<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kırmızı ve Siyah &#187; Doğu Felsefesi</title>
	<atom:link href="http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/category/dogu-felsefesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kirmizivesiyah.org</link>
	<description>Kendiliğinden...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Dec 2011 12:41:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>İnsan Her Şeyin Ölçüsüdür</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/04/20/insan-her-seyin-olcusudur/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/04/20/insan-her-seyin-olcusudur/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2011 17:03:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[Doğru algılama ile bilgi, iki ayrı dünya yaratmıştır. Bir yanda meydana gelen ve yok olan, doğru algının, göreceli gerçekliklerin dünyası, diğer yanda, sağlam ve sürekli, asıl gerçekliğin, &#8220;idealar&#8221;ın dünyası. Bir şeyi bilen kişi, onu algılayan kişidir. Bu yüzden &#8220;insan her şeyin ölçüsüdür&#8221;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğru  algılama ile bilgi, iki ayrı dünya yaratmıştır. Bir yanda meydana gelen  ve yok olan, doğru algının, göreceli gerçekliklerin dünyası, diğer  yanda, sağlam ve sürekli, asıl gerçekliğin, &#8220;idealar&#8221;ın dünyası. Bir  şeyi bilen kişi, onu algılayan kişidir. Bu yüzden &#8220;insan her şeyin  ölçüsüdür&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/04/20/insan-her-seyin-olcusudur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Danimarka Yolculuğu ve Olup Bitenler</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/11/25/danimarka-yolculugu-ve-olup-bitenler/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/11/25/danimarka-yolculugu-ve-olup-bitenler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Nov 2010 16:03:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=294</guid>
		<description><![CDATA[Evet yazamadım, yazamıyorum da&#8230; Şu sıralar, neredeyse dakikaların hesabını yapmak zorunda kalıyorum. Sürekli bir yerlere koşturmak, sürekli bir şeye yetişmek veya çalışmak durumundayım. Şikayetçi miyim? Bir kısmından evet. Ama geneli itibari ile şikayetçi değilim. Süreç belli konularda beni doğrulayarak ilerlemekte ve bazı gelişmeler sağlamakta. Önümüzdeki ay 10 Aralık 2010 tarihinde Danimarka&#8217;ya gidiyorum. Burada hem çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet yazamadım, yazamıyorum da&#8230; Şu sıralar, neredeyse dakikaların hesabını yapmak zorunda kalıyorum. Sürekli bir yerlere koşturmak, sürekli bir şeye yetişmek veya çalışmak durumundayım. Şikayetçi miyim? Bir kısmından evet. Ama geneli itibari ile şikayetçi değilim. Süreç belli konularda beni doğrulayarak ilerlemekte ve bazı gelişmeler sağlamakta. Önümüzdeki ay 10 Aralık 2010 tarihinde Danimarka&#8217;ya gidiyorum. Burada hem çok sevdiğim bir arkadaşımı ziyaret edeceğim, hem de<strong> Danimarka IT Kopenhag Üniversitesi</strong>&#8216;nde <strong>Security Architecture</strong> dersinde kişisel araştırmalarımı anlatacağım. <span id="more-294"></span></p>
<p>Benim açımdan oldukça heyecan verici bir gelişme bu. Zira 2004 yılında arabada seyahat ederken anneme söylediğim öngörülerim bir bir gerçekleşmekte, bu da bana doğru tahminlerde bulunduğumu ve doğru yolda olduğum mesajını veriyor. Bu anlamda huzurluyum, çünkü kendi meraklarım ve araştırmalarım içerisinde boğulduğum zamanlarda, akademik hayatım her aksadığında, kendimi yargılayıp her şeyi yeniden gözden geçirmek zorunda kalıyordum, acaba kendimi mi kandırıyorum diye&#8230; İçinde bulunduğum süreç mümkün olduğunca doğru şeyleri yaptığımı gösteriyor bana.</p>
<p>Tabi bazı gelişmeler beraberinde bir takım olumsuzlukları da getirmiyor değil. Örneğin 18 Aralık 2010 için Yeditepe Futurizm Kulübü ve İstanbul Barosu ortaklığında bir etkinlikte <strong>Siber Terörizm </strong>konuşacaktım, ancak tarihlerin Danimarka seyehatimle çakışması nedeni ile bunu iptal üzülerek iptal etmek zorunda kaldım. Umarım başka bir etkinlikte bir araya gelebiliriz.</p>
<p>Teknik anlamda da bana uzak gelen pek çok şey artık çok daha yakın gelmekte ve daha anlam kazanmakta, bu da benim açımdan oldukça olumlu bir gelişme. <a href="http://www.h-labs.org" target="_blank">Mesut Timur</a> ve <a href="http://ttlexpired.com" target="_blank">Deniz Çevik</a>&#8216;e selamlar <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Elbette bu sıkışıklık arasında asıl yapmam gerekenleri unutmuş değilim. Çalışmaya devam.</p>
<p>Öte yandan hayatımın problem sarmaşığı haline gelmiş olan okulum ile ilgili olarak da sanıyorum hiç olmadığı kadar olumlu gelişmeler olmakta. Ben de eskisine nazaran daha fazla emek harcadığımı söyleyebilirim, hiç istemesem de&#8230; Fakat hala, boynundan kulübeye bağlı bir köpek gibi hissediyorum. Fikri anlamda en verimli olduğum süreci, büyük çoğunluğu saçmalıklarla dolu olan, asla merakımı cezbetmeyen ıvır zıvır işlerle boğuşarak geçirmek oldukça kötü.</p>
<p>Şunu bir kere daha anladım, eğer teknik bir bölüm okuyorsanız, bu bölüm özellikle bilgisayar mühendisliği veya dengi bir alansa, ve bu bölümü bir üçüncü dünya ülkesinde okumaya çalışıyorsanız, en verimli anınızda askere gidip 4 sene askerlik yapmaktan bir farkı yok. Tabi hedefleri belli olan, ne yapmak istediğini bilen, ilgi alanlarını ve meraklarını keşfetmiş insanlar için söylüyorum. Top üniversiteleri bilmem oralarda durum belki farklıdır. Kesinlikle bir zaman kaybı olduğunu düşünüyorum. Burada da <a href="http://ferruh.mavituna.com" target="_blank">Ferruh Mavituna</a>&#8216;ya selam gönderiyorum. <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Mesleki aktivitelerin yanı sıra, bağımsız araştırmalarımı da artık daha somutlaştıracak zemine ulaştırmaya iyice yaklaştım. Disiplinler Arası Siber Güvenlik Kavramı çerçevesinde, temellendirdiğim fikirlerimi, yayına çevirme konusunda ciddi ilerleme kaydettiğimi söyleyebilirim.</p>
<p>Mayıs ayına yetiştirebileceğimi umduğum &#8220;<strong>Gayri Nizami Harp Perspektifi ile Siber Güvenlik Kavramına Bakış</strong>&#8221; isimli makalem yolda. Akademik bir dergiye göndereceğim. Umuyorum fikirsel anlamda bu makaleyi algılayabilen hakemler tarafından incelenir. <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>İnsanlar genelde yaptığınız işi sevin çerçevesindeki düşünceleri şu anda sanıyorum benim için daha fazla anlam taşıyamazdı. Yaptığım işi seviyorum, çalıştığım alanı çok seviyorum, araştırma yaptığım konu benim için çocuğum gibi, her an yeni fikirler kafamda oluşuyor, kendimi verimli, ait, işe yarar, pozitif enerji ile yüklü hissediyorum. Bkz.<a href=" http://www.hado.com/" target="_blank"> Su Kristalleri Teorisi</a></p>
