylaşımlarının olacağı topluluğumuza, belirtilen ilgi alanlarından en az birine sahip iseniz katılabilirsiniz.</p>
<ul>
<li>Bilişim Güvenliği</li>
<li>Elektronik Harp</li>
<li>Psikoloji</li>
<li>Sosyoloji</li>
<li>Uluslarası İlişkiler</li>
<li>Algı Yönetimi</li>
<li>Çatışma Yönetimi</li>
<li>Psikolojik Harekat</li>
<li>Algı ve Kimlik İnşası</li>
<li>Pazarlama</li>
<li>Bilişsel Bilimler</li>
<li>Terör ve Terörle Mücadele</li>
<li>Krimonoloji</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Facebook Sayfası:</p>
<p style="text-align: justify;">http://www.facebook.com/pages/Arquanum-Multidisciplinary-Cyber-Security-Studies</p>
<p style="text-align: justify;">Facebook Grubu:</p>
<p style="text-align: justify;">Email Grubu:</p>
<p>http://groups.google.com/group/<strong>arquanum-multidisciplinary-cyber-security-studies</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/03/31/arquanum-multidisciplinary-cyber-security-studies/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Narkissos&#8217;un Hikayesi</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/01/09/narkissosun-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/01/09/narkissosun-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Jan 2011 22:29:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=314</guid>
		<description><![CDATA[Narkissos, kendi güzelliğini her gün seyretmeye giden yakışıklı delikanlının hikayesi&#8230; (Öyle şeyler oluyor ki, mesleği tamamen bırakıp insanın oturup felsefe, psikoloji, sosyoloji kitapları karıştırıp, edebiyat yapıp, sayfalarca yazı yazası geliyor. Ama gelin görün ki, henü zamanı değil; hala dolduruyoruz hikayeleri&#8230; Bu işin sonunda ya bolca yazı çıkar, ya bolca suskunluk, göreceğiz&#8230;) Velhasıl-ı kelam, bu delikanlımız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Narkissos, kendi güzelliğini her gün seyretmeye giden yakışıklı delikanlının hikayesi&#8230; (Öyle şeyler oluyor ki, mesleği tamamen bırakıp insanın oturup felsefe, psikoloji, sosyoloji kitapları karıştırıp, edebiyat yapıp, sayfalarca yazı yazası geliyor. Ama gelin görün ki, henü zamanı değil; hala dolduruyoruz hikayeleri&#8230; Bu işin sonunda ya bolca yazı çıkar, ya bolca suskunluk, göreceğiz&#8230;) <span id="more-314"></span></p>
<p>Velhasıl-ı kelam, bu delikanlımız kendi görüntüsüne o kadar vurgun muş ki, günün birinde kendine bakarken göle düşüp boğulmuş. Onun göle düşüp boğulduğu yerde de bir çiçek açmış, bu çiçeğe nergis adı verilmiş.</p>
<p>Tatlı su gölünün kıyısına gelen orman tanrıçaları Oreas&#8217;lar onu bir acı gözyaşı kavanozuna dönüşmüş olarak bulmuşlar.</p>
<p>- Neden ağlıyorsun? diye sormuş Oreas&#8217;lar<br />
- Narkissos için ağlıyorum diye yanıtlamış göl<br />
- Ne var bunda şaşılacak? diye cevap vermiş orman tanrıçaları. Bizler onun peşinde ormanlarda boşu boşuna dolanır dururduk görebilmek için, ama onun güzelliğini yakından yalnızca sen görebilirdin.<br />
- Narkissos yakışıklı bir genç miydi? diye sormuş göl<br />
- İyice şaşıran orman tanrıçaları, bunu senden kim daha iyi bilebilir ki? diye karışılık vermiş. Her gün senin kıyılarına gelip sularına bakıyordu!</p>
<p>Göl bir süre sessiz kalmış. Sonra şöyle konuşmuş:</p>
<p>- Narkissos için ağlıyorum ama onun yakışıklı olduğunu hiç farketmemiştim ben. Narkissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde unuttuğum kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.</p>
<p>Kendisinden kaçılan, korkulan, uzak durulan, cinselliğin ve hazzın simgesi, Hermes&#8217;in oğlu keçi bedenli Pan mı daha ürkütücü, yoksa Sophia mı daha ermiş  bilinmez&#8230; ama Pan&#8217;ın lanetlendiği kesin, ölümsüz olduğundan bir hayli zor olsa gerek&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/01/09/narkissosun-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kopenhag IT Üniversitesi Semineri</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/12/24/kopenhag-it-university-seminar/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/12/24/kopenhag-it-university-seminar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Dec 2010 10:59:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[cyber intelligence]]></category>
		<category><![CDATA[cyber security]]></category>
		<category><![CDATA[cyber war]]></category>
		<category><![CDATA[expionage]]></category>
		<category><![CDATA[organized cyber crime]]></category>
		<category><![CDATA[siber güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[siber savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=302</guid>
		<description><![CDATA[Benim için oldukça faydalı bir deneyim oldu. Zaman zaman rahatsız edici şeyler olsa da her şey yerli yerinde ve beklediğimden iyi bir şekilde sonuçlandı diyebilirim. Neler olup bittiğini kısaca not düşeyim istedim müthiş bir isteksizlik de varken içimde =) Geçtiğimiz hafta Danimarka&#8217;daydım. Kopenhag IT Üniversitesi&#8217;nde System Security and Design dersinde &#8220;Guest Lecturer&#8221; olarak bir ders [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Benim için oldukça faydalı bir deneyim oldu. Zaman zaman rahatsız edici şeyler olsa da her şey yerli yerinde ve beklediğimden iyi bir şekilde sonuçlandı diyebilirim. Neler olup bittiğini kısaca not düşeyim istedim müthiş bir isteksizlik de varken içimde =)<span id="more-302"></span></p>
<p>Geçtiğimiz hafta Danimarka&#8217;daydım. Kopenhag IT Üniversitesi&#8217;nde System Security and Design dersinde &#8220;Guest Lecturer&#8221; olarak bir ders verdim. İnanılmaz tedirgin başladığım ders beklentilerimin üzerinde keyifli geçti. Noel tatili önceki bu son derse, dersin öğrencilerinin yanı sıra bir iki de master öğrencisi vardı. Derste;</p>
<ul>
<li>Siber Dünya Kavramı</li>
<li>Siber Güvenlik İhtiyacı</li>
<li>Organize Suçlar ve Siber Güvenlik</li>
<li>Terörizm</li>
<li>Siber Terörizm</li>
<li>Siber Güvenlik ile Gayrinizami Mücadele</li>
<li>Siber Operasyonların Uluslarası ilişkilerde Yumuşak Güç Olarak Kullanımı</li>
<li>Siber Terörle Mücadeleye Fonksiyonel Yaklaşım</li>
<li>Siber Dünya ve Algı Operasyonları</li>
</ul>
<p>gibi konulara değindik. Tabi, zaman-mekan ikilisi gereği, konular üzerinde fazla derinleşemedik. Genel anlamda ilgili insanlar vardı karşımda ve olumluydu.</p>
<p>Sürece dahil olan katılan, destekleyen emek veren herkese çok teşekkür ederim. =)</p>
<p>Aşağıda bir iki kare fotoğraf var, açıkçası bir miktar üşendiğim için koyamadım diğerlerini. =))</p>

<a href='http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/12/24/kopenhag-it-university-seminar/dsc_0400/' title='DSC_0400'><img width="150" height="150" src="http://www.kirmizivesiyah.org/wp-content/DSC_0400-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="DSC_0400" title="DSC_0400" /></a>
<a href='http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/12/24/kopenhag-it-university-seminar/dsc_0405/' title='DSC_0405'><img width="150" height="150" src="http://www.kirmizivesiyah.org/wp-content/DSC_0405-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="DSC_0405" title="DSC_0405" /></a>
<a href='http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/12/24/kopenhag-it-university-seminar/dsc_0409/' title='DSC_0409'><img width="150" height="150" src="http://www.kirmizivesiyah.org/wp-content/DSC_0409-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="DSC_0409" title="DSC_0409" /></a>
<a href='http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/12/24/kopenhag-it-university-seminar/dsc_0410/' title='DSC_0410'><img width="150" height="150" src="http://www.kirmizivesiyah.org/wp-content/DSC_0410-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="DSC_0410" title="DSC_0410" /></a>
<a href='http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/12/24/kopenhag-it-university-seminar/dsc_0418/' title='DSC_0418'><img width="150" height="150" src="http://www.kirmizivesiyah.org/wp-content/DSC_0418-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="DSC_0418" title="DSC_0418" /></a>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/12/24/kopenhag-it-university-seminar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Danimarka Yolculuğu ve Olup Bitenler</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/11/25/danimarka-yolculugu-ve-olup-bitenler/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/11/25/danimarka-yolculugu-ve-olup-bitenler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Nov 2010 16:03:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=294</guid>
		<description><![CDATA[Evet yazamadım, yazamıyorum da&#8230; Şu sıralar, neredeyse dakikaların hesabını yapmak zorunda kalıyorum. Sürekli bir yerlere koşturmak, sürekli bir şeye yetişmek veya çalışmak durumundayım. Şikayetçi miyim? Bir kısmından evet. Ama geneli itibari ile şikayetçi değilim. Süreç belli konularda beni doğrulayarak ilerlemekte ve bazı gelişmeler sağlamakta. Önümüzdeki ay 10 Aralık 2010 tarihinde Danimarka&#8217;ya gidiyorum. Burada hem çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet yazamadım, yazamıyorum da&#8230; Şu sıralar, neredeyse dakikaların hesabını yapmak zorunda kalıyorum. Sürekli bir yerlere koşturmak, sürekli bir şeye yetişmek veya çalışmak durumundayım. Şikayetçi miyim? Bir kısmından evet. Ama geneli itibari ile şikayetçi değilim. Süreç belli konularda beni doğrulayarak ilerlemekte ve bazı gelişmeler sağlamakta. Önümüzdeki ay 10 Aralık 2010 tarihinde Danimarka&#8217;ya gidiyorum. Burada hem çok sevdiğim bir arkadaşımı ziyaret edeceğim, hem de<strong> Danimarka IT Kopenhag Üniversitesi</strong>&#8216;nde <strong>Security Architecture</strong> dersinde kişisel araştırmalarımı anlatacağım. <span id="more-294"></span></p>
<p>Benim açımdan oldukça heyecan verici bir gelişme bu. Zira 2004 yılında arabada seyahat ederken anneme söylediğim öngörülerim bir bir gerçekleşmekte, bu da bana doğru tahminlerde bulunduğumu ve doğru yolda olduğum mesajını veriyor. Bu anlamda huzurluyum, çünkü kendi meraklarım ve araştırmalarım içerisinde boğulduğum zamanlarda, akademik hayatım her aksadığında, kendimi yargılayıp her şeyi yeniden gözden geçirmek zorunda kalıyordum, acaba kendimi mi kandırıyorum diye&#8230; İçinde bulunduğum süreç mümkün olduğunca doğru şeyleri yaptığımı gösteriyor bana.</p>