<p>Bunların dışında tarif edilmez dinamiklik içerisinde ilerlemekte hayatım, hemen her duyguyu sağolsun yaşatıyor. Belirsizlik gibi iğrenç bir duyguyu, huzuru, bazen dayanılmaz baş ağrılarına götürecek kadar büyük hayal kırıklıklarını, kahkahaları, huzuru, üzüntüyü, sessizliği, gevezeliği hemen her duyguyu dalgalı bir şekilde yaşatacak bir dinamizm ile akıyor&#8230;</p>
<p>İçimden kendim için de herkes için de güzel şeyler geçiriyorum. Umuyorum ileride daha fazla yazabileceğim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/11/25/danimarka-yolculugu-ve-olup-bitenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ah mine&#8217;l-aşk ve hâlâtihi ahraka kalbî bi-harârâtihi</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/17/ah-minel-ask-ve-halatihi-ahraka-kalbi-bi-hararatihi/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/17/ah-minel-ask-ve-halatihi-ahraka-kalbi-bi-hararatihi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Sep 2010 09:59:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=277</guid>
		<description><![CDATA[&#8230;Yer altımda düşmemek için beni sımsıkı tutarken, Gökyüzü de hiç kıskanmadan, üzerimde rahat yaşamam için gerekli alanı veriyordu&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8230;Yer altımda düşmemek için beni sımsıkı tutarken, Gökyüzü de hiç kıskanmadan, üzerimde rahat yaşamam için gerekli alanı veriyordu&#8230;<a href="http://www.kirmizivesiyah.org/wp-content/n694319036_1030937_1807.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-278" style="border: 1px solid black; margin: 1px;" title="n694319036_1030937_1807" src="http://www.kirmizivesiyah.org/wp-content/n694319036_1030937_1807-300x228.jpg" alt="" width="300" height="228" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/17/ah-minel-ask-ve-halatihi-ahraka-kalbi-bi-hararatihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>goodbye zen</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/08/30/goodbye-zen/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/08/30/goodbye-zen/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 16:46:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[goodbye zen]]></category>
		<category><![CDATA[pan]]></category>
		<category><![CDATA[pan & sophia]]></category>
		<category><![CDATA[sophia]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[it is when you know the time has come, when you feel the next minute will just carry the pain inside, then there is nothing left to be scared of and nothing to lose. That is when there is no greater power then the power of goodbye. Even though you know it will hurt you [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>it is when you know the time has come, when you feel the next minute will just carry the pain inside, then there is nothing left to be scared of and nothing to lose. That is when there is no greater power then the power of goodbye. Even though you know it will hurt you so much, and so deep, you know that it is the only way to get out from the vicious circle you are round up with. You just have to say goodbye&#8230; That is the only way to break the spell&#8230;That is the only way to set free your soul again&#8230;That is a lesson to be learned&#8230;Freedom comes only when you learn to let go&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/08/30/goodbye-zen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Niyet Herşeye Muktedir</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/07/14/niyet-herseye-muktedir/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/07/14/niyet-herseye-muktedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 09:03:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=249</guid>
		<description><![CDATA[Hafife alınmayacak enteresanlıklar içinde geçen hayatımda, gerek deneyimlediğim gerekse araştırıp öğrendiklerimin süzgecinden vardığım sonuç bu oldu. Evet &#8220;niyet herşeye muktedir&#8221;. İnsanevladı acayip bir eser. Henüz onun kadar çevresi ile etkileşim içerisinde olan bir başka varlık göremedim. Etkiletişim demek karmaşıklık demek böyle bir noktada. O kadar çok uyaran var ki çevremizde, bu da yetmezmiş gibi geçmişimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hafife alınmayacak enteresanlıklar içinde geçen hayatımda, gerek deneyimlediğim gerekse araştırıp öğrendiklerimin süzgecinden vardığım sonuç bu oldu. Evet &#8220;niyet herşeye muktedir&#8221;. İnsanevladı acayip bir eser. Henüz onun kadar çevresi ile etkileşim içerisinde olan bir başka varlık göremedim. <span id="more-249"></span></p>
<p>Etkiletişim demek karmaşıklık demek böyle bir noktada. O kadar çok uyaran var ki çevremizde, bu da yetmezmiş gibi geçmişimiz de sürekli peşimizdedir. İnsan geçmişinden kurtulabilir mi? Tabi ki hayır! O halde geçmişle uyum sağlamak gerekebilir kafada. Neden? Cevabı basit, geçmişten kurtulamadığımıza göre hayatımız boyunca bizim içimizde, anılarımızda, geleceği algılamamızda, bir konuya fikir yürütmemizde, problem çözmemizde, hatta yemek yapmamızda, temizliğimizde, pisliğimizde her yerimizde var olacak. Ne yani geçmişteki anılarımız yüzünden istediğimiz gibi mutlu olamayacak mıyız ? Çok saçma! tabi ki olacağız. İşte niyet bu gibi noktalarda devreye giriyor ve basit bir kelime değildir. Ama öncesinde biraz daha sallamak istiyorum.</p>
<p>Aklıma bazı sorular ister istemez geliyor bu konuyu düşündüğümde hatta burada hemen 30 sn içinde aklıma gelen soruları paylaşayım siz de bir el atın;</p>
<ul>
<li>Böylesine bir sosyal iletişim içerisinde yaşayan insan ırkının bireylerinin, taşları yerine oturtamadığı bir geçmiş ile geleceğe adım atma eğilimi gösterme lüksü var mıdır ?</li>
<li>Kendi iç dünyası içerisinde bu hissin yeri ne olabilir?</li>
<li>Görmezden gelmek, kaçmak ne kadar süreyle çözüm sağlar?</li>
<li>Kendi yeni geleceğimizi, kendi eski ufalanmış zihnimiz içine hapsetmeye ne kadar gerek var?</li>
<li>Kendimize yeni bir yaşam kurmak &#8220;gerçekten&#8221; ne kadar zor olabilir?</li>
</ul>
<p>Açıkçası bu sorulara doğrudan cevap verme niyetinde değilim, halihazırda yazıyı yazarken bir taraftan aklıma gelen sorulardı, uzatmadan kestim, zira son bir yıldır, hiç adetim olmayan bir şekilde uzatır oldum, zararını gördüm. Öte yandan yazının geneli içerisinde bu sorular üzerine hayata duruşum hakkında fikir edinmeniz de kuvvetle muhtemel. Herneyse konuya dönelim ;</p>
<p><img class="alignleft" style="margin: 5px;" title="niyette keramet var" src="http://farm4.static.flickr.com/3326/3612147253_1030042022.jpg" alt="" width="276" height="207" />Nerede kalmıştık? Evet, herşeyin başında algı geliyor, bilişsel düzeyimiz geliyor. Algıyı pek çok şey şekillendiriyor, analitik düşünme yetisi, zeka, sosyal gelişim süreci, çevresel etmenler, anlık duygudurum değişimleri, geçmiş anılarımız, traumalarımız, alışkanlıklarımız, bakışımız, duruşumuz, yürüyüşümüz, yaptığımız spor, okuduğumuz kitap, konuştuğumuz insanlar, vs vs vs. Bütün bunlar bir araya geliyor, beyinde kimbilir neler oluyor, yeni sinapslar yeni path ler oluşturuyor, yeni bilgiler belgeler kaydediliyor, yeni çıkarımlar yapılıyor, o gidiyor farklı bezleri tetikliyor, belki yeni belki alışıldık hormonlar salgılanıyor, dğeişik hisler filan derken süreç tıkır tıkır çalışıyor.</p>
<p>Süreç iyi güzel fakat ciddi anlamda da sıkıntılı olabiliyor. Benim bile vermekten sıkıldığım örneği tekrarlayacağım;</p>
<blockquote><p>Bir kişi size soruyor; &#8220;Saatin var mı?&#8221;. Bu soruya &#8220;evet var&#8221; yada &#8220;saat 3&#8243; diyebiliriz. Buna işte bu algı ve bilişsel düzeyimiz karar veriyor. Belki koluna bakıyoruz saati var mı diye, saat satıp satmadığına bakıyoruz, çevreye bakıyoruz, geçmiş tecrübelerimizde arama yapıyoruz daha önce bu soruyla karşılaşıldı mı, karşılaşıldıysa ne cevap verildi nasıl bir tecrübe edinildi vs.</p></blockquote>
<p>Ne alakası var diyeceksiniz, geliyorum yavaş yavaş. Size bazen çok uzatabildiğimden bahsetmiş miydim ? Şimdi bu noktaya kadar herşey güzel, belirli bir sistem var, kimi zaman &#8220;false positive&#8221; verse de herşeye tüm yanılgılara, kalıcı hasarlara, geçici duygu dğeişimlerine, ıvır zıvır bir sürü teknik detaya rağmen işleyen bir süreç var. Bizim noktamız bu işleyen sürece etki etme yetisi oldukça yüksek bir kavram olan <strong>niyet</strong> meselesi.</p>
<p>Hepimiz, geçmişimiz yüzünden, bir çok duygudurum bozukluğu, kararsızlık, pira için yorgan yakma sendromu, horizon effect sendromu ve bilimum sendromları hayatımızda yaşamışızdır. Defalarca kendi kendimize depresyona girmiş çıkmışızdır da haberimiz bile yoktur. Kimi zaman biraz daha ciddi düşüşler göstermişizdir de dışarıdan müdahale ihtiyacı doğmuştur filan.</p>
<p>İçinden en çıkılamayacağını düşündüğümüz anlarda bir şeyi hep gözden kaçırırız <strong>niyet</strong>. Niyet gerçek bir psikolojik savaş aracı olma niteliğindedir. Neden? Çünkü, kısmen süreci yavaşlatır, bir köpekbalığının avını suyun üstünde yakalayıp derine çekmesi gibi, süreci yavaşlatırken derinleştirirde. Sizde bir altbilinç oluşturmada yardım eder. Siz farkında olmadan, pozitif gelişme sürecinin içinde bulursunuz kendinizi.</p>
<p>Niyet sanıldığından ve günlük hayatta kullanıldığından daha derin bir kelimedir. Niyet bir duruştur, bir perspektifdir. <strong>Niyet, bütün sıkışmışlığınıza rağmen kendinize bir boşluk yaratmaktır. </strong>Bu sayede kimsenin size açacağı boşluğa ihtiyacınız olmaz. Niyet esasında çözümün büyük oranda kendisidir.</p>
<p>Biz insan ilişkilerinde ve kendi dünyamızda niyeti çok sık kullanırız çoğu zaman farkında olmadan. Ama insanın yapı itibari ile kriz yönetiminde ciddi zaaflarının olması, asıl ihtiyacımız olan kriz anlarında onu etkin bir şekilde kullanmayı engeller. Bu noktada dışarıdan yardım almaktan çekinmemek gerekir. Yardım almak bir doktora gitmenin ötesindedir. Danışmak, tartışmak, fikir sormak, beyin fırtınası yapmak, güvenmek, güven vermek, yani esasında kriz durumunda büyük ölçüde ihtiyaç duyulan şeylerin, başkaları üzerinden, kendi içinizde yükselmesine fırsat vermek. Bu zaten temel bir duruşu ve niyeti beraberinde getirecektir. Size düşen daha efektif ve çözüm odaklı bir hale getirip, sizi rahatsız edecek kavramlardan uzaklaştırıp makyajlamak güzel görünmesini sağlamaktır içinize&#8230;</p>
<p>Evet niyet çevreyi algılamanıza doğrudan etki eder. Siz istesenizde istemesenizde etki eder. İstek her zaman niyetle paralel gelmez <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Aşkın gözü kör müdür? Hayır niyettir! Arkadaşlık içinde bir niyet barındırır. Bir insana güvenmeye niyet edersiniz. Oruç tutmadan önce niyet edilir. Niyet teorik anlamda saftır. Burdaki saflık iyilik kötülük temizlik anlamında değil, katısızlık anlamındadır. Niyet biraz daha katıksızdır. Bu nedenle daha iyi bir psikolojik harp aracıdır. Bir insanla ilişkinizi bozmamaya niyetiniz varsa, fedakarlıklarınızla başa çıkacak refleksler geliştirmeniz çok doğaldır. Öte yandan bir ilişkinizle ilgili niyetinizi kaybettiyseniz ya da değiştiyse herşey yük gelmeye başlar. Bu da kendi içinde mantıklıdır.</p>
<p>Örneğin, yaramazlık yapar çocuklar ve aile sabırlıdır. Neden? çünkü niyetleri onları eğitmek ve büyütmektir. Biz aslında niyet gibi inanılmaz bir gücü sürekli kullanırız. Tek yapmamız gereken iyi günlerde değil, kriz anlarında da içimizden yükselmesine izin vermek.</p>
<p>Niyetlerim konusunda zaman zaman hatalar yapsam da, gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, hayatım boyunca insanların hep niyetlerinin ne olduğuna bakmaya çalıştım. Bunu söylüyor ama niyeti ne olabilir? bu şekilde davranıyor ama niyeti ne? Kimi zaman beni gurursuz gösterse de söylenenlere aldırış etmeden arkadaki niyete odaklanmam, ben yine de bunu yapabildiğim için mutluyum.</p>
<p>Bunu yapabildiğim için değer verdiğim insanlar adına fedakarlık yapabiliyorum gocunmadan. Bunu önemsediğim için, çalıştığım kurumlar için fedakarlık yapmak benim için profesyonellikten öte anlam taşımakta. İyi bir profesyonelden çok iyi bir takım arkadaşı ruhu taşımamın nedeninde bu var.</p>
<p>Bütun bunların yanında en zor zamanlarımda, en içinden çıkılmaz, en yalnız olmayı istediğim zamanlarda üç kavram hayatımı kurtarmıştır.<strong> Aksiyomlarım</strong>,<strong> Niyetlerim</strong>, kuracağım yeni hayat için edindiğim yeni<strong> anlamlarım</strong>.</p>
<p><strong>Yaşadığımız her kötü şeyin cezasını aslında o an çekeriz. Yapmamız gereken son şey bu cezayı geleceğimize ve gelecekteki yenilerimize çektirmek olacaktır. </strong></p>
<p>Bu noktada benim sürecimin algoritması çok kabaca şudur;</p>
<ul>
<li>Sıkıştığımda derine inebildiğim kadar inerim</li>
<li>En temel olduğuna inandığım yerde, niyetime uygun bir aksiyom belirlerim</li>
<li>Bundan sonraki süreci bu aksiyom üzerinden analiz ederim.</li>
<li>Herşey bittiğinde kendimi iyi hissettiğimde dönüp doğrulama yapar bir şey atlayıp atlamadıığımı incelerim.</li>
</ul>
<p>Bu &#8220;swiss army knife&#8221; olabilecek kabalıkta ve aynı oranda derinlikte bir algoritmadır. Bunu çalıştırdığınız spor takımlarındaki krizlerden, aşık olduğunuz kişi ile yaşadığınız krizlere, kendi içsel yolculuğunuzdan, evliliğinize, sektörel krizlere kadar uygulanabilir versiyonlarını çok ama çok kolay bir şekilde üretmeniz mümkün.</p>
<p>Unutmamakta fayda var, inanç çok güçlü bir güdüdür ve temelinde niyet vardır <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Böylesine bir gücü kendi iyiliğimiz için yönlendirmek sanırım çok mantıksız ve garip bahanelerle kaçınılmasına gerek olmayan bir yöntem olsa gerek.</p>