<p>Tabi bazı gelişmeler beraberinde bir takım olumsuzlukları da getirmiyor değil. Örneğin 18 Aralık 2010 için Yeditepe Futurizm Kulübü ve İstanbul Barosu ortaklığında bir etkinlikte <strong>Siber Terörizm </strong>konuşacaktım, ancak tarihlerin Danimarka seyehatimle çakışması nedeni ile bunu iptal üzülerek iptal etmek zorunda kaldım. Umarım başka bir etkinlikte bir araya gelebiliriz.</p>
<p>Teknik anlamda da bana uzak gelen pek çok şey artık çok daha yakın gelmekte ve daha anlam kazanmakta, bu da benim açımdan oldukça olumlu bir gelişme. <a href="http://www.h-labs.org" target="_blank">Mesut Timur</a> ve <a href="http://ttlexpired.com" target="_blank">Deniz Çevik</a>&#8216;e selamlar <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Elbette bu sıkışıklık arasında asıl yapmam gerekenleri unutmuş değilim. Çalışmaya devam.</p>
<p>Öte yandan hayatımın problem sarmaşığı haline gelmiş olan okulum ile ilgili olarak da sanıyorum hiç olmadığı kadar olumlu gelişmeler olmakta. Ben de eskisine nazaran daha fazla emek harcadığımı söyleyebilirim, hiç istemesem de&#8230; Fakat hala, boynundan kulübeye bağlı bir köpek gibi hissediyorum. Fikri anlamda en verimli olduğum süreci, büyük çoğunluğu saçmalıklarla dolu olan, asla merakımı cezbetmeyen ıvır zıvır işlerle boğuşarak geçirmek oldukça kötü.</p>
<p>Şunu bir kere daha anladım, eğer teknik bir bölüm okuyorsanız, bu bölüm özellikle bilgisayar mühendisliği veya dengi bir alansa, ve bu bölümü bir üçüncü dünya ülkesinde okumaya çalışıyorsanız, en verimli anınızda askere gidip 4 sene askerlik yapmaktan bir farkı yok. Tabi hedefleri belli olan, ne yapmak istediğini bilen, ilgi alanlarını ve meraklarını keşfetmiş insanlar için söylüyorum. Top üniversiteleri bilmem oralarda durum belki farklıdır. Kesinlikle bir zaman kaybı olduğunu düşünüyorum. Burada da <a href="http://ferruh.mavituna.com" target="_blank">Ferruh Mavituna</a>&#8216;ya selam gönderiyorum. <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Mesleki aktivitelerin yanı sıra, bağımsız araştırmalarımı da artık daha somutlaştıracak zemine ulaştırmaya iyice yaklaştım. Disiplinler Arası Siber Güvenlik Kavramı çerçevesinde, temellendirdiğim fikirlerimi, yayına çevirme konusunda ciddi ilerleme kaydettiğimi söyleyebilirim.</p>
<p>Mayıs ayına yetiştirebileceğimi umduğum &#8220;<strong>Gayri Nizami Harp Perspektifi ile Siber Güvenlik Kavramına Bakış</strong>&#8221; isimli makalem yolda. Akademik bir dergiye göndereceğim. Umuyorum fikirsel anlamda bu makaleyi algılayabilen hakemler tarafından incelenir. <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>İnsanlar genelde yaptığınız işi sevin çerçevesindeki düşünceleri şu anda sanıyorum benim için daha fazla anlam taşıyamazdı. Yaptığım işi seviyorum, çalıştığım alanı çok seviyorum, araştırma yaptığım konu benim için çocuğum gibi, her an yeni fikirler kafamda oluşuyor, kendimi verimli, ait, işe yarar, pozitif enerji ile yüklü hissediyorum. Bkz.<a href=" http://www.hado.com/" target="_blank"> Su Kristalleri Teorisi</a></p>
<p>Bunların dışında tarif edilmez dinamiklik içerisinde ilerlemekte hayatım, hemen her duyguyu sağolsun yaşatıyor. Belirsizlik gibi iğrenç bir duyguyu, huzuru, bazen dayanılmaz baş ağrılarına götürecek kadar büyük hayal kırıklıklarını, kahkahaları, huzuru, üzüntüyü, sessizliği, gevezeliği hemen her duyguyu dalgalı bir şekilde yaşatacak bir dinamizm ile akıyor&#8230;</p>
<p>İçimden kendim için de herkes için de güzel şeyler geçiriyorum. Umuyorum ileride daha fazla yazabileceğim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/11/25/danimarka-yolculugu-ve-olup-bitenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soğuk Savaş Unsuru Olarak Stuxnet Kullanımı ve Yeni Nesil Silahlanma</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/10/13/soguk-savas-unsuru-olarak-stuxnet-kullanimi-ve-yeni-nesil-silahlanma/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/10/13/soguk-savas-unsuru-olarak-stuxnet-kullanimi-ve-yeni-nesil-silahlanma/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 11:48:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[cyber security]]></category>
		<category><![CDATA[cyber terrorism]]></category>
		<category><![CDATA[cyber war]]></category>
		<category><![CDATA[disiplinlerarası güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[siber savaş]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk savaş]]></category>
		<category><![CDATA[stuxnet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[Beyaz Sapka için yazdığım makaleyi buraya da eklemek istedim. Makale yeni nesil silahlanma yarışının ve yeni soğuk savaş kavramının ne boyutta gerçekleşeceği hakkında, Stuxnet olayı üzerinden bir korelasyon kurmayı hedefliyor. Stuxnet&#8217;in teknik yapısı ile ilgili inanılmaz bilgiler barındırmamakta, fakat üzerinde çalışmış olduğum yeni nesil disiplinlerarası güvenlik süreci hakkında bir miktar bilgi içermekte. Siber Dünya ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beyaz Sapka için yazdığım makaleyi buraya da eklemek istedim. Makale yeni nesil silahlanma yarışının ve yeni soğuk savaş kavramının ne boyutta gerçekleşeceği hakkında, Stuxnet olayı üzerinden bir korelasyon kurmayı hedefliyor. Stuxnet&#8217;in teknik yapısı ile ilgili inanılmaz bilgiler barındırmamakta, fakat üzerinde çalışmış olduğum yeni nesil disiplinlerarası güvenlik süreci hakkında bir miktar bilgi içermekte. <span id="more-289"></span></p>
<blockquote><p>Siber Dünya ve Siber Güvenlik kavramları yalnızca bilişim perspektifinden değerlendirilecek kadar sığ bir süreç mi barındırır?İnsan  egosunun ve toplumsal çıkarların geri planda kalamadığı her süreç,  beraberinde uyuşmazlıkları getirecek; iyi analiz edilemeyen ve  yönetilemeyen uyuşmazlıklar ise hızla çatışmalara ve savaşlara  dönüşecektir. Bilinen yazılı insanlık tarihi itibari ile savaşın ve  çatışmanın olmadığı 367 yıllık bir süreçten söz edilebilinmektedir.</p>
<p>Bununla beraber dünyanın acı ile tecrübe ettiği son dünya savaşı,  tarihin gördüğü en yıkıcı savaşlardan biri olmuştur. Gerçek anlamda bir  “dünya” savaşı olan bu süreçten etkilenmeyen ülke neredeyse yoktur.  Keskin sosyolojik ve politik ayrımlar ile gelen bu savaş sürecinin  ardından, barış süreci de bir o kadar sancılı geçmiştir.<br />
Sıcak savaş sonrası süreç, bir nevi bilgi ve algı mücadelesi olarak  kıran kırana geçmiştir. Soğuk Savaş olarak adlandırılan ve yeni bir  savaşın her an çıkacağı korkusuyla geçen bu dönem yeni dünyanın  şekillenmesine ve güç, algı, inşa gibi kavramların altlarının ciddi  şekilde doldurulmasına olanak sağlamıştır. Konumuzdan uzaklaşmamak adına  Soğuk Savaş yıllarının detaylarına ve dönemlerine bu yazıda  değinilmemiştir.</p>
<p>Buna karşın dünya üzerinde süper güç olarak, dünyanın geleceği için  söz sahibi olma yarışı, askeri, politik, psikolojik, ekonomik, sportif,  kültürel ve entellektüel anlamda hemen her alanda devam etmişse de  nihayetinde Sovyetler Birliği’nin dağılması ile sonuca ulaşmıştır.</p>
<p>Soğuk Savaş döneminde öncelikli olarak askeri bir teknoloji sonucu  ortaya çıkan internetin, bütün dünya tarafından kullanılmaya başlanması  ve İnternet’in kendisine ait yeni teknolojileri üretebilecek bir  yeteneğe ulaşması, dünya tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri  haline gelmiştir.</p>
<p>Bugün Siber Dünya olarak adlandırdığımız bu yeni dünya ve onun  getirdikleri, hayatımızı büyük oranda içine almaktadır. Yaşantımızın  hemen her varlığının yansımalarını Siber Dünya içerisinde görmek mümkün  olmaktadır. Bütün bu yansımalar sadece hayatımızı kolaylaştıran  gelişmeler ile kısıtlı kalmamakta, hali hazırda bizi zorlayan, üzerinde  henüz kurulu gerçek dünya düzenimizde dahi anlaşmaya varamadığımız pek  çok sorun da Siber Dünya’nın bir gerçeği olarak hızla yerini almaktadır.</p>
<p>Propaganda aracı, suç unsuru ve silah olarak İnternet ve Siber  Dünya’nın kullanımı da bu çerçevede değerlendirilebilir. Bu süreçteki  bir diğer olumsuz durum ise, bu yeni oluşan dünyanın kontrolsüz ve  yüksek ivmeyle büyümesidir.</p>
<p>Tablo 1:</p>
<p><img class="alignnone" title="Growth of Internet" src="http://www.beyazsapka.org/files/u337/1.png" alt="" width="503" height="213" /></p>
<p>Yukarıdaki tablo İnternet’in ortaya çıkışı ile 2009 yılına kadar  geçirdiği evrimi ve yakaladığı ivmeyi özetlemek adına oldukça  çarpıcıdır.</p>
<p>Böylesine yüksek bir hızla büyüyen bir yapı içerisinde, gerçek  hayatımızda kontrol altına alamadığımız olguları kontrol altında tutmak  yahut modellemek ise, sanıldığından çok daha güç bir iş olarak karşımıza  çıkmaktadır. Suç, ahlak, terör, vb. gibi kavramlar henüz gerçek  hayatımızda dahi felsefik anlamda üzerinde uzlaşılmış kavramlar olmaktan  çok uzaktadır.</p>
<p>Bu gelişim sürecine biraz daha yakından baktığımızda, esasında kendi  sosyal gelişim sürecimizden çok da farklı bir süreç göremememiz,  yaşadığımız dünya ile oluşan Siber Dünya’nın pek çok anlamda paralellik  arz ettiğinin önemli bir göstergesi olarak göze çarpmaktadır. Tıpkı  yaşadığımız gerçek yaşamın gelişiminde olduğu gibi, İnternet’in ilk  yıllarında da, herkesin bir birey olarak bu yeni dünyada var olma  çabalarının yerini, sosyal yapılar almış ve birey olarak var olma  ihtiyacını gidermiş insanların kitle iletişimi için zemin hazırlamış, bu  sayede sosyal komüniteler oluşmaya başlamıştır.</p>
<p>Her sosyal topluluk kendi iç dinamiklerini, iç işleyişini, kendi  jargonunu ve kurallarını geliştirmiş ve kimi zaman diğer sosyal  topluluklarla uyuşmazlıklar yaşamaya başlamıştır. Bireysel yaşam ile  beraber sosyal toplulukların da Siber Dünya içinde yer almaları, bu  tanımlanan ve hızla büyüyen dünyaya daha dinamik bir devinim katmıştır.</p>
<p>Bugün internet üzerinden para kazanmak ve gerçek yaşamınıza katkı  sağlamak mümkündür. Internet üzerinden gerçek kimliğinizi zedelemek,  itibarınızı sarsmak da mümkündür. Yahut yeni arkadaşlıklar edinmek, yeni  bilgiler elde etmek, kendinizi eğitmek, başkasına eğitiminde yardım  etmek, kısaca gerçek hayatımızda sosyalleşmek adına yaptığımız temel  birçok eylem, siber dünyada karşılık bulmaktadır.</p>
<p>Bununla birlikte, sosyal oluşumların siber dünyada da politik ve  siyasi görüşlerini savunmaları, benimsedikleri inançlar ile  oluşturdukları topluluklarla o ilkeler doğrultusunda yaşamaları,  ilkelerini yaymaya çalışmaları, başka topluluklara müdahalede  bulunmaları da tıpkı gerçek dünya içerisinde, tarihin başlangıcından  beri karşılaştığımız süreç kadar benzer eylemler silsilesidir.</p>