<p>Şimdi durun bir dakika o yaptığınız her ne işse bırakın bir kenara, kendinize 10 dk verin. Bu aynı zamanda sevdiklerinize de verdiğiniz bir 10dk olacak emin olabilirsiniz. Bu çerçeve de düşündüğünüzde, ilişkilerinize, çevrenizdeki konumunuza bir el atın. Kimlere ne niyetle nasıl davrnayorsunuz, dahası ne niyetle kendiniz için ne yapıyorsunuz? Eğer kapsamlı ve saf bir düşünce içerisine girer ve <strong>niyetiniz gerçekten bu soruları cevaplamak olursa </strong>emin olun bir yerlerde bir şeyler için kıpırtılar hissedeceksinizdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/07/14/niyet-herseye-muktedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geçmiş&#8230;</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/gecmis/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/gecmis/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 15:10:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[geçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[tabu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=243</guid>
		<description><![CDATA[Geçmiş; çocukluğumuzdan beri derimizin altına işlenen kazandıkça yenilenen özel bir doku gibi ya da sürekli geriye dönüp baktığımız sihirli bir ayna gibi ama ne yazık ki yaşamak istediğimiz o güzel düünyaya sırtı dönük duran bir ayna. Hep böyle ardımızdan gelenleri, kontrol etmek mi zorundayız? Ya da hep böyle günah çıkartarak mı yaşayacağız? Geçmişimizle hesaplaşmaktan, gelecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmiş; çocukluğumuzdan beri derimizin altına işlenen kazandıkça yenilenen özel bir doku gibi ya da sürekli geriye dönüp baktığımız sihirli bir ayna gibi ama ne yazık ki yaşamak istediğimiz o güzel düünyaya sırtı dönük duran bir ayna. <span id="more-243"></span></p>
<p>Hep böyle ardımızdan gelenleri, kontrol etmek mi zorundayız? Ya da hep böyle günah çıkartarak mı yaşayacağız? Geçmişimizle hesaplaşmaktan, gelecek günlerin anlamına ulaşamıyoruz. Beyaz kar tanelerinin üzerinden, kirli ayaklarımızla geçiriyoruz. Geçmişe sahibiz ama geleceğe değil. Nasıl bir dünyayı yaratacağız bilemiyorum. Sahip olduğumuz bu yanlışlıklar mı; geleceğimizi aydınlatacak olan büyülü fenerler ?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/gecmis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korku&#8230;</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/korku/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/korku/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 15:05:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=240</guid>
		<description><![CDATA[Korku; yaşanılacak kaderin zırhı değil ki, ardına gizlenelim. Gözyaşları ve korkular, doğacak acıları yüreğimizden silemezdi ki. Kimleri nasıl ve nerelerde yitirdik, kimler hangi acılar , hangi ölümler içinde yok oldular. Hangi işkenceler, hangi yağlı ipler, tüketti bizi bir bir. Analar, hangi hapishanelere savurdu oğullarını ve ölülerinin soğuk yüzlerini öpebilmek için onları nerelerde aradılar? Çocuklar, hükümlü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Korku; yaşanılacak kaderin zırhı değil ki, ardına gizlenelim.  Gözyaşları ve korkular, doğacak acıları yüreğimizden silemezdi ki.  Kimleri nasıl ve nerelerde yitirdik, kimler hangi acılar , hangi ölümler  içinde yok oldular. Hangi işkenceler, hangi yağlı ipler, tüketti bizi  bir bir. Analar, hangi hapishanelere savurdu oğullarını ve ölülerinin  soğuk yüzlerini öpebilmek için onları nerelerde aradılar?<span id="more-240"></span><img src="http://www.shibumidojo.org/wp-content/plugins/fckeditor_for_wordpress/fckeditor/editor/images/spacer.gif" alt="" /></p>
<p>Çocuklar, hükümlü babalarına hangi kuşun kanadıyla  sevgilerini, hangi çiçeğin yapraklarıyla kokularını sundular. Kadınlar,  kadınlıklarından, erkeklerse erkekliklerinden ne denli utanç duydular, o  krili eller bellerinde gezinirken. Bir demli çayai bir kuru simide, bir  kırık sigaraya kimler özlem duydular? Kimler bitmeyecek korkusunu,  kimler kinini kanla yıkadılar? Kimler  hırpalanmış bedenlerine ve yoksun kalan organlarına dayanacak koltuk  deynekleri aradılar? Kimlerin gözlerine bant, kimlerin sicillerine  sabıka kaydı koydular? Kimler vatandaştılar, kimler vatandaşlıktan  çıkarıldılar? Kimler korkunun kanatlarına sığındılar, kimler analarının  babalarının ve kardeşlerinin yüreklerinde arandılar?</p>
<p>Kimler  yaptıklarından onur, kimler utanç duydular? Kimler başka bir yüz başka  bir kılıkta dolaştılar? Kimler gerçek aydınlığına inandıılar, kimler  gecenin karanlığında yok oldular? Kimler cesur ve yürekleriyle  aydındılar, kimler aydınların kefenlerine sarındılar?&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/korku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tabu..</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/tabu/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/tabu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 14:52:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[tabu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=238</guid>
		<description><![CDATA[Eğer söylediğiniz gibi, kendinizde var olan tüm güzelikleri yitiriyor, özlem nehirinde akamıyorsanız ve yaşam sizin arkanızdan sürüklenerek geliyorsa, yıkın bütün engelleri, kırın zincirlerinizi, merhaba deyin kendi dünyanıza, kendi yaşamınızı yaratın ve sizi yapamak istedikleriniz için suçlayanları, duygularınızı anlamayanları yok edin&#8230; Yaratıcı, özgür ruhlar; berrak sularda, ulu ormanlarda, parıltılı yıldızlar arasında, en önemlisi de kendi derinliklerinde, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Eğer söylediğiniz gibi, kendinizde var olan tüm güzelikleri yitiriyor, özlem nehirinde akamıyorsanız ve yaşam sizin arkanızdan sürüklenerek geliyorsa, yıkın bütün engelleri, kırın zincirlerinizi, merhaba deyin kendi dünyanıza, kendi yaşamınızı yaratın ve sizi yapamak istedikleriniz için suçlayanları, duygularınızı anlamayanları yok edin&#8230; Yaratıcı, özgür ruhlar; berrak sularda, ulu ormanlarda, parıltılı yıldızlar arasında, en önemlisi de kendi derinliklerinde, dolaşamazsa kaybolur, gürültüden başka bir şey olmayan insan yığınlarına dönüşür, gün geelir sıradanlığın ve hiçliğin eşiğinde bulur kendini.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/tabu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vefa Üzerine</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2009/06/15/vefa-uzerine/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2009/06/15/vefa-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 17:25:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[Çeşitli toplumlara göre çeşitli sıfatlar vardır erdem olarak adlandırılan, bir de daha genel tüm insanlığı kapsayan sıfatlar da vardır. Ben bazı sıfatlar için, toplumsal ego ile paralel düşüncelere sahip değilim. Başka bir değişle, toplumsal ego ile erdem olduğuna vurgu yapılan bir takım yaklaşımları gerçekte erdem olarak görmüyorum. Toplum içerisinde birini öldürürsünüz, binbir ceza alır fakat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çeşitli toplumlara göre çeşitli sıfatlar vardır erdem olarak adlandırılan, bir de daha genel tüm insanlığı kapsayan sıfatlar da vardır. Ben bazı sıfatlar için, toplumsal ego ile paralel düşüncelere sahip değilim. Başka bir değişle, toplumsal ego ile erdem olduğuna vurgu yapılan bir takım yaklaşımları gerçekte erdem olarak görmüyorum. <span id="more-211"></span>Toplum içerisinde birini öldürürsünüz, binbir ceza alır fakat toplum egosu için 100 kişi öldürür ve madalya alırsınız, en basitinden. Vefa benim için en kutsal davranış şeklidir. Sadakat, dürüstlük vs aklınıza ne geliyorsa bunların hepsinden önce <strong>vefa</strong> gelir.</p>