<p>Bu konudaki ilk ve en çarpıcı örneklerden biri “SecondLife” adlı oyun  içerisinde gerçekleşen terör saldırılarıdır.   SecondLife yapı itibari  ile başından beri savunduğumuz paralel yaşam olgusunun en önemli  örneklerinden biridir. Oyuncuların, kendi yaşamları dışında, neredeyse  ikinci bir hayat yaşamalarına olanak tanıyan oyunun milyonlarca  kullanıcısı bulunmaktadır. Oyun içerisinde, sınıf mücadeleleri, yeni iş  kurma, para kazanma, yeni arsa alma, ev yapma, hatta oyunda kazandığınız  paranızı gerçek hayatta tahsil edebilme gibi sıra dışı fonksiyonlar  bulunmaktadır. Baştan bir karakteri ikinci bir hayat olarak her anlamda  yaşamanıza olanak tanır. ( 1 ABD Doları = 270 Linden Doları )</p>
<p>Oyunun sahibi olan Linden şirketi, oyun üzerinde yapılan  ticaretlerden ve üyeliklerden günde 1 milyon dolar civarında bir ciro  yapmaktadır. SSLA (İkinci Hayata Özgürlük Ordusu) adlı terör örgütünün  bombalı eylemlerine maruz kalan şirket, bazı imtiyazlar vermek zorunda  kalmıştır. Oyundaki bir açığı kullanan örgüt militanlarının sis  bombaları oluşturarak patlatmaları ile kullanıcıların bilgisayarlarının  kitlendiği kayıt altın alınmıştır. Örgüt manifestosunda ise, Linden  şirketinin otoriter bir rejim olduğunu ve SecondLife içerisinde  demokratik bir rejimin hüküm sürmesi gerektiği inancını vurgulamaktadır.</p>
<p>2007 yılında gerçekleşen bu terör saldırısı, dikkatleri bir an için  bu yöne çektiyse de, bu anlamda disiplinlerarası bir farkındalığı  beraberinde getirememiştir.</p>
<p>Yine Siber Dünya’nın hızlı gelişim süreci ele alındığında, 90’ lı  yılların daha önce belirtilen bireysel var olma çabalarını, 2000’ li  yılların ise toplu ve organize eylemleri temsil ettiğini kolaylıkla  söyleyebiliriz. Bu benzerlikle ileriyi ön görmeye çalıştığımızda, Siber  Dünya ve beraberinde gelen ileri düzey teknolojilerin yeni silahlanma  yarışında önemli bir rol oynayacağını, bu yeni soğuk savaşın beraberinde  sıcak savaş riski taşıyacağını tespit etmek zor olmayacaktır.</p>
<p>Tablo 2:</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="448">
<tbody>
<tr>
<td width="104" valign="top"><strong>For 2008</strong></td>
<td width="65" valign="top"><strong>Financial</strong></td>
<td width="64" valign="top"><strong>Business</strong></td>
<td width="70" valign="top"><strong>Education</strong></td>
<td width="83" valign="top"><strong>Gvt/Military</strong></td>
<td width="63" valign="top"><strong>Medical</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top"><strong>Insider Theft</strong></td>
<td width="65" valign="top">2.4%</td>
<td width="64" valign="top">5.6%</td>
<td width="70" valign="top">1.8%</td>
<td width="83" valign="top">3.4%</td>
<td width="63" valign="top">2.4%</td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top"><strong>Hacking</strong></td>
<td width="65" valign="top">3.5%</td>
<td width="64" valign="top">6.1%</td>
<td width="70" valign="top">2.7%</td>
<td width="83" valign="top">0.8%</td>
<td width="63" valign="top">0.8%</td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top"><strong>Data on the Move</strong></td>
<td width="65" valign="top">1.7%</td>
<td width="64" valign="top">7.3%</td>
<td width="70" valign="top">3%</td>
<td width="83" valign="top">4.3%</td>
<td width="63" valign="top">4.4%</td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top"><strong>Accidental Exposure</strong></td>
<td width="65" valign="top">0.8%</td>
<td width="64" valign="top">3.0%</td>
<td width="70" valign="top">6.1%</td>
<td width="83" valign="top">3.0%</td>
<td width="63" valign="top">1.5%</td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top"><strong>Subcontractor</strong></td>
<td width="65" valign="top">0.8%</td>
<td width="64" valign="top">3.5%</td>
<td width="70" valign="top">1.5%</td>
<td width="83" valign="top">2.3%</td>
<td width="63" valign="top">2.3%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tablo 2’ den de görülebileceği üzere, özellikle iç tehditler devlet  kurumları ve iş dünyası üzerine yoğunlaşmakta. Özellikle çarpıcı olan bu  rapor bize, devlet ve sanayi casusluğunu vurgulamaktadır. Bir diğer  dikkate değer veri ise, finans ve sağlık ile ilgili siber suçların  birbirine yakınlığıdır. Finansal kazançların yanı sıra, genetik yapının  belirlenmesinde önemli olabilecek sağlık verileri üzerine gidilmesi  önemlidir.</p>
<p>Bütün bu verilere rağmen, bugüne kadar harp çeşitleri arasında adına  rastladığımız “nokta operasyonu” kavramına hiç rastlamamıştık. Organize  dolandırıcılık, bireysel hacktivist hareketler, politik mesajlar,  propaganda aracı olarak siber suç öykülerini sıkça duyar olduk. Ancak,  Stuxnet ile nokta operasyonu kavramı da bir ölçüde Siber Savaş belki  Gayrinizami Siber Harekat kavramı içine girmiştir.</p>
<p>Siber Dünya özellikle örtülü operasyonlar için oldukça elverişli bir  mecradır. Gerek etki yüzeyi, gerek risk düzeyi, gerek operasyonun  saklanması yahut geriye yönelik karşı faaliyet yürütmenin zorluğu  açısından, gerçek dünyada gerçekleştirilecek bir operasyona göre oldukça  büyük avantajlar barındırmaktadır.<br />
Stuxnet’in ise, yapısı, zamanlaması, etki yüzeyi itibari ile böyle bir  operasyon kategorisine giren “bilinen” ilk saldırı niteliği taşıdığını  söylemek yanlış olmayacaktır.</p>
<p>Stuxnet in bulaştığı sistem üzerindeki nihai amacı, endüstriyel  kontrol sistemleri olarak kullanılan SCADA (Supervisory Control and Data  Acquisition) yapısına erişmek. Bu gibi kontrol yapıları askeri üsler,  enerji santrallerin, petrol boru hatların ve havaalanları gibi risk  seviyesi yüksek, kritik sistemlerde kullanılmaktadır.<br />
Uzmanlar tarafından Stuxnet üzerinde yapılan çalışmaların sonuçları da  bir hayli ilginçtir. Elde edilen bulgular arasında, dört farklı 0day  açıklık barındırdığı, çok karmaşık bir yapıya sahip olduğu, alanında  uzman çok sayıda kişinin ortak bir ürünü olabileceği, SCADA  teknolojisine ait önemli bilgilerin  kullanımı, sahip olduğu düşünülen  finansal destek gibi dikkat çekici bilgiler yer almaktadır.</p>
<p>Tablo 3:</p>
<p><img class="alignnone" title="http://www.beyazsapka.org/files/u337/stuxnet.png" src="http://www.beyazsapka.org/files/u337/stuxnet.png" alt="" width="448" height="265" /></p>
<p>Stuxnet’in, barındırdığı bu marjinal yapısı, hedefi ve ortaya çıktığı  bölge açısından sıradan bir saldırı olmadığı fikri ağırlık kazanmakta.   Tablo 3 üzerinden görüldüğü üzere açık ara en çok etkilenen sistemler  İran üzerinde yoğunlaşmakta ve uluslarası konjonktür göz önüne  alındığında bu tablo ve arkasında barındırdıkları oldukça anlamlı  olmaktadır.</p>
<p>Öte yandan Kaspersky Labs. Çalışanlarının yaptığı araştırma sonucunda  virüsün ilk hedefinin casusluk değil sabotaj olduğu belirginlik  kazanmıştır.</p>
<p>Stuxnet resminin tamamına bütün bu süreç ele alınarak bakılıp  üzerinde gerçekleştirilen çalışmalar da dikkate alındığında, yeni bir  silah olarak örtülü operasyonun bir parçası olarak denendiği görüşü  azımsanamayacak düzeyde hakim bir görüş halini almaktadır.</p>
<p>Nasıl ki günümüzün gayri nizami harp taktikleri ve unsurları,  geçmişin konvansiyonel harp taktiklerinden farklı bir yapıya büründüyse,  yakın gelecekte siber dünya ve onun teknolojileri de yeni örtülü  operasyonların ve soğuk savaşın başlangıcını işaret etmektedir.</p>
<p>Rusya Putin dönemi ile birlikte Siber Dünya faaliyetlerini yumuşak  güç olarak uluslarası ilişkilerde en belirgin kullanan ülkelerden biri  olma hüviyetindedir. Estonya, Ukrayna ve Gürcistan ile ilişkilerinde  İnternet üzerinden müdahalelerde çekimser kalmamıştır. 2008 yılında  Rusya ile Gürcistan arasında yaşanan gerginlik Siber Dünya’ya da  sıçramış ve Gürcistan devlet kurumları ve bankalar bir süre çalışamaz  duruma gelmiştir.</p>
<p>Rusya etkisinin en çok hissedildiği Siber mücadele Estonya üzerinde  gerçekleşmiştir. Öyle ki, 2007 yılında gerçekleştirilen saldırılar  sonucunda NATO, Tallinn şehrinde Siber Savaş Merkezi kurmak durumunda  kalmıştır.  Ve bu süreci Estonya başkanlık sitesi “Yeni Global Savaş  Alanı” başlığı ile duyurmuştur.   Yaraların sarılmasının ve geriye dönük  incelemelerin yapılmasının hemen akabinde, Estonya “Siber Güvenlik  Strateji Belgesi” Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanmıştır.</p>
<p>Özellikle Rusya-Estonya siber çatışmasına NATO’nun bir fiil dahil  olması ve Estonya’nın başkentinde Siber Güvenlik merkezini kurmuş  olması, bizlere soğuk savaş döneminde, Sovyet tehdidine karşı Doğu Bloğu  ülkelerinin lojistik ve askeri olarak desteklendiği dönemi  hatırlatmaktadır. Bu iki süreç arasında ciddi bir benzerlik  bulunmaktadır.</p>
<p>Bununla birlikte, üretilen siber güvenlik ve saldırı planlarının  hemen hemen hiç birinde, bilişim ve elektronik teknolojiler dışında bir  yaklaşım görülmemektedir. Bu eksik perspektif, güvenlik sürecinin önemli  bir kısmını her zaman eksik bırakmaktadır.</p>
<p>Sosyal yaşamımızın her anlamda iz düşümünü barındıran, ulusal  güvenlik çerçevemizin içerisinde doğrudan giren bir yapının, disiplinler  arası çalışmalardan uzak olarak tek boyutlu bir şekilde ele alınması,  ciddi bir eksiklik oluşturmaktadır.</p>
<p>Dünyanın önde gelen bazı güvenlik uzmanlarının özellikle Stuxnet’in  yapısını halihazırda yukarıda anlatılan çerçeveden uzak bir şekilde  değerlendirmeleri, anlamlı bir tespit olmaktan uzak olmakla birlikte,  pek çok açıdan da soru işaretini beraberinde getirmektedir.</p>
<p>Siber Dünya çerçevesinde gerçekleşen operasyonların üzerlerinin  örtülmesi oldukça kolaydır. NATO’nun dahi devreye girdiği ve zararın  oldukça büyük olduğu Estonya siber çatışmasında dahi, Rusya olayı  üstlenmemiş ve bir hacker grubunun bağımsız hareketi olarak  değerlendirmiştir.</p>
<p>Gayri Nizami Harp mücadelesi için, “pis savaş” terimi kullanılır,  çünkü konvansiyonel harbe göre, oldukça farklı ve içerisinde her türlü  yöntemi barındıran bir mücadele şeklidir. Siber Savaş için bu terim dahi  yeterince tanımlayıcı olmaktan uzaktır.</p>
<p>Bu yapı içerisinde, doktrinlerin, uluslarası ilişkiler ve sosyoloji  teorilerinin, toplumsal düzeyde kuralların, politikaların, prosedürlerin  üretilmesi zaruri bir ihtiyaç olarak göze çarpmaktadır.</p>