<p>İnsan tabiatı gereği sürekli sosyal ilişkilerle oluşturduğu network içerisinde hayatını sürdürür. Bu süreç içerisinde, etkileşim sürekli devam eder olumlu ve olumsuz biçimde. O kadar hızlı yaşanıyor ki yaşam, bu kavram artık iyiden iyiye gözden kaçmış durumda.</p>
<p>Size en zor dönemlerinizde kol kanat germiş, destek olmuş ve asla bunun lafını bile etmemiş, hatta desteğinin farkında bile olmadığınız insanları düşünün, hatırlamaya çalışın. Sadece size karşı saf güzel hisleri ile yaklaşmış, ve bir şekilde hayatınıza olumlu bir şeyler katabilmeniz için karışılık beklemeden sürekli çabalamış insanları&#8230;</p>
<p>Bir de zor dönemlerden sıyrılıp, geriye hiç bakmaksızın, hayatını hızla yaşamaya devam edenler ve bu süreç içerisinde, desteklerini aldıkları insanları hor görüp, onlara olumsuz davranışlar sergileyenler. Bu insanları, tamamen parazitler olarak görüyorum. Zilyon dolarları olsun, 35 cami milyon hayrat, 58 hayır kurumu açsınlar. Bunları toplasanız, en zor zamanında kendisine elini açmış kalplerini kırdığı insanlardan bir tanesi bile etmez.</p>
<p>Kendisine sonradan gelen bu olumlu hayat standardının yine geldiği gibi ansızın gidebilme ihtimalinin var olduğunu, o an yanında olan ve sözde güzel vakit gerçidikleri pek çok insanın bu olasılığın gerçekleşmesi durumunda kendisinden çok uzaklarda olacağı gerçeğinin farkında bile değildir.</p>
<p>Çevrenizde bu tarz insanlar varsa, tahmin edeceğiniz gibi onlarla iletişim kurmak belirli bir noktadan sonra gittikçe zorlaşır. Siz bir şeyleri anlatmaya göstermeye çalışırsınız, çıkış yok, emekler boşa. Sonra boşveriyorum göstermeyi bari bana yaşattığı üzüntülerden bahsedim dersiniz, nafile, sizi dinleyen ve dikkate alan kimse yoktur zaten. Sonrasında çatışmalar baş gösterir. O noktaya gelmenize gerek yok, tüm çatışmalar söylemler etkisiz olduğu noktada, yapacağınız şey, usulca kenara çekilip bu insanın hayatından olabildiğinizce çıkmak olabilir. Bazen gerçekten bir musibet bin nasihattan daha iyidir. Bazı insanlar acıları ile beslenirler. Böle insanlar içinde acı çekecekler diye endişe etmeye gerek yoktur. Önemli olan vicdanınızın rahat, iradenizin hür ve duruşunuzun her zaman vefalı olması.</p>
<p>Bu insanlar içinde, neye inanıyorlarsa, inandıklarından kendilerine yardım diliyorum.</p>
<p>Son olarak,  &#8220;Para Tanrı&#8217;nın yeryüzzünden kovmaya gücünün yetmediği şeytanıdır&#8221; diyor ve bu spontan girdime son veriyorum. Bir gün bu yazdıklarımın yerini bulması dileği ile..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2009/06/15/vefa-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ki: Enerji</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/03/01/ki-enerji/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/03/01/ki-enerji/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 20:07:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[bushido]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[ki]]></category>
		<category><![CDATA[meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[tao]]></category>
		<category><![CDATA[uzakdoğu]]></category>
		<category><![CDATA[zen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/03/01/ki-enerji/</guid>
		<description><![CDATA[Pek &#231;ok doğu sanatında, enerji kelimesini ve bunun &#246;nemini duyarız. S&#252;rekli &#231;ok g&#252;&#231;l&#252; bir enerjiden bahsedilir. Enerjinin toplanması, belirli bir y&#246;ne y&#246;nlendirilmesi ve y&#246;netilmesi &#252;zerine doktrinler felsefeler geliştirilir. Peki bu japoncada &#34;ki&#34; denilen enerji nedir? Her savaş sanatının kendi tekniği vardır. Tabiki yaşama sanatının da. Aslına bakarsanız bence yaşama sanatıda bir savaş sanatıdır. Doğru ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Pek &ccedil;ok doğu sanatında, enerji kelimesini ve bunun &ouml;nemini duyarız. S&uuml;rekli &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir enerjiden bahsedilir. Enerjinin toplanması, belirli bir y&ouml;ne y&ouml;nlendirilmesi ve y&ouml;netilmesi &uuml;zerine doktrinler felsefeler geliştirilir. Peki bu japoncada &quot;ki&quot; denilen enerji nedir?<span id="more-74"></span></p>
<p align="justify">Her savaş sanatının kendi                        tekniği vardır. Tabiki yaşama sanatının da. Aslına                        bakarsanız bence yaşama sanatıda bir savaş sanatıdır.                        Doğru ve mutlu yaşamak i&ccedil;in iyi bir savaş&ccedil;ı olmak gerekir.                        Tabi savaş&ccedil;ı kelimesini tırnak i&ccedil;inde kullanmak isterim.                        Zira diğer başlıklarda dahil s&uuml;rekli savaş&ccedil;ı kelimesinin                        &uuml;zerinde durdum. İyi savaş&ccedil;ı olmak samurayın yolunda                        ilerlemek aynı zamanda iyi bir insan olmak, kaba kuvvetten                        uzak durmak, entellekt&uuml;el bir bakış a&ccedil;ısına sahip k&uuml;lt&uuml;rl&uuml;                        birer &quot;yol&quot; cu olmak anlamına gelir. S&ouml;ze geri d&ouml;nersek                        g&uuml;zel bir yaşam i&ccedil;in &quot;yol&quot; cu bir savaş&ccedil;ı olmak gerekir.</p>
<p align="justify">Zihin ile                        beden, ruh ile duruş, zihin ilewasa arasında ki bağlantı                        nefestir. Nefes ki haline gelir. Tıpkı Aikido daki &quot;ki&quot;                        gibi. Budoda ki &uuml;&ccedil; temel &ouml;ğe şunlardır. Teknik, hareket,                        zihin/ruh.</p>
<p align="justify">Kişi                        zazen &ccedil;alışmaya yeni başladığında elbetteki zorluklarla                        karşılaşacaktır. Ama daha sonra zihin beden ve nefes                        yoluyla deneyi bulacaktır. Başlangı&ccedil;ta duruş &uuml;zerinde                        bilin&ccedil;li ve sabırlı bir &ccedil;alışma ortamı oluşturulmalıdır.                        ensenizi dik tutarsınız nefes alıp verişinize                        odaklanırsınız. Ama bir ka&ccedil; yıllık &ccedil;alışmadan sonra                        dikkatinizi vermeden bile konsantre olabilirsiniz yani                        dikkati vermeden kuvvetli bir dikkat i&ccedil;inde                        odaklanabilirsiniz. Zıt kutupların dengesi ying ve yang.</p>
<p align="justify">Bunu bir                        hikaye ile pekiştirmek gerekirse,</p>
<p align="justify">Bir                        zamanlar şampiyon bir d&ouml;bv&uuml;ş horozuna sahip olmak isteyen&nbsp;                        bir kral vardı. Adamlarından birine horozu eğitmesini                        s&ouml;yledi. Bunun &uuml;zerine eğitici horoza b&uuml;t&uuml;n d&ouml;v&uuml;ş                        tekniklerini &ouml;ğretmeye başladı ve on g&uuml;n sonra kral sordu:</p>
<p align="justify">&quot;Bu                        horozu d&ouml;v&uuml;şe sokabilir miyim?&quot;</p>
<p align="justify">Kesinlikle hayır dedi eğitici. Yeterince g&uuml;&ccedil;l&uuml; ama s&uuml;rekli                        d&ouml;v&uuml;şmek istiyor g&uuml;&ccedil; tek başına yeterli değil.</p>
<p align="justify">Bunun                        &uuml;zerine kral on g&uuml;n daha bekleyip daha sonra tekrar                        sorusunu yineliyor. Ama eğitici yine hayır yanıtını verdi.                        Hala &ccedil;ok vahşi s&uuml;rekli d&ouml;v&uuml;şmek istiyor. Sonunda on g&uuml;n                        daha bekledikten sonra kral tekrar soruyor artık                        d&ouml;v&uuml;şebilir mi diye.</p>
<p align="justify">Evet                        artık &ouml;fkeye kapılmıyor duruşu sağlam ve g&uuml;c&uuml; yerinde ona                        dışarıdan baksanız g&uuml;c&uuml;n&uuml; ve enerjisini g&ouml;remezsiniz bile                        gayet sakin ve hazır.</p>
<p align="justify">D&ouml;v&uuml;ş                        horozu sakin bir horoz haline gelmişti. teknik eğitimin                        &ccedil;ok &ouml;tesine ge&ccedil;miş muazzam bir enerjis,i vardı. Ama                        hepsini i&ccedil;inde saklıyordu Bu şekilde diğer g&uuml;&ccedil; kendi                        i&ccedil;inde toplanmış oluyor diğerleri onun sakin &ouml;zg&uuml;veni ve                        g&ouml;sterilmeyen g&uuml;c&uuml; karşısında boyun eğmekten başka bir şey                        yapmıyorlardı.</p>
<p align="justify">Ger&ccedil;ek                        budonun yolu kavgadan ge&ccedil;mez. Onun yolu yaşamın ve &ouml;l&uuml;m&uuml;n                        yenilginin ve zaferin &ccedil;ok &ouml;tesinde bir yerlerdedir.                        Kılıcın asıl sırrı onu kınından hi&ccedil; &ccedil;ekmemektir.</p>
<p align="justify">Zazen                        &ccedil;alışırken hi&ccedil;bir d&uuml;ş&uuml;nceye kapılmamak gerekir. D&uuml;ş&uuml;ncenin                        ge&ccedil;ip gitmesine izin verir egonun &ouml;z&uuml;ne ulaşmaya                        &ccedil;alışırsınız. Başalngı&ccedil;ta sihin d&uuml;ş&uuml;nmeye eğilimli                        olcaktır ama d&uuml;ş&uuml;ncelere fazla takılmayın. Bırakın                        gelsinler ve gitsinler. Ardından bilin&ccedil; alrtı ortaya &ccedil;ıkar                        onuda tutmayın bırakın ge&ccedil;sin ve gitsin. Kişi bazen                        d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r bazen d&uuml;ş&uuml;nmez ama bir s&uuml;re sonra zihin tıpkı ay                        halini alır ayın su &uuml;zerinde bıraktığı ışığı gibi                        hareketsiz kalır.</p>
<p align="justify">Bu                        &ouml;ğretilerden birinin adı FUDO CHİ CHİNMYO ROKU</p>
<p align="justify">Fu bir                        c&uuml;mlenin başındaki haliyle olumsuzluk belirtir. Do ise                        burada yol değil hareket anlamındadır. Chi bilgelik akıl                        demektir. Chinmyo gizemli demektir. Roku ise dikkat                        anlamını taşır. Yani bu haliyle bu c&uuml;mledeki anlam ş&ouml;yle                        orataya &ccedil;ıkar. Hareketsiz bilgelikteki gizemli dikkat. Bu                        duruşta sadece beden hareketsiz olmaz sihinde hareketsiz                        kalır. bu noktada dingin ruha ulaşılmış demektir.</p>
<p align="justify">Bir                        samuray aynı anda on kişiyle birilikte m&uuml;cadele edip                        onları yenebilir. Japon filmleri bunların &ouml;rnekleriyle                        dolu. Bunların hi&ccedil;biri korgu değildir bu ger&ccedil;ekten byledir                        ger&ccedil;ekten bir samuray aynı anda 10 kişile birden m&uuml;cadele                        edebilir. Bilinci an be an diğerine sı&ccedil;rar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/03/01/ki-enerji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hedef Tepe ve Sağır Olmak Üzerine</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/01/13/hedef-tepe-ve-sagir-olmak-uzerine/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/01/13/hedef-tepe-ve-sagir-olmak-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jan 2008 13:40:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kogungor.com/index.php/2008/01/13/hedef-tepe-ve-sagir-olmak-uzerine/</guid>
		<description><![CDATA[Uzun s&#252;redir yaşadığım problemler son d&#246;nemlerde hayatımı i&#231;inden &#231;ıkılmaz bir hale soktu. İ&#231;inden &#231;ıkılmaz bir hal derken tabi ki m&#252;bala yapıyorum. &#199;&#252;nk&#252; bir yerde problem varsa, muhakkak &#231;&#246;z&#252;m de vardır. &#199;&#246;z&#252;m kavramı yoksa, o zaman o yerde problemden bahsetmek de m&#252;mk&#252;n değildir. Tabi insanoğlu bu, bir takım hedefler koyuyor, bu tepeleri y&#252;kselttik&#231;e y&#252;kseltiyor ve nihayetine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Uzun s&uuml;redir yaşadığım problemler son d&ouml;nemlerde hayatımı i&ccedil;inden &ccedil;ıkılmaz bir hale soktu. İ&ccedil;inden &ccedil;ıkılmaz bir hal derken tabi ki m&uuml;bala yapıyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir yerde problem varsa, muhakkak &ccedil;&ouml;z&uuml;m de vardır. &Ccedil;&ouml;z&uuml;m kavramı yoksa, o zaman o yerde problemden bahsetmek de m&uuml;mk&uuml;n değildir. Tabi insanoğlu bu, bir takım hedefler koyuyor, bu tepeleri y&uuml;kselttik&ccedil;e y&uuml;kseltiyor ve nihayetine erdirip zirveleştiriyor. Sonra da bu zirve ve &ccedil;ıkış macerası &uuml;zerine, şarkılar t&uuml;rk&uuml;ler yakılıyor, felsefe yaklaşımları, hatta doktrinler yazılıyor &ccedil;iziliyor.