<p>Referanslar bölümünden kullanılan kaynaklara ulaşabilirsiniz.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/10/13/soguk-savas-unsuru-olarak-stuxnet-kullanimi-ve-yeni-nesil-silahlanma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ah mine&#8217;l-aşk ve hâlâtihi ahraka kalbî bi-harârâtihi</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/17/ah-minel-ask-ve-halatihi-ahraka-kalbi-bi-hararatihi/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/17/ah-minel-ask-ve-halatihi-ahraka-kalbi-bi-hararatihi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Sep 2010 09:59:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=277</guid>
		<description><![CDATA[&#8230;Yer altımda düşmemek için beni sımsıkı tutarken, Gökyüzü de hiç kıskanmadan, üzerimde rahat yaşamam için gerekli alanı veriyordu&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8230;Yer altımda düşmemek için beni sımsıkı tutarken, Gökyüzü de hiç kıskanmadan, üzerimde rahat yaşamam için gerekli alanı veriyordu&#8230;<a href="http://www.kirmizivesiyah.org/wp-content/n694319036_1030937_1807.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-278" style="border: 1px solid black; margin: 1px;" title="n694319036_1030937_1807" src="http://www.kirmizivesiyah.org/wp-content/n694319036_1030937_1807-300x228.jpg" alt="" width="300" height="228" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/17/ah-minel-ask-ve-halatihi-ahraka-kalbi-bi-hararatihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğitim Üzerine Beyin Fırtınası</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/11/egitim-uzerine-beyin-firtinasi/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/11/egitim-uzerine-beyin-firtinasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Sep 2010 10:07:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=273</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Uğur Özmen hocam, sitesinde &#8220;Nasıl Öğrenci Olunmalı?&#8221; sorusuna güzel girdisi ile yanıt aramış. Eh eğitime takık biri olarak tabi ki gözümden kaçmadı ve kendi yazmış olduğum &#8220;Eğitim Sistemi ve Akademisyenler Üzerine&#8221; adlı yazımı kendisi ile paylaştım. Ek olarak her iki yazı üzerinden şurada görüş alışverişinde bulunduk ve nihayetinde ortak bir noktaya vardık. Bence çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili <a href="http://www.ugurozmen.com" target="_blank">Uğur Özmen</a> hocam, sitesinde &#8220;Nasıl Öğrenci Olunmalı?&#8221; sorusuna güzel <a href="http://ugurozmen.com/blog/crm/nasil-bir-ogrenci-2">girdisi</a> ile yanıt aramış. Eh eğitime takık biri olarak tabi ki gözümden kaçmadı ve kendi yazmış olduğum &#8220;Eğitim Sistemi ve Akademisyenler Üzerine&#8221; adlı <a href="http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2009/01/07/egitim-sistemi-ve-akademisyenlik-uzerine/">yazımı</a> kendisi ile paylaştım. Ek olarak her iki yazı üzerinden <a href="http://friendfeed.com/ugurabi/58220f02/nasl-bir-ogrenci-2-inci-surum">şurada</a> görüş alışverişinde bulunduk ve nihayetinde ortak bir noktaya vardık. Bence çok eğlenceli ve güzel bir paylaşım oldu. Enver&#8217;in katkılarını da unutmamak lazım tabi <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Söylemeden edemeyeceğim, daha önceleri Uğur Bey&#8217;in yazılarını  takip ettiğimden kendisine fazlasıyla saygım vardı, fakat bu fikir alışverişimiz ile kendisine olan saygım kat kat arttı. Nedenlerini ilgili tartışmadaki son girdim de görebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/11/egitim-uzerine-beyin-firtinasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Niyet Herşeye Muktedir</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/07/14/niyet-herseye-muktedir/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/07/14/niyet-herseye-muktedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 09:03:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=249</guid>
		<description><![CDATA[Hafife alınmayacak enteresanlıklar içinde geçen hayatımda, gerek deneyimlediğim gerekse araştırıp öğrendiklerimin süzgecinden vardığım sonuç bu oldu. Evet &#8220;niyet herşeye muktedir&#8221;. İnsanevladı acayip bir eser. Henüz onun kadar çevresi ile etkileşim içerisinde olan bir başka varlık göremedim. Etkiletişim demek karmaşıklık demek böyle bir noktada. O kadar çok uyaran var ki çevremizde, bu da yetmezmiş gibi geçmişimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hafife alınmayacak enteresanlıklar içinde geçen hayatımda, gerek deneyimlediğim gerekse araştırıp öğrendiklerimin süzgecinden vardığım sonuç bu oldu. Evet &#8220;niyet herşeye muktedir&#8221;. İnsanevladı acayip bir eser. Henüz onun kadar çevresi ile etkileşim içerisinde olan bir başka varlık göremedim. <span id="more-249"></span></p>
<p>Etkiletişim demek karmaşıklık demek böyle bir noktada. O kadar çok uyaran var ki çevremizde, bu da yetmezmiş gibi geçmişimiz de sürekli peşimizdedir. İnsan geçmişinden kurtulabilir mi? Tabi ki hayır! O halde geçmişle uyum sağlamak gerekebilir kafada. Neden? Cevabı basit, geçmişten kurtulamadığımıza göre hayatımız boyunca bizim içimizde, anılarımızda, geleceği algılamamızda, bir konuya fikir yürütmemizde, problem çözmemizde, hatta yemek yapmamızda, temizliğimizde, pisliğimizde her yerimizde var olacak. Ne yani geçmişteki anılarımız yüzünden istediğimiz gibi mutlu olamayacak mıyız ? Çok saçma! tabi ki olacağız. İşte niyet bu gibi noktalarda devreye giriyor ve basit bir kelime değildir. Ama öncesinde biraz daha sallamak istiyorum.</p>
<p>Aklıma bazı sorular ister istemez geliyor bu konuyu düşündüğümde hatta burada hemen 30 sn içinde aklıma gelen soruları paylaşayım siz de bir el atın;</p>
<ul>
<li>Böylesine bir sosyal iletişim içerisinde yaşayan insan ırkının bireylerinin, taşları yerine oturtamadığı bir geçmiş ile geleceğe adım atma eğilimi gösterme lüksü var mıdır ?</li>
<li>Kendi iç dünyası içerisinde bu hissin yeri ne olabilir?</li>
<li>Görmezden gelmek, kaçmak ne kadar süreyle çözüm sağlar?</li>
<li>Kendi yeni geleceğimizi, kendi eski ufalanmış zihnimiz içine hapsetmeye ne kadar gerek var?</li>
<li>Kendimize yeni bir yaşam kurmak &#8220;gerçekten&#8221; ne kadar zor olabilir?</li>
</ul>
<p>Açıkçası bu sorulara doğrudan cevap verme niyetinde değilim, halihazırda yazıyı yazarken bir taraftan aklıma gelen sorulardı, uzatmadan kestim, zira son bir yıldır, hiç adetim olmayan bir şekilde uzatır oldum, zararını gördüm. Öte yandan yazının geneli içerisinde bu sorular üzerine hayata duruşum hakkında fikir edinmeniz de kuvvetle muhtemel. Herneyse konuya dönelim ;</p>
<p><img class="alignleft" style="margin: 5px;" title="niyette keramet var" src="http://farm4.static.flickr.com/3326/3612147253_1030042022.jpg" alt="" width="276" height="207" />Nerede kalmıştık? Evet, herşeyin başında algı geliyor, bilişsel düzeyimiz geliyor. Algıyı pek çok şey şekillendiriyor, analitik düşünme yetisi, zeka, sosyal gelişim süreci, çevresel etmenler, anlık duygudurum değişimleri, geçmiş anılarımız, traumalarımız, alışkanlıklarımız, bakışımız, duruşumuz, yürüyüşümüz, yaptığımız spor, okuduğumuz kitap, konuştuğumuz insanlar, vs vs vs. Bütün bunlar bir araya geliyor, beyinde kimbilir neler oluyor, yeni sinapslar yeni path ler oluşturuyor, yeni bilgiler belgeler kaydediliyor, yeni çıkarımlar yapılıyor, o gidiyor farklı bezleri tetikliyor, belki yeni belki alışıldık hormonlar salgılanıyor, dğeişik hisler filan derken süreç tıkır tıkır çalışıyor.</p>
<p>Süreç iyi güzel fakat ciddi anlamda da sıkıntılı olabiliyor. Benim bile vermekten sıkıldığım örneği tekrarlayacağım;</p>
<blockquote><p>Bir kişi size soruyor; &#8220;Saatin var mı?&#8221;. Bu soruya &#8220;evet var&#8221; yada &#8220;saat 3&#8243; diyebiliriz. Buna işte bu algı ve bilişsel düzeyimiz karar veriyor. Belki koluna bakıyoruz saati var mı diye, saat satıp satmadığına bakıyoruz, çevreye bakıyoruz, geçmiş tecrübelerimizde arama yapıyoruz daha önce bu soruyla karşılaşıldı mı, karşılaşıldıysa ne cevap verildi nasıl bir tecrübe edinildi vs.</p></blockquote>
<p>Ne alakası var diyeceksiniz, geliyorum yavaş yavaş. Size bazen çok uzatabildiğimden bahsetmiş miydim ? Şimdi bu noktaya kadar herşey güzel, belirli bir sistem var, kimi zaman &#8220;false positive&#8221; verse de herşeye tüm yanılgılara, kalıcı hasarlara, geçici duygu dğeişimlerine, ıvır zıvır bir sürü teknik detaya rağmen işleyen bir süreç var. Bizim noktamız bu işleyen sürece etki etme yetisi oldukça yüksek bir kavram olan <strong>niyet</strong> meselesi.</p>
<p>Hepimiz, geçmişimiz yüzünden, bir çok duygudurum bozukluğu, kararsızlık, pira için yorgan yakma sendromu, horizon effect sendromu ve bilimum sendromları hayatımızda yaşamışızdır. Defalarca kendi kendimize depresyona girmiş çıkmışızdır da haberimiz bile yoktur. Kimi zaman biraz daha ciddi düşüşler göstermişizdir de dışarıdan müdahale ihtiyacı doğmuştur filan.</p>
<p>İçinden en çıkılamayacağını düşündüğümüz anlarda bir şeyi hep gözden kaçırırız <strong>niyet</strong>. Niyet gerçek bir psikolojik savaş aracı olma niteliğindedir. Neden? Çünkü, kısmen süreci yavaşlatır, bir köpekbalığının avını suyun üstünde yakalayıp derine çekmesi gibi, süreci yavaşlatırken derinleştirirde. Sizde bir altbilinç oluşturmada yardım eder. Siz farkında olmadan, pozitif gelişme sürecinin içinde bulursunuz kendinizi.</p>
<p>Niyet sanıldığından ve günlük hayatta kullanıldığından daha derin bir kelimedir. Niyet bir duruştur, bir perspektifdir. <strong>Niyet, bütün sıkışmışlığınıza rağmen kendinize bir boşluk yaratmaktır. </strong>Bu sayede kimsenin size açacağı boşluğa ihtiyacınız olmaz. Niyet esasında çözümün büyük oranda kendisidir.</p>
<p>Biz insan ilişkilerinde ve kendi dünyamızda niyeti çok sık kullanırız çoğu zaman farkında olmadan. Ama insanın yapı itibari ile kriz yönetiminde ciddi zaaflarının olması, asıl ihtiyacımız olan kriz anlarında onu etkin bir şekilde kullanmayı engeller. Bu noktada dışarıdan yardım almaktan çekinmemek gerekir. Yardım almak bir doktora gitmenin ötesindedir. Danışmak, tartışmak, fikir sormak, beyin fırtınası yapmak, güvenmek, güven vermek, yani esasında kriz durumunda büyük ölçüde ihtiyaç duyulan şeylerin, başkaları üzerinden, kendi içinizde yükselmesine fırsat vermek. Bu zaten temel bir duruşu ve niyeti beraberinde getirecektir. Size düşen daha efektif ve çözüm odaklı bir hale getirip, sizi rahatsız edecek kavramlardan uzaklaştırıp makyajlamak güzel görünmesini sağlamaktır içinize&#8230;</p>
<p>Evet niyet çevreyi algılamanıza doğrudan etki eder. Siz istesenizde istemesenizde etki eder. İstek her zaman niyetle paralel gelmez <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Aşkın gözü kör müdür? Hayır niyettir! Arkadaşlık içinde bir niyet barındırır. Bir insana güvenmeye niyet edersiniz. Oruç tutmadan önce niyet edilir. Niyet teorik anlamda saftır. Burdaki saflık iyilik kötülük temizlik anlamında değil, katısızlık anlamındadır. Niyet biraz daha katıksızdır. Bu nedenle daha iyi bir psikolojik harp aracıdır. Bir insanla ilişkinizi bozmamaya niyetiniz varsa, fedakarlıklarınızla başa çıkacak refleksler geliştirmeniz çok doğaldır. Öte yandan bir ilişkinizle ilgili niyetinizi kaybettiyseniz ya da değiştiyse herşey yük gelmeye başlar. Bu da kendi içinde mantıklıdır.</p>
<p>Örneğin, yaramazlık yapar çocuklar ve aile sabırlıdır. Neden? çünkü niyetleri onları eğitmek ve büyütmektir. Biz aslında niyet gibi inanılmaz bir gücü sürekli kullanırız. Tek yapmamız gereken iyi günlerde değil, kriz anlarında da içimizden yükselmesine izin vermek.</p>
<p>Niyetlerim konusunda zaman zaman hatalar yapsam da, gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, hayatım boyunca insanların hep niyetlerinin ne olduğuna bakmaya çalıştım. Bunu söylüyor ama niyeti ne olabilir? bu şekilde davranıyor ama niyeti ne? Kimi zaman beni gurursuz gösterse de söylenenlere aldırış etmeden arkadaki niyete odaklanmam, ben yine de bunu yapabildiğim için mutluyum.</p>
<p>Bunu yapabildiğim için değer verdiğim insanlar adına fedakarlık yapabiliyorum gocunmadan. Bunu önemsediğim için, çalıştığım kurumlar için fedakarlık yapmak benim için profesyonellikten öte anlam taşımakta. İyi bir profesyonelden çok iyi bir takım arkadaşı ruhu taşımamın nedeninde bu var.</p>
<p>Bütun bunların yanında en zor zamanlarımda, en içinden çıkılmaz, en yalnız olmayı istediğim zamanlarda üç kavram hayatımı kurtarmıştır.<strong> Aksiyomlarım</strong>,<strong> Niyetlerim</strong>, kuracağım yeni hayat için edindiğim yeni<strong> anlamlarım</strong>.</p>
<p><strong>Yaşadığımız her kötü şeyin cezasını aslında o an çekeriz. Yapmamız gereken son şey bu cezayı geleceğimize ve gelecekteki yenilerimize çektirmek olacaktır. </strong></p>
<p>Bu noktada benim sürecimin algoritması çok kabaca şudur;</p>
<ul>
<li>Sıkıştığımda derine inebildiğim kadar inerim</li>
<li>En temel olduğuna inandığım yerde, niyetime uygun bir aksiyom belirlerim</li>
<li>Bundan sonraki süreci bu aksiyom üzerinden analiz ederim.</li>
<li>Herşey bittiğinde kendimi iyi hissettiğimde dönüp doğrulama yapar bir şey atlayıp atlamadıığımı incelerim.</li>
</ul>
<p>Bu &#8220;swiss army knife&#8221; olabilecek kabalıkta ve aynı oranda derinlikte bir algoritmadır. Bunu çalıştırdığınız spor takımlarındaki krizlerden, aşık olduğunuz kişi ile yaşadığınız krizlere, kendi içsel yolculuğunuzdan, evliliğinize, sektörel krizlere kadar uygulanabilir versiyonlarını çok ama çok kolay bir şekilde üretmeniz mümkün.</p>
<p>Unutmamakta fayda var, inanç çok güçlü bir güdüdür ve temelinde niyet vardır <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Böylesine bir gücü kendi iyiliğimiz için yönlendirmek sanırım çok mantıksız ve garip bahanelerle kaçınılmasına gerek olmayan bir yöntem olsa gerek.</p>
<p>Şimdi durun bir dakika o yaptığınız her ne işse bırakın bir kenara, kendinize 10 dk verin. Bu aynı zamanda sevdiklerinize de verdiğiniz bir 10dk olacak emin olabilirsiniz. Bu çerçeve de düşündüğünüzde, ilişkilerinize, çevrenizdeki konumunuza bir el atın. Kimlere ne niyetle nasıl davrnayorsunuz, dahası ne niyetle kendiniz için ne yapıyorsunuz? Eğer kapsamlı ve saf bir düşünce içerisine girer ve <strong>niyetiniz gerçekten bu soruları cevaplamak olursa </strong>emin olun bir yerlerde bir şeyler için kıpırtılar hissedeceksinizdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/07/14/niyet-herseye-muktedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadir Has Anadolu Lisesi Seminer</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/11/02/kadir-has-anadolu-lisesi-seminer/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/11/02/kadir-has-anadolu-lisesi-seminer/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Nov 2007 13:25:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Linux Açık Kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Network]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kogungor.com/index.php/2007/11/02/kadir-has-anadolu-lisesi-seminer/</guid>
		<description><![CDATA[Bu g&#252;n Kadir Has Anadolu Lisesi&#8217;nde konuşmacı olarak katıldığım bir mini konferans vardı. Konuşma konusu olarak &#34;Kişisel İlgi Alanlarının Keşfi ve Bilişim&#34; se&#231;miştim.&#160; Bu konuyu se&#231;memdeki asıl ama&#231; &#246;ncelikle &#246;ğrenci arkadaşlarıma kişisel gelişimleri ve ilgi alanlarına y&#246;nelik keşif hareketi i&#231;in yeni bakış a&#231;ıları oluşturmak oldu. Akabinde bilişim sekt&#246;r&#252;nde s&#252;regelen &#231;alışma alanları hakkında bilgiler verdim. Eğitim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu g&uuml;n Kadir Has Anadolu Lisesi&rsquo;nde konuşmacı olarak katıldığım bir mini konferans vardı. Konuşma konusu olarak &quot;Kişisel İlgi Alanlarının Keşfi ve Bilişim&quot; se&ccedil;miştim.&nbsp; Bu konuyu se&ccedil;memdeki asıl ama&ccedil; &ouml;ncelikle &ouml;ğrenci arkadaşlarıma kişisel gelişimleri ve ilgi alanlarına y&ouml;nelik keşif hareketi i&ccedil;in yeni bakış a&ccedil;ıları oluşturmak oldu. Akabinde bilişim sekt&ouml;r&uuml;nde s&uuml;regelen &ccedil;alışma alanları hakkında bilgiler verdim.<span id="more-48"></span></p>
<p>Eğitim sistemi ve &ouml;ğrencilerin yaşadığı sıkıntılara kısa bir şekilde sosyolojik ve psikolojik yaklaşımda bulunduktan sonra, &ccedil;oklu zeka kuramı ve uygulama şekli hakkında bazı bilgiler sunmaya &ccedil;alıştım. Akabinde m&uuml;hendislik kavramının ne olduğu ve Bilgisayar M&uuml;hendisliğinin &ccedil;eşitli alt dalları hakkında detaylamalarda bulundum.</p>
<ul>
<li>Kriptoloji</li>
<li>Ses ve G&ouml;r&uuml;nt&uuml; İşleme</li>
<li>Yazılım</li>
<li>Network</li>
<li>Cognitive Science (Bilişsel Bilimler)</li>
</ul>
<p>gibi kategorilerde &ccedil;eşitli sohbetlerimiz ve &ouml;rneklemelerimiz oldu. Bunun sonucunda okulda &ouml;ğrenilen şeylerin niteliği ve niceliği, kişisel gelişimin zorunluluğu &uuml;zerine biraz konuşup, derslerde &ouml;ğrenilen şeylerin ger&ccedil;ek hayatta karşımıza nasıl &ccedil;ıktığına dair bir bakış a&ccedil;ısı sunmaya &ccedil;alıştım. &Ouml;zellikle bazı matematiksel ifadelerin fiziksel olayları hakkında bir şeyler s&ouml;ylemeye &ccedil;alıştım.</p>
<p>s&uuml;rem 1 saat ile kısıtlı olduğu i&ccedil;in, kafamda ki gibi net bir şekilde detaylandıramadım. Ancak, yeni bir g&uuml;n i&ccedil;in konuşma kararı aldık. Kafamda tasarladığım gibi olmasa da bence faydalı bir konuşma oldu. 60-65 civarı konuğum vardı. Buda ayrıca memnun etti.</p>
<p>Buradan gelen ve bu organizasyonun yapılmasında katkısı olan herkese teşekk&uuml;r etmek istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/11/02/kadir-has-anadolu-lisesi-seminer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilim Olarak Psikoloji</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/07/30/bilim-olarak-psikoloji/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/07/30/bilim-olarak-psikoloji/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jul 2007 12:52:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kogungor.com/index.php/2007/07/30/bilim-olarak-psikoloji/</guid>
		<description><![CDATA[Bilinen şu ki, t&#252;m bilimlerin anası felsefedir. &#199;ok on ve y&#252;zyıllar &#246;nce, insanların sorgulamaya başladığı andan bug&#252;ne&#160; kadar, bilim, sanat ve k&#252;lt&#252;r alanında &#231;ok b&#252;y&#252;k gelişmeler olmuştur. Bu gelişmelerin b&#252;y&#252;kl&#252;ğ&#252; g&#246;receli olabileceği gibi, temelde varılan kanı, aslında &#231;ok da yeterli olmadığıdır. İnsanların sağlıklı bir toplum oluşturabilmesi, yaşadığı &#231;evrenin devamlılığını ve bekaasını sağlayabilmesi, bunun yanında kendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Bilinen şu ki, t&uuml;m bilimlerin anası felsefedir. &Ccedil;ok on ve y&uuml;zyıllar &ouml;nce, insanların sorgulamaya başladığı andan bug&uuml;ne&nbsp; kadar, bilim, sanat ve k&uuml;lt&uuml;r alanında &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k gelişmeler olmuştur. Bu gelişmelerin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; g&ouml;receli olabileceği gibi, temelde varılan kanı, aslında &ccedil;ok da yeterli olmadığıdır. İnsanların sağlıklı bir toplum oluşturabilmesi, yaşadığı &ccedil;evrenin devamlılığını ve bekaasını sağlayabilmesi, bunun yanında kendi oluşturduğu sosyal topluluğun yaşamını kolaylaştırıcak gelişmeleri, yine bulunduğu ortama zarar vermeden hayata ge&ccedil;irmesi konusunda &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k eksiklikler bulunmaktadır.<span id="more-39"></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Şahsi d&uuml;ş&uuml;ncem, toplum ve onu oluşturan bireyler olarak, bir takım bilgilerin yetersiz olması ve elimizde tuttuğumuz bilgilerinse doğru yorumlanmaması durumunda, yaşadığımız d&uuml;nya i&ccedil;inse &ccedil;ok da iyi şeyler s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;n olmayacaktır. Ne biyolojik a&ccedil;ıdan, ne de insani boyutunda.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">1879 yılında ka&ccedil;ınılmaz olan ger&ccedil;ekleşmiş, o g&uuml;ne kadar felsefenin bir alt dalı olarak g&ouml;r&uuml;len psikoloji bilimi, Wilhem Wundt tarafından kurulan deneysel psikoloji laboratuvarı ile birlikte, başlı başına bir bilim dalı olmaya başlamıştır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise psikoloji, insan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalı olarak hayatını s&uuml;rd&uuml;rmektedir.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Burada davranış ile s&ouml;ylenmekte istenilen, belirli &ccedil;evresel koşullar karşılığında ger&ccedil;ekleşen eylemlerdir. Bu tanımdan yola &ccedil;ıkarak, &ccedil;evre(uyarıcı), organizma ve davranışlar arasında &ouml;zel bir etkileşim olduğunu kolayca anlayabiliriz.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Organizmanın alıcı u&ccedil;larını uyaracak her t&uuml;rl&uuml;enerji değişikliğine uyarıcı diyebiliriz. Kimi uyarıcılar herkesin g&ouml;rebileceği şekilde ortada olduğu gibi, kimileri ise v&uuml;cutta ki bir ağrı gibi kişiye &ouml;zel olabilir. Dolayısı ile &ccedil;evremizde herkesi aynı şekilde etkileyecek &ccedil;ok az sayıda uyarıcı vardır. Genelde uyarıcılara verilen tepkiler yada davranışlar kişiden kişiye &ouml;zellik ve farklılık g&ouml;sterir.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">&Ouml;nceki yıllarda davranışlar sadece, organizmanın g&ouml;r&uuml;lebilen ve işitilebilen hareketleri algılanmıştır. Fakat g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bu kavram, herhangi bir nedenden beyindeki en k&uuml;&ccedil;&uuml;k sinir ucunun harekete ge&ccedil;mesinden, en karmaşık hareketlere kadar b&uuml;t&uuml;n bir yelpazede kabul g&ouml;rmektedir. Bu bağlamda organizma tarafından yapılan herhangi bir eyleme davranış denilebilmesi i&ccedil;in, s&ouml;z konusu eylemin herhangi bir şekilde, g&ouml;zlenebilir, &ccedil;ıkarımlanabilir, yada &ouml;l&ccedil;&uuml;lebilir olması gerektiğini s&ouml;yleyebiliriz.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Daha &ouml;nceki yıllarda sadece insanların incelendiği ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde giderek diğer canlılar &uuml;zerinde incelemelerin yapıldığı bu &ouml;nemli bilin dalında &ouml;ne &ccedil;ıkan başlıca d&ouml;rt ama&ccedil; vardır;</p>