<span id="more-55"></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Ben,&nbsp; bu sıkıntılı s&uuml;recimde yalnız bırakmayan hikayemi paylaşmak istedim. Sanmayın ki bu bir eğitsel blog girdisidir.. Aksine bizzat kendi suratıma &ccedil;arpsın diye paylaşıyorum bu hikayeyi, en &ccedil;ok da kendimle&hellip;</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">G&uuml;nlerden bir g&uuml;n tabi ki hikayelerin ilgili d&uuml;nyasında bir kurbağa yarışı d&uuml;zenlenmiş. Bu yarışın amacı, biraz &uuml;topik ve genelde inanılmayan bir eylemi ger&ccedil;ekleştirmek &uuml;zere belirlenmiş. Hedefte ise olduk&ccedil;a y&uuml;ksek bir tepe varmış. G&ouml;n&uuml;ll&uuml; cesur kurbağalar, bu yarışa hazırlanırken, &ccedil;evreye ise onların başarısızlıklarına meraklı, ve inan&ccedil;sız izleyici topluluğu toplanmış. Kurbağalar yarışmaya başlayınca, izleyiciler arasından da başaramayacaklarına dair telkinler, kahkahalar ve alay dolu sesler y&uuml;kselmeye başlamış. Bu s&uuml;re&ccedil;te kurbağalar tek tek pes etmeye başlamışlar. Ama i&ccedil;lerinden bir kurbağa pes etmeyip sonunda tepeye ulaşabilmiş. İzleyiciler şaşkınlık i&ccedil;erisinde bunu nasıl yapabildiğini birbirilerine sormaya başlamış ve homurdanmalar başlamış. Sonra aralarından biri bu başarının sırrını &ouml;ğrenmek i&ccedil;in aynı soruyu şampiyon kurbağaya da sormaya kalkmış ve sessizce yanına yanaşmış. Sorusunu sorduğu esna da ger&ccedil;eği anlamış, şampiyon kurbağa sağır bir kurbağaymış&hellip;.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Şanslı kurbağa işte.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/01/13/hedef-tepe-ve-sagir-olmak-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mondo: İyi İnsan Tartışmaz</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/01/03/mondo-iyi-insan-tartismaz/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/01/03/mondo-iyi-insan-tartismaz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jan 2008 13:39:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kogungor.com/index.php/2008/01/03/mondo-iyi-insan-tartismaz/</guid>
		<description><![CDATA[&#199;ok sevdiğim bir insanla tartışırken tartışma &#252;zerine s&#246;ylediğimiz bir iki c&#252;mleden sonra, buraya da bu konu ile ilgili mistik bir diyalog yazmak istedim. Sanıyorum mesaj iletilmiştir&#160; Bilge: Lao Tzu ş&#246;yle der: &#34;iyi insan tartışmaz, tartışan insan iyi değildir.&#34; Mantık&#231;ı: Katılmıyorum. B: katılmadığın şey ne? M: s&#246;ylediğin şey B: peki s&#246;ylediğim şey ne ? M: iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;ok sevdiğim bir insanla tartışırken tartışma &uuml;zerine s&ouml;ylediğimiz bir iki c&uuml;mleden sonra, buraya da bu konu ile ilgili mistik bir diyalog yazmak istedim. Sanıyorum mesaj iletilmiştir&nbsp;<span id="more-54"></span></p>
<p><strong>Bilge: </strong>Lao Tzu ş&ouml;yle der: &quot;iyi insan tartışmaz, tartışan insan iyi değildir.&quot;</p>
<p><strong>Mantık&ccedil;ı:</strong> Katılmıyorum.</p>
<p><strong>B:</strong> katılmadığın şey ne?</p>
<p><strong>M:</strong> s&ouml;ylediğin şey</p>
<p><strong>B:</strong> peki s&ouml;ylediğim şey ne ?</p>
<p><strong>M:</strong> iyi insan tartışmaz dedin</p>
<p><strong>B:</strong> yanlış, ben yalnızca Lao Tzu&rsquo;nun bunu s&ouml;ylediğini s&ouml;yledim.</p>
<p><strong>M:</strong> ha, tamam ama ne demek istediğimi biliyorsun</p>
<p><strong>B:</strong> şimdi kim mantıksız oluyor?</p>
<p><strong>M:</strong> amaaan, &ccedil;ok tartışmacısın</p>
<p><strong>B:</strong> ben tartışmacı değilim, yalnızca mantıklı davrandım.</p>
<p><strong>M:</strong> &ccedil;ok rahatsız edici bi mantık oldu bu.</p>
<p><strong>B:</strong> peki bu nasıl bir mantık? eğer ben rahatsız edici bir mantık kullanıyorsam, ozaman daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir nedenle mantıklı oluyorum</p>
<p><strong>M:</strong> gene tartışıyorsun, nekadar tartışmacısın, her şey bir yana senin de dediğin gibi iyi insan tartışmaz.</p>
<p><strong>B:</strong> ben b&ouml;yle bir şey s&ouml;ylemedim. Lao Tzu nun s&ouml;ylediğini s&ouml;yledim.</p>
<p><strong>M:</strong> peki sen buna inanmıyor musun?</p>
<p><strong>B:</strong> neye inanmıyor muyum ? bunu lao tzu nun s&ouml;ylediğine mi?</p>
<p><strong>M: </strong>hayır hayır s&ouml;ylediği şeye</p>
<p><strong>B:</strong> evet</p>
<p><strong>M:</strong> o halde iyi insanın tartışmadığına inanıyorsun</p>
<p><strong>B:</strong> hı hı</p>
<p><strong>M:</strong> peki neden bunu s&ouml;ylemedin</p>
<p><strong>B:</strong> neden s&ouml;yleyeyim?</p>
<p><strong>M: </strong>işte gene tartışıyorsun, &ccedil;ok tutarsızsın</p>
<p><strong>B:</strong> ben tutarsız değilim yalnızca o an i&ccedil;in tartışmaktan aldığım zevk iyi bir insan olmaktan aldığım zevkten daha fazlaydı&hellip;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/01/03/mondo-iyi-insan-tartismaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mondo: Ölümsüzlük Üzerine..</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/12/23/mondo-olumsuzluk-uzerine/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/12/23/mondo-olumsuzluk-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Dec 2007 13:35:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kogungor.com/index.php/2007/12/23/mondo-olumsuzluk-uzerine/</guid>
		<description><![CDATA[Ruh, beden, &#246;l&#252;ms&#252;zl&#252;k, yeniden doğuş, gibi kavramlar &#252;zerin d&#252;ş&#252;n&#252;rken, eski bir mondo yu paylaşmak istedim sizinle. Bu arada mondo nedir diye soranlarınız olabilir. Mondo, usta ile &#246;ğrencisi arasındaki bilgelik dolu sohbet demektir. Zen İzdeşi: Ustam, ruh &#246;l&#252;ms&#252;z m&#252;d&#252; değil midir? Bedenimiz &#246;ld&#252;kten sonra yaşamaya devam edeck miyiz yoksa yok mu olacağız? Ger&#231;ekten de yeniden doğacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ruh, beden, &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;k, yeniden doğuş, gibi kavramlar &uuml;zerin d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, eski bir mondo yu paylaşmak istedim sizinle. Bu arada mondo nedir diye soranlarınız olabilir. Mondo, usta ile &ouml;ğrencisi arasındaki bilgelik dolu sohbet demektir.<span id="more-50"></span></p>
<p><font color="#800000"><strong>Zen İzdeşi:</strong> </font>Ustam, ruh &ouml;l&uuml;ms&uuml;z m&uuml;d&uuml; değil midir? Bedenimiz &ouml;ld&uuml;kten sonra yaşamaya devam edeck miyiz yoksa yok mu olacağız? Ger&ccedil;ekten de yeniden doğacak mıyız? Ruhumuz yeniden bi&ccedil;imlenmek &uuml;zere bileşenlerine mi ayrılacak, yoksa bizler biyolojik bir organizmanın i&ccedil;erisine yerleşecek bir b&uuml;t&uuml;n m&uuml;y&uuml;z? Hafızamızı koruyabilecek miyiz ? Belkide Hıristiyan ve M&uuml;sl&uuml;manların &ouml;l&uuml;mden sonraki yaşam inan&ccedil;ları daha doğrudur. Eğer &ouml;yleyse, o zaman bedensel olarak yeniden mi dirileceğiz, yoksa ruhumuz saf bir ruhsal alana mı gidecek?</p>
<p><font color="#800000"><strong>Usta: </strong></font>Kahvaltın soğuyor&hellip;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/12/23/mondo-olumsuzluk-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Budo ve Zen Sırrı Üzerine</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/02/01/budo-ve-zen-sirri-uzerine/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/02/01/budo-ve-zen-sirri-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Feb 2007 11:19:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kogungor.com/index.php/2007/02/01/budo-ve-zen-sirri-uzerine/</guid>