<div align="justify">
<ul>
<li>Betimleme: Birbiri ile herhangi bir şekilde ilişkili olan yada tamamen bağımsız olan davranışları belirleyen koşulların incelenmesi i&ccedil;erir.</li>
<li>A&ccedil;ıklama: Davranışları inceleyen ve a&ccedil;ıklayan genel kuramların ve ilkelerin oluşturulmasını i&ccedil;erir.</li>
<li>Yordama: Davranışların &ouml;nceden tahmin edilmesi ile ilgilidir.</li>
<li>Kontrol:&nbsp; Davranışların se&ccedil;ilen veya istenilen bir d&uuml;zeye getirilmesini i&ccedil;erir.</li>
</ul>
</div>
<p align="justify">Bu y&ouml;ntemleri dikkatlice incelediğimizde, birbirini tamamlayan s&uuml;re&ccedil;ler olduğunu g&ouml;r&uuml;r&uuml;z, fakat yapılan her incelemenin yada bilimsel &ccedil;alışmanın bu s&uuml;re&ccedil;lerin t&uuml;m&uuml;n&uuml; kapsaması gerekmez. Şartlara ve araştırmanın niteliğine g&ouml;re değişim g&ouml;sterebilir. Bunlara fırsat bulduk&ccedil;a ileride değinmeye &ccedil;alışacağım.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Genel olarak, psikoloji biliminin gelişimi, ilkeleri ve incelediği alanlar hakkında bilgi vermeye &ccedil;alıştım. A&ccedil;ık&ccedil;ası daha uzun yazmaktan ka&ccedil;ındığım i&ccedil;in biraz y&uuml;zeysel gelebilir. Ama yazıların daha detaylı olup olmaması konusunda ileride bir anket d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; detaylı yazıların okunma sıklığı yada okunurken vereceği haz konusunda teredd&uuml;tlerim var. Her ne ise, ileride psikolojinin diğer bilimler arasında nasıl bir kesişim noktası oluşturduğuna, ve bu bilimler arasında nasıl bir yere sahip olduğuna dair bir yazı yazacağımı umuyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/07/30/bilim-olarak-psikoloji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenme ve Beyin</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/04/18/ogrenme-ve-beyin/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/04/18/ogrenme-ve-beyin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2007 12:16:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kogungor.com/index.php/2007/04/18/ogrenme-ve-beyin/</guid>
		<description><![CDATA[Daha &#246;nce beyin hakkında kısa bir bilgi vermiştik. Bu bilgi &#231;ok teknik olmamakla birlikte nasıl hayranlık verici bir organ olduğuna dair bilgilerdi. Bu yazıda ise &#246;ğrenme ve bellek &#252;zerine durulmuştur. Beyinin &#246;nemli işlevlerinden birisi de insanın &#231;evresinde olanları &#246;ğrenmesi ve edindiği bilgileri daha sonra kullanmak &#252;zere depolamasıdır. &#199;evreden gelen uyarıların değerlendirilmesi ve uygun davranışların geliştirilmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Arial">Daha &ouml;nce beyin hakkında kısa bir bilgi vermiştik. Bu bilgi &ccedil;ok teknik olmamakla birlikte nasıl hayranlık verici bir organ olduğuna dair bilgilerdi. Bu yazıda ise &ouml;ğrenme ve bellek &uuml;zerine durulmuştur. Beyinin</font><font size="2" face="Arial"> &ouml;nemli işlevlerinden birisi de insanın &ccedil;evresinde olanları &ouml;ğrenmesi ve edindiği bilgileri daha sonra kullanmak &uuml;zere depolamasıdır. <span id="more-29"></span>&Ccedil;evreden gelen uyarıların değerlendirilmesi ve uygun davranışların geliştirilmesi &ouml;ğrenme yoluyla olmaktadır. &Ouml;ğrenilen bilginin saklanmasını ise bellek sağlar.</font><font size="2" face="Arial"> &Ouml;ğrenme &ccedil;ok geniş bir kavram olup g&ouml;rme, işitme, dokunma, tat ve doku duyguları ile algılanan uyarıların beyinde ilişkilendirilme, tekrarlama gibi birden &ccedil;ok beyin işlemi sonucu ger&ccedil;ekleşir. &Ouml;ğrenmenin doğrudan bir &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; yapılamayıp ancak ortaya &ccedil;ıkan davranış değişiklikleri ile değerlendirilebilmektedir.</font><font size="1" face="Arial"> </font><font size="2" face="Arial"> </font><font size="1" face="Arial"> </font><font size="2" face="Arial">&Ouml;ğrenme bi&ccedil;imleri uyarı yanıt ilişkisine g&ouml;re asosiye ve asosiye olmayan &uuml;zere iki ana gruba ayrılmaktadır. &Ccedil;evreden gelen tekrarlayan uyarıya karşı oluşan belirli bir yanıtın, zaman i&ccedil;inde meydana gelen değişme, asosiye olmayan &ouml;ğrenme bi&ccedil;imini oluşturur. Bu &ouml;ğrenme bi&ccedil;iminde tekbir yanıt ve ona karşı oluşmuş başka bir uyarı ile ilişkilendirilmemiş belirli bir yanıt s&ouml;z konusudur. Bir alt bi&ccedil;imi olan alışma uyaranın etkinliğinin zaman i&ccedil;inde s&ouml;nmesi ve ilk ortaya &ccedil;ıkan yanıtın şiddetinin azalmasıdır. Bulunduğumuz odada saatin tik taklarını bir s&uuml;re sonra duymamamız bu &ouml;ğrenme bi&ccedil;imi i&ccedil;in bir &ouml;rnektir. Bunun tam tersi olan duyarlılaşmada ise yanıtın şiddeti tekrarlayan uyarı ile artar. Ocak &uuml;zerinde &ccedil;ok sıcak olan bir kabı ilk ellediğimizde elimizi hızla geri &ccedil;ekeriz. Daha sonra kap ılıklaşsa bile biz kaba değdiğimizde kabın sıcaklığı ile uyumlu olmayacak şekilde elimizi hızla &ccedil;ekeriz. Bu iki tip &ouml;ğrenme bi&ccedil;imi, en basit organizmalardan en karmaşık organizmalara kadar t&uuml;m canlılarda kullanılır.</font><font size="1" face="Arial"> </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font size="3"> </font><font size="2"> </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font size="2" face="Arial">Asosiye &ouml;ğrenme bi&ccedil;imlerinden birisi, klasik şartlanmadır ve Pavlov&rsquo;un k&ouml;peklerle yaptığı sindirim sistemi &ccedil;alışmaları en bilinen &ouml;rneği oluşturur. Daha &ouml;nce t&uuml;kr&uuml;k salgılanmasına neden olmayan bir uyarı (zil sesi), belli bir s&uuml;re ve aşamadan sonra salgılamaya neden olur. Zil sesini duyduktan sonra yemek verilen k&ouml;pek, bir s&uuml;re sonra bunun tekrarlanması sonucunda yemek verilmeden zil sesini duyduğunda t&uuml;k&uuml;r&uuml;k salgısında artış olur. Zil sesi şartlı uyaran, yemek şartsız uyaran, zil karşısında oluşan t&uuml;k&uuml;r&uuml;k salgısı şartlı reflekstir. Şartlı refleksin oluşması i&ccedil;in şartlı ve şartsız uyaranların belli sayıda tekrar etmesi gerekir. Pavlov&rsquo;a g&ouml;re hayvanlar ve insanlarda &ouml;ğrenme d&uuml;ş&uuml;ncelerin ilişkilendirilmesi değil, uyaranların ilişkilendirilmesidir. Rescola ve Wagner bu model &uuml;zerindeki &ccedil;alışmalarında klasik şartlanmanın tek başına şartlı ve şartsız uyaranın birlikteliği ve tekrarlanması sonucu oluşmayacağını ileri s&uuml;rm&uuml;şlerdir. Rastgele bir araya gelen uyarılar bir anlamlılık oluşturmuyorsa ne kadar sık tekrarlasa da &ouml;ğrenme bi&ccedil;imine d&ouml;n&uuml;şmez. Canlılar t&uuml;m olasılık ve bağlantıları değerlendirip birbiriyle ilişkisi olan şartlı ve şartsız uyaranları bir araya getirerek &ouml;ğrenmeyi ger&ccedil;ekleştirir. Bir başka deyişle beyin, &ccedil;evredeki birbiriyle bağlantılı ya da ilişkili olayları se&ccedil;er ve saptar.</font><font size="1" face="Arial"> </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font size="2" face="Arial"> </font><font size="1" face="Arial"> </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font size="2" face="Arial">Diğer bir &ouml;nemli asosiyatif &ouml;ğrenme ise operan şartlı &ouml;ğrenmedir. Bu &ouml;ğrenme bi&ccedil;imine deneme yanılma y&ouml;ntemi de denmektedir. Klasik şartlanma iki uyarı arasındaki bağlantıyı i&ccedil;erirken, operan şartlanma bir uyarı ile canlının bu uyarıya karşı oluşturduğu davranışı i&ccedil;erir. Skinner&rsquo;in incelediği operan şartlanma modelinde bir kafes i&ccedil;ine konan sı&ccedil;an, bir ışık karşısında bir d&uuml;ğmeye basarak yiyeceğe ulaşacağını &ouml;ğrenir. Başlangı&ccedil;ta yiyeceğe nasıl ulaşacağını bilemeyen sı&ccedil;an, birbirinden farklı davranışlar sergiler ve &ouml;n&uuml;nde duran d&uuml;ğmeye rastgele basarken yemeğe ulaşır. Bu davranışını birka&ccedil; kez tekrarlayıp aynı sonuca ulaşan sı&ccedil;an, ışık yandığında d&uuml;ğmeye basar ve yiyeceğini alır.</font><font size="1" face="Arial"> </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font size="2" face="Arial"> </font><font size="1" face="Arial"> </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font size="2" face="Arial">Farklı gibi g&ouml;r&uuml;nen klasik ve operan şartlanmada temel kurallar aynıdır. &Ouml;d&uuml;llendirme ve ka&ccedil;ınma mekanizmaları gelişen davranışı belirlemektedir ve her iki şartlanma bi&ccedil;iminde de aynı sinir sistemi mekanizmaları yer alır. T&uuml;m canlılar &ccedil;evrede olanları ve rastlantıları asosiye &ouml;ğrenme ile farkeder ve &ouml;ğrenir. Ancak ger&ccedil;ekte şartlı ve şartsız uyaranlar, &ouml;ğrenme modellerinde olduğu gibi tek başlarına ve d&uuml;zenli aralıklarla tekrar etmezler. Canlılar karşı karşıya kaldıkları pek &ccedil;ok uyaran arasında aralarında yaşamını devam ettirmede &ouml;nemli olan biyolojik olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu uyaranlar arasında bağlantı kurar. Bu asosiyatif &ouml;ğrenme bi&ccedil;imleriyle canlılar birbiriyle ilişkili ve ilişkisiz olayları birbirinden ayırt ediyor ve &ccedil;evrede olanların nedensel bağlantılarını saptıyor. Hangi uyarıların &ouml;nemli olduğu, dikkate alınması gerektiği i&ccedil;in ya daha &ouml;nceden sinir sisteminde programlanmış doğru bilgi ya da sonradan &ouml;ğrenme gerekmektedir. Genetik ve gelişimsel programlama, değişik aşamalarda en basit canlılardan en karmaşık canlı olan insana kadar t&uuml;m canlılarda bulunmaktadır. İnsanın yaşamını devam ettirmesi, &ccedil;evreye uyum sağlaması ve bulunduğu noktadan daha ileriye gitmesi &ouml;ğrenme, esnek karar verebilme ve farklı uyaranlar arasında yeni bağlantıları farkedebilmesi ile ger&ccedil;ekleşebiliyor.</font><font size="1" face="Arial"> </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font size="3"> </font><font size="2"> </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font size="2" face="Arial">Edinilen bilginin saklanması ve geri &ccedil;ağrılmasına g&ouml;re &ouml;ğrenme ve bellek, iki ana guruba ayrılır. &Ccedil;evremizde olanlar, evren, insanlar ve yerler ile olan bilgileri, s&ouml;zc&uuml;klerle ifade edilen, tanımlanabilir bellek ya da deklaratif bellek bi&ccedil;iminde saklarız. Algı ve motor yeteneği gerektiren bazı işleri nasıl yapılacağı konusunda s&ouml;zc&uuml;klerle ifade edemediğimiz, tanımlama bi&ccedil;imine getirilmemiş olan refleksif bellek bi&ccedil;imini kullanırız. Deklaratif belleğin oluşması bilin&ccedil;li bir d&uuml;ş&uuml;nme s&uuml;recini gerektirir. Bu s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde değerlendirme, karşılaştırma ve bir araya getirme gibi bilişsel işlemleri kullanır. Deklaratif bellekten bilgilerin &ccedil;ağrılma işlemi yaratıcı bir s&uuml;re&ccedil; olup, yeniden sıralama, yeniden yapılandırma ve orijinal olanı yoğunlaştırma işlemlerini i&ccedil;erir. Bilginin deklaratif olarak depolanması, bizim kişisel algı yapımıza g&ouml;re ve daha &ouml;nce edinilmiş bilgilere g&ouml;re kişiden kişiye farklılık g&ouml;stererek oluşmaktadır.</font><font size="1" face="Arial"> </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font size="2" face="Arial"> </font><font size="1" face="Arial"> </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font size="2" face="Arial">Refleksif bellek ise bir işlemin farkedilmeden &ccedil;ok sayıda tekrarı sonucu zaman i&ccedil;inde birikerek oluşur. Bilin&ccedil;li d&uuml;ş&uuml;nme ya da karşılaştırma,değerlendirme gibi kognitif işlemler gerekmeden refleksif bellek oluşur ve genellikle kelimelerle ifade edilmez. Bazı algı ve motor yeteneklerin kazanılması, gramer gibi bazı kuralların &ouml;ğrenilmesi refleksif bellek ile olmaktadır. Refleksif &ouml;ğrenme i&ccedil;in asosiye ve asosiye olmayan &ouml;ğrenme bi&ccedil;imleri &ouml;rnek g&ouml;sterilebilir. Pek &ccedil;ok işlemde her iki bellek ve &ouml;ğrenme bi&ccedil;imi de yer alır. &Ouml;rneğin araba kullanmak başlangı&ccedil;ta deklaratif bellek ile ger&ccedil;ekleşirken bir zaman sonra refleksif belleğe ge&ccedil;er ve artık araba kullanma kuralları her kullanışta s&ouml;zc&uuml;klerle ifade edilmez, kısaca otomatikleşir.</font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font size="2" face="Arial">Bu yazının hazırlanmasında, faydalanılan kaynaklara, kaynak&ccedil;a b&ouml;l&uuml;m&uuml;nden ulaşabilirsiniz. </font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/04/18/ogrenme-ve-beyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Unutma ve Nedenleri</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/04/11/unutma-ve-nedenleri/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/04/11/unutma-ve-nedenleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2007 11:44:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kogungor.com/index.php/2007/04/11/unutma-ve-nedenleri/</guid>
		<description><![CDATA[&#214;ğrenmenin tersi olan bir bellek işlevidir. Yani, &#246;ğrenilenlerin zihinde yeniden canlandırılamamasıdır. Unutmayla ilgili &#231;eşitli kuramlar ileri s&#252;r&#252;lm&#252;şt&#252;r. Unutmanın tanımlanması ve t&#252;rleri kuramların bu konudaki g&#246;r&#252;şlerine g&#246;re belirlenir. Fizyolojik temellere dayanan kuramlara g&#246;re, unutma &#246;ğrenilenlerin ya da anıların beyindeki izlerinin zamanla aşınıp silinmesi sonucu olur. Koşullanma yoluyla &#246;ğrenme kuramına g&#246;re; pekiştirilmeyen, &#246;d&#252;llendirilmeyen tekrarlar; uyaranlarla tepkiler arasındaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><img width="100" hspace="2" height="91" align="left" alt="Beyin" title="Beyin" src="http://www.kirmizivesiyah.org/ks/images/00a.jpg" /><font class="content"> &Ouml;ğrenmenin tersi olan bir bellek işlevidir. Yani, &ouml;ğrenilenlerin zihinde yeniden canlandırılamamasıdır. Unutmayla ilgili &ccedil;eşitli kuramlar ileri s&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Unutmanın tanımlanması ve t&uuml;rleri kuramların bu konudaki g&ouml;r&uuml;şlerine g&ouml;re belirlenir.</font><font class="content"> <span id="more-26"></span> Fizyolojik temellere dayanan kuramlara g&ouml;re, unutma &ouml;ğrenilenlerin ya da anıların beyindeki izlerinin zamanla aşınıp silinmesi sonucu olur. Koşullanma yoluyla &ouml;ğrenme kuramına g&ouml;re; pekiştirilmeyen, &ouml;d&uuml;llendirilmeyen tekrarlar; uyaranlarla tepkiler arasındaki bağı zayıflatır, unutma ya da diğer bir deyişle, s&ouml;nme olur.</font>  <font class="content"> Bir &ccedil;ok &ouml;ğrenilen şey ve anılar bellekte saklı olmalarına karşın, unutulmuş gibi g&ouml;r&uuml;nebilir. Freud ve diğer psikanalistler bunu baskı kavramıyla a&ccedil;ıklarlar. Onlara g&ouml;re, kişiye acı veren anılar bilin&ccedil;ten uzaklaştırılarak bilin&ccedil; dışına atılır.</font>  <font class="content">Daha &ouml;nce de belirtildiği gibi, &ouml;ğrenilen malzemenin ne derece &ouml;ğrenildiği, &ouml;ğrenilen malzemenin anlamlılığı, &ouml;ğrenmeyi yapan kişinin &ouml;ğrenmeye ne &ouml;l&ccedil;&uuml;de g&uuml;d&uuml;lendiği, &ouml;ğrenmeden sonraki etkenler de &ouml;ğrenilenin belekte tutulmasını, saklanmasını ve hatırlanmasını etkiler.</font>  <font class="content">Deneysel ruh bilimi araştırmalarında denekler herhangi bir &ouml;ğrenme malzemesini hatasız olarak tekrarlayana dek &ouml;ğrenmeyi s&uuml;rd&uuml;r&uuml;rler. </font></p>
<p align="justify"><font class="content">Araştırmacı, olabilecek en iyi hatırlamayı araştırıyorsa, deneklere tam &ouml;ğrenme yaptırır. Yapılan araştırmalarda, tam &ouml;ğrenmenin hatırda tutmayı kolaylaştırdığı, unutmanın daha az olduğu g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.</font>  <font class="content">&Ouml;ğrenilen malzeme anlamlıysa, anlamsız malzemeye kıyasla daha kolay hatırlanır. H. Ebbinghaus 1885&#8221;te yaptığı &ccedil;alışmalarda, anlamsıza heceleri ( &ouml;rneğin; TIC, PUV, GIB, vb. ) &ouml;ğrenme malzemesi olarak kulanmış ve &ouml;ğrenilen malzemenin anlamsız olmasının &ouml;ğrenmeyi zorlaştırdığını saptamıştır. Araştırmada anlamsız hecelerden oluşan bir liste kusursuz bir şekilde iki kez tekrarlandığında, yani tam &ouml;ğrenme olduğu belirlendikten sonra, bir zaman aralığı konmuştur. Kusursuz hatırlama i&ccedil;in ilk denemede 1000 saniye kullanılmışken, ikinci denemede 600 saniye kullanılmış, 400 saniye tasarruf edilmiştir. Bu s&uuml;re, bellekte tutulan malzemenin miktarının bir g&ouml;stergesidir. Bu y&ouml;nden tam bir &ouml;ğrenme i&ccedil;in &ccedil;ok elverişlidir. Daha &ouml;nceden bir malzemeyi g&ouml;ren, &ouml;ğrenen kişi ikinci kez aynı malzemeyi &ouml;ğrenmesi gerektiğinde daha kısa s&uuml;rede yeniden &ouml;ğrenebilmektedir. Ebbinghaus, &ouml;ğrenme ve yeniden &ouml;ğrenme arasında yirmi dakikadan otuz bir g&uuml;ne kadar değişen &ccedil;eşitli zaman aralıklarını kullanarak araştırmalarını s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. </font></p>
<p align="justify"><font class="content">Ebbinghaus bu araştırmaları sırasında bir unutma eğrisi oluşturmuştur .</font>  <font class="content">Şekilde de g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, başlangı&ccedil;ta unutma &ccedil;ok hızlıdır. Sonra yavaşlamakta, en sonunda da aynı d&uuml;zeyde s&uuml;rmektedir. Başka bir deyişle, &ouml;ğrenmenin hemen ardından hızlı bir unutma olur, daha sonra unutma azalır ve belirli bir d&uuml;zeyde sabit kalır,</font>  <font class="content">Hatırlama ve Unutma İlişkisi</font>  <font class="content">Unutmada &ouml;nemli olan bir diğer etken, bir &ouml;ğrenmeyi yapmaya kişinin ne &ouml;l&ccedil;&uuml;de g&uuml;d&uuml;lendiğidir. Kişi i&ccedil;in belirli bir &ouml;ğrenmeyi yapmak &ouml;nemliyse bunu yapmak i&ccedil;in istekliyse, daha bir &ouml;ğrenme ger&ccedil;ekleştirir ve bunun sonucunda unutma daha az, hatırlama daha &ccedil;ok olur.</font>  <font class="content">&Ouml;ğrenme sırasında &ouml;ğrenme işlemi yarıda kesildiğinde, tamamlanan &ouml;ğrenmelere kıyasla daha fazla hatırlama olur. Buna &quot; Zeigarnik olgusu&quot; denir. Bu konuyla ilgili deneysel araştırmalarda deneklere bir dizi &ouml;ğrenme g&ouml;revi verilmiştir. Bunların bazısı deneyci tarafından yarıda kesilmiş, bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; de tamamlatılmıştır. Aradan zaman ge&ccedil;tiğinde yarıda kesilen &ouml;ğrenmelerin, tamamlananlardan daha iyi hatırlandığı g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Zeigarnik, deneyin yarıda kesilmeyi başarısızlık olarak yorumlandığını, bunun denekte gerginlik yarattığını, bir &ouml;ğrenmeden başka bir &ouml;ğrenmeye ge&ccedil;ince bu gerginliğin s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve unutmayı azalttığını ileri s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Bir lokantada yapılan bir araştırmada, garsonların hesabı hen&uuml;z &ouml;denmeyen yemek siparişlerinin hepsini hatırladıkları, hesapları &ouml;denen siparişleri hatırlamadıkları saptanmıştır.</font></p>
<p align="justify"><font class="content">Genellikle doğrulanan Zeigarnik olgusu, &ouml;ğrenme durumunda kişilerin kişilik &ouml;zelliklerine g&ouml;re bazen doğrulanmayabilir. &Ouml;rneğin; kendini her zaman başarılı olmaya g&uuml;d&uuml;leyen, kusursuzluğu kendine ama&ccedil; edinen bir kişi &ouml;ğrenimin yarıda kesilmesini başarısızlık olarak yorumladığında, unutması da fazlalaşabilir. Ayrıca eğer tamamlanmayan iş &ccedil;ok zorsa ya da kişiyi &ccedil;ok fazla tedirgin ediyorsa, kişi bilin&ccedil;siz olarak unutma eğiliminde olabilir.</font>  <font class="content">&Ouml;ğrenmeyle hatırlama arasındaki ge&ccedil;en zaman aralığında kişinin neler yaptığı, hatırlama miktarını etkiler. &Ouml;rneğin; bir &ouml;ğrenme malzemesi %100 &ouml;ğrenildikten sonra kişinin uyuması ya da başka işlerle uğraşması hatırlanan miktarı değişir. Kişi uyanık kaldığında hi&ccedil; bir işle uğraşmasa bile, etrafında olup bitenler onu etkiler. Bu da hatırlama anında olumsuz etki yaratır. Bu konuda yapılan &ccedil;alışmalarda, &ouml;ğrenmeden sonra uyuyan kişilerin uyumayanlara g&ouml;re daha &ccedil;ok hatırladıkları g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.</font>  <font class="content">a)Unutma Nedenleri</font>  <font class="content">Unutmanın nedenleri de kuramların a&ccedil;ıklamalarına bağlıdır. Bazı psikologlara g&ouml;re unutmanın nedeni engelleyici etkidir. </font><font class="content">Bu etki iki şekilde olur:</font></p>