		<description><![CDATA[Bir g&#252;n bir samuray b&#252;y&#252;k bir kendo ustası, kılı&#231; kullanmanın sırrını keşfetmeye karar verdi. Bir gece yarısı kamakura daki bir tapınağa gitti. Oranın ulusu Hachiman a saygılarını sundu. Samuray onun &#246;n&#252;nde saygıyla eğildi. Ustaya kılıcın sırrını sormak istedi. Ama beklediği cevabı alamadı. &#160; Merdivenlerden geri d&#246;nerken ağa&#231;ların arkasından bir canavarın kendisini izlediğini hissetti. İ&#231;g&#252;d&#252;sel olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Bir g&uuml;n bir samuray b&uuml;y&uuml;k bir kendo ustası, kılı&ccedil; kullanmanın sırrını keşfetmeye karar verdi. Bir gece yarısı kamakura daki bir tapınağa gitti. Oranın ulusu Hachiman a saygılarını sundu. Samuray onun &ouml;n&uuml;nde saygıyla eğildi. Ustaya kılıcın sırrını sormak istedi. Ama beklediği cevabı alamadı.<span id="more-16"></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Merdivenlerden geri d&ouml;nerken ağa&ccedil;ların arkasından bir canavarın kendisini izlediğini hissetti. İ&ccedil;g&uuml;d&uuml;sel olarak kılıcına davrandı ve bir an i&ccedil;inde yaratığı &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. Bunu hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden bilin&ccedil;sizce yapmıştı. Hachiman ona kılıcın sırrını s&ouml;ylememişti ama bu deneyim sayesinde samuray ger&ccedil;eği anlamıştı.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Sezgi ve eylem aynı anda hareket etmelidir. Budo &ccedil;alışmasında bilin&ccedil;li d&uuml;ş&uuml;ncenin yeri yoktur. Ancak bunu s&ouml;ylerken belli bir mertebeye ulaşmışlar i&ccedil;in s&ouml;yl&uuml;yorum yani yoksa bilin&ccedil;sizlik beklide aşırı bir bilin&ccedil;lilik durumunun sonucudur. Evet gelelim buradaki bilin&ccedil;sizlikten kastıma. Her şey bir anda olup biteceği i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;nmeye zaman yoktur. Kişi hareket ederken ama&ccedil; ve eylem aynı anda gelmelidir. &ldquo;hah bir canavar, onu nasıl &ouml;ld&uuml;rebilirim?&rdquo; diye sormak i&ccedil;in zaman harcarsanız, teredd&uuml;t ederseniz, &ouml;n beyninizle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz demektir. Kaybedersiniz. Oysa &ouml;n beyin alt beyin ve eylem aynı anda gelmelidir.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Zazen de ger&ccedil;ekte hareketsiz durmanın anlamı hareket halinde olmaktır. Bu d&ouml;nem bir topa&ccedil;a benzer. Topa&ccedil; hareketsiz gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;r ama aslında b&uuml;y&uuml;k bir hızla d&ouml;nmektedir. Yani hareket halindeyken s&uuml;kuneti ve dinginliği korumak kendonun ve aynı zamanda zen ve budonun da sırrıdır. Aralarındaki taktik ve tekniksel fark ne olursa olsun bu b&uuml;t&uuml;n savaş sanatlarındaki temel noktadır. tabi hayat sanatında da b&ouml;yledir.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">&Ccedil;ocuk gibi olmak. &Ouml;rneğin &ccedil;ocuklar daima anı yaşarlar. Akıllarına gelen şeyleri yaparlar. Ancak &ouml;ylesine disipline bir şekilde doğarlarki anlık duyguları istekleri &ouml;ylesine disiplinedir ki, kendi &ccedil;ocuklar d&uuml;nyasında hi&ccedil;bir &ccedil;ocuk diğerlerinden aykırı isteklerde bulunmaz. İşte bu onların doğal zenidir bir bakıma.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">&ldquo;R&uuml;zgar nasıl eserse essin<br />
D&uuml;nyanın gidişatı ne olursa olsun<br />
Benim i&ccedil;in yeterince iyidir.&rdquo;</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">&ldquo;Kılıcın Asıl Sırrı Kınından Hi&ccedil; &Ccedil;ıkmamasıdır.&rdquo;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/02/01/budo-ve-zen-sirri-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçek Kaynak, Farkındalık</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/01/27/gercek-kaynak-farkindalik/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/01/27/gercek-kaynak-farkindalik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Jan 2007 11:04:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kogungor.com/index.php/2007/01/27/gercek-kaynak-farkindalik/</guid>
		<description><![CDATA[Bir arkadaşınızı g&#246;rd&#252;ğ&#252;n&#252;z ve birden kalbinizde hissettiğiniz zaman, bu sevinciniz &#252;zerinde yoğunlaşmalısınız. Onu hissetmeli, sevincin kendisi olmalısınız. Arkadışınızın tam sınırda olmasını sağlayın, sizse mutluluk duygunuza odaklanmış olarak kalın.. Başka durumlarda da yapılabilir bu. G&#252;neş doğuyor; ansızın i&#231;inizde bir şeyin doğduğunu hissettiğininizi d&#252;ş&#252;n&#252;n. G&#252;neşi unutun ozaman, sınırda kalmasını sağlayın ve y&#252;kselen enerjinize kulak verin, ona odaklanın. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir arkadaşınızı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z ve birden kalbinizde hissettiğiniz zaman, bu sevinciniz &uuml;zerinde yoğunlaşmalısınız. Onu hissetmeli, sevincin kendisi olmalısınız. Arkadışınızın tam sınırda olmasını sağlayın, sizse mutluluk duygunuza odaklanmış olarak kalın..<span id="more-12"></span></p>
<p>Başka durumlarda da yapılabilir bu. G&uuml;neş doğuyor; ansızın i&ccedil;inizde bir şeyin doğduğunu hissettiğininizi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. G&uuml;neşi unutun ozaman, sınırda kalmasını sağlayın ve y&uuml;kselen enerjinize kulak verin, ona odaklanın. O na baktığınız anda yayılacaktır. T&uuml;m bedeninizi saracaktır. T&uuml;m bedeniniz t&uuml;m varlığınız olacaktır. Sadece g&ouml;zlemcisi olmayın i&ccedil;ine karışıp gidin. Nesne odaklı olduğumuzdan b&ouml;yle anları&nbsp;hep ka&ccedil;ırırız.</p>
<p>Olumlu duygulara bile şunu yapın; &ouml;fkelendiğiniz zaman sizi &ouml;fkelendiren kişi &uuml;zerine odaklanmayın. Onun sınırda kalmasına izin verin. Yalnızca &ouml;fke olun. &Ouml;fkeyi b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;inde duyumsayın; onun i&ccedil;eriden meydana gelmesine izin verin. Usa vurmayın; bu adam yarattı demeyin. Adamı kınamayın. O bir durum haline geldi sadece. Saklı olan bir şeyin a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmasına yardımcı olduğu i&ccedil;in ona ş&uuml;kran duyun. Sizi bir noktadan vurdu o. orada bir yara saklıydı. Şimdi bu yarayı biliyorsunuz, bu y&uuml;zden yara olun.</p>
<p>Olumsuz ve olumlu duygu arasındaki fark şudur: Belirli bir duygunun farkında olursanız ve duygu farkına varmanızla yok olursa, duygu olumsuzdur. Belirli bir duygunun farkında olup duygunun kendisi olursanız, duygu yayılıp varlığınız haline gelirse olumludur. Farkındalık her iki durumdada farklı işler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/01/27/gercek-kaynak-farkindalik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