<p align="justify"><font class="content">1.	Geriye doğru engelleyici etki (geriye ket vurma ) </font><br />
<font class="content">2.	İleriye doğru engelleyici etki ( ileriye ket vurma )</font></p>
<p align="justify"><font class="content">&Ouml;ğrenmeden &ouml;nce ya da sonra yer alan başka bir &ouml;ğrenme, hatırlama ve geri getirmeyi olumsuz y&ouml;nde etkileyebilir. S&ouml;z konusu &ouml;ğrenmeden &ouml;nce yapılmış bir &ouml;ğrenmeden kaynaklanan etkiye ileriye doğru, sonra yapılmış bir &ouml;ğrenmeden kaynaklanana geriye doğru engelleyici etki denilir. &Ouml;rnek olarak 30-40 kişinin bulunduğu bir sınıfa giren &ouml;ğretmen &ouml;ğrencilerin ismini sorup &ouml;ğrenir. Daha sonra başka bir sınıfta aynı şeyi yapar. İlk sınıfta &ouml;ğrenilen isimleri hatırlama g&uuml;c&uuml; daha sonraki sınıfta &ouml;ğrenilenlerin etkisi altında bozulur. Bu geriye doğru engelleyici etkidir. Bunun tersi de olabilir, o zaman ileriye doğru engelleyici etki s&ouml;z konusudur. Yani, &ouml;nce &ouml;ğrenilenler sonra &ouml;ğrenilenlerin hatırlanmasını g&uuml;&ccedil;leştirebilir.</font>  <font class="content">&Ouml;ğrenmeyle hatırlama arasındaki ge&ccedil;en s&uuml;re i&ccedil;inde yeni bir &ouml;ğrenmenin ger&ccedil;ekleşmesi, ilk &ouml;ğrenilenlerin bellekte saklanmasına olumsuz bir etki yapar ve ilk &ouml;ğrenilenleri hatırlama miktarı d&uuml;şer. Buna &quot; geriye doğru engelleyici&quot; ya da &quot; geriye ket vurma&quot; denir.</font></p>
<p align="justify"><font class="content"> Bu olgu aşağıdaki gibi bir deney d&uuml;zeniyle araştırılarak saptanmıştır. B&ouml;yle bir &ccedil;alışmada iki gruba da ( A ) &ouml;ğrenmesi yaptırılmış, daha sonra deney grubuna ( B ) &ouml;ğrenmesi yaptırılırken,kontrol grubu dinlenmeye bırakılmış, yeni bir &ouml;ğrenme yapmamıştır. Bir s&uuml;re sonra uygulanan hatırlama testi sonucunda deney grubunun, kontrol grubuna g&ouml;re daha az şeyi hatırladığı g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Diğer bir deyişle, sonraki &ouml;ğrenme &ouml;nceki &ouml;ğrenmenin hatırlamasına ket vurmuştur.</font>  <font class="content">&quot; İleriye ket vurma &quot; ya da &quot; ileriye doğru engelleyici &quot; etki olarak tanımlanan durumdaki deney d&uuml;zeni ise aşağıda g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; şekilde hazırlanır.</font>  <font class="content">Burada deney grubu ( A ) &ouml;ğrenmesini yaparken, kontrol grubu dinlenir. Sonra her iki gruba da ( B )&ouml;ğrenmesini yapar. ( A ) &ouml;ğrenmesini yapan deney grubu, yalnızca ( B ) &ouml;ğrenmesini yapan kontrol grubuna g&ouml;re ( B ) &ouml;ğrenmesini daha az hatırlar. Başka bir deyişle, &ouml;nceki &ouml;ğrenme sonraki &ouml;ğrenmenin hatırlanmasını bozmuş, ket vurmuştur.</font>  <font class="content">İleriye ve geriye ket vurma ya da bozucu etkini olup olmaması, iki &ouml;ğrenme işlemi arasındaki benzerliğe bağlıdır. Eğer iki &ouml;ğrenme malzemesi birbirine &ccedil;ok benziyorsa, bozucu etki &ccedil;ok az olur ya da olumlu aktarma olur; &ouml;ğrenilen malzemeler hem daha kolay &ouml;ğrenilir hem de daha kolay hatırlanır. Bunun tersine, iki &ouml;ğrenme malzemesi birbirinden &ccedil;ok farklıysa bozucu etki, ket vurma &ccedil;ok az olur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; birbirine benzemeyen iki &ouml;ğrenme arsında olumlu ya da olumsuz aktarma &ccedil;ok az olur.</font></p>
<p align="justify"><font class="content">Freud&#8221; un kuramına g&ouml;re bastırma mekanizması da unutma nedenidir. Birey, kendini rahatsız eden konuları bilin&ccedil;altına iterek bu kaygıdan kurtulmak ister. Bilin&ccedil;altına itilen olayların hatırlanması olduk&ccedil;a g&uuml;&ccedil;t&uuml;r.</font>  <font class="content">Bazı kuramlara g&ouml;re; &ouml;ğrenilenlerin kullanılmaması unutma denir. Uygulamaya giren bilgiler zaman zaman tekrarlandığı veya alışkanlık haline geldiği zaman unutulmaz. Kullanılmayan bilgilerin kayıtlı olduğu sinir h&uuml;crelerinin sinaptik bağları zayıftır. Bu nedenle hatırlamak olduk&ccedil;a g&uuml;&ccedil;t&uuml;r.</font>  <font class="content">&Ouml;ğrenmeyi koşullanmayla a&ccedil;ıklayan g&ouml;r&uuml;şlere g&ouml;re de koşullanmanın s&ouml;nmesi bir unutmadır. Organizma, koşullu uyarıcı ile koşullu tepki arasındaki bağı unutur. Artık beklenen tepkiyi g&ouml;stermez.</font>  <font class="content">Bu nedenlerin yanı sıra bazı bellek bozuklukları unutma nedenidir.</font>  <font class="content">Bellek yitimi (amnezi) &ccedil;eşitli organik veya psikolojik nedenlerle hatırlama g&uuml;c&uuml;n&uuml;n yitirilmesidir. Bellek yitimi kısmi veya genel olabileceği gibi, kısa s&uuml;reli veya s&uuml;resiz de olabilir.</font>  <font class="content">Diğer bir unutma nedeni, beyin h&uuml;crelerinin yıpranmasına bağlı olarak gelişen organik bozulmalardır. Organik bozulmalar yaşla ilgili yıpranmalar, beynin bazı b&ouml;lgelerine yeterli kan gitmemesi bağlı yıpranmalar olarak ortaya &ccedil;ıkar. Bunun yanında yeterli protein sentezinin yapılmaması bilgilerin kodlanmasını engeller. Kodlanmayan bilgiler kısa zamanda tamamen unutulur.  </font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/04/11/unutma-ve-nedenleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyine Kısa</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2006/12/10/beyine-kisa/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2006/12/10/beyine-kisa/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Dec 2006 10:59:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kogungor.com/index.php/2006/12/10/beyine-kisa/</guid>
		<description><![CDATA[Dil İşleme ve Yapay Zeka gibi alanlarda, &#252;zerinde &#231;alıştığım projeler ve aslında ge&#231;mişten gelen bir psikoloji merakı, ka&#231;ınılmaz olanı ger&#231;ekleştirdi ve beni n&#246;rolojiye de bulaştırdı. Bu yazımda, ilk okuduğumda beni beyine daha da aşık eden bazı bilgiler vermek istiyorum. İnsan beyninin mucizevi y&#246;nlerini anlayabilmek i&#231;in, bu organa biraz daha teknik a&#231;ıdan bakmak fayda sağlayabilir. &#160; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Dil İşleme ve Yapay Zeka gibi alanlarda, &uuml;zerinde &ccedil;alıştığım projeler ve aslında ge&ccedil;mişten gelen bir psikoloji merakı, ka&ccedil;ınılmaz olanı ger&ccedil;ekleştirdi ve beni n&ouml;rolojiye de bulaştırdı. Bu yazımda, ilk okuduğumda beni beyine daha da aşık eden bazı bilgiler vermek istiyorum. İnsan beyninin mucizevi y&ouml;nlerini anlayabilmek i&ccedil;in, bu organa biraz daha teknik a&ccedil;ıdan bakmak fayda sağlayabilir.<span id="more-10"></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Beyin yaklaşık olarak ortalama 1.5 kilo ağırlığındadır ve şekil itibari ile bir cevize &ccedil;ok benzer. Ortalama 60 yıllık bir &ouml;m&uuml;r boyunca, g&uuml;nde 54.840.000 bitlik bilgiyi, kaydetmek, işlemek ve programlamak i&ccedil;in kullanır. Teknolojinin buna m&uuml;sade etmesi halinde, beyine benzer bir makinanın yapılabilmesi i&ccedil;in, 300 trilyon dolara ihtiya&ccedil; duydulduğu s&ouml;ylenmektedir. Tabi bu yeterli olmuyor ve bu makinanın &ccedil;alışabilmesi i&ccedil;in, 1 trilyon wattlık eletrik enerjisine ihtiya&ccedil; duyulmakta. B&uuml;t&uuml;n bunların olması halinde bile hi&ccedil;bir makinenin, beynin potansiyel g&uuml;c&uuml;n&uuml; aşamayacağı varsayılıyor.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Yaşamımız boyunca beynimiz, g&ouml;zlerimizle, ellerimizle, parmaklarımızla, burnumuzla ve diğer organlarımızla duyu organlarımızla ileitşim halindedir. Bu iletişim, elektrik sinyalleri ile bilgi alımı, verimi, depolanması ve işlenemesi gibi bir takım aşamaları kapsar. Beyinimizden ge&ccedil;en, milyarlarca ger&ccedil;ek ve hayal, doksan milyon kalın kitabı tamamen dolduracak b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ktedir.**</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Bir insan beyninde 100 milyardan fazla h&uuml;cre vardır. 10 ila 14 milyar civarında sinir h&uuml;cresi bulunmakta. Bu h&uuml;crelerin nekadar k&uuml;&ccedil;&uuml;k olduğunu kafamızda daha net canlandırabilmek i&ccedil;in, ş&ouml;yle bir &ouml;rnek verilebilir; Bu h&uuml;crelerden 250.000 tanesi 1 liarının k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kısmını doldurabilecek kadardır. Beynin bilgi saklama kapasitesini ise bir &ouml;m&uuml;r boyunca ortalama 100 trilyon bit olarak sayısallaştırmak m&uuml;mk&uuml;n&hellip;</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">İnsan beyni kendi başında k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir evrendir. Bilgisayarlar bilgileri 1 ve 0 lar olarak kaydeder. &Ouml;rneğin herhangi bir text edit&ouml;r&uuml;nde yazılan A harfi, aslında bilgisayara ASCII kod karşılığı olan 64 yani 10000000 olarak kaydedilir. &Ouml;rneğin 1.44 l&uuml;k bir diskete belki bir kitabın metin hali kaydedilebilir. Ancak insan beyni bilgileri vcd formatında kaydeder. Bunun manası şudur; olayları birbirleri ile ilişkilendirerek beynimizde saklarız. Dolayısı ile aynı diskete bir vcd dosyasının binde birini bile sığdırmakta zorlanırız.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">İnsan beyninde 10 milyar civarında sinir h&uuml;cresi vardır. Dolayısı ile sayıları arttık&ccedil;a beyin işlevlerinin de artacağı a&ccedil;ıktır. N&ouml;ron sayısı kadar &ouml;nemli olan bir diğer &ouml;zellik, n&ouml;ronların diğer n&ouml;ronlarla oluşturdukları ilişkilerdir. Bu ilişkilerin oluşturulduğu noktalar sinaps olarak adlandırılır. Bu sinapsların sayısı n&ouml;ron başında 1000 ile 10000 arasında değişir. Ve bu sinapslar etkiye akım var/akım yok&nbsp;şeklinde tepki g&ouml;sterir.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">V&uuml;cudun %2 sini ancak kaplayan bu inanılmaz organ hakkında bilinenler hen&uuml;z yeterli değildir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2006/12/10/beyine-kisa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

