<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kırmızı ve Siyah &#187; Psikoloji vs</title>
	<atom:link href="http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/category/psikoloji-vs/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kirmizivesiyah.org</link>
	<description>Kendiliğinden...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Jul 2010 07:11:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Niyet Herşeye Muktedir</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/07/14/niyet-herseye-muktedir/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/07/14/niyet-herseye-muktedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 09:03:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=249</guid>
		<description><![CDATA[Hafife alınmayacak enteresanlıklar içinde geçen hayatımda, gerek deneyimlediğim gerekse araştırıp öğrendiklerimin süzgecinden vardığım sonuç bu oldu. Evet &#8220;niyet herşeye muktedir&#8221;. İnsanevladı acayip bir eser. Henüz onun kadar çevresi ile etkileşim içerisinde olan bir başka varlık göremedim. Etkiletişim demek karmaşıklık demek böyle bir noktada. O kadar çok uyaran var ki çevremizde, bu da yetmezmiş gibi geçmişimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hafife alınmayacak enteresanlıklar içinde geçen hayatımda, gerek deneyimlediğim gerekse araştırıp öğrendiklerimin süzgecinden vardığım sonuç bu oldu. Evet &#8220;niyet herşeye muktedir&#8221;. İnsanevladı acayip bir eser. Henüz onun kadar çevresi ile etkileşim içerisinde olan bir başka varlık göremedim. <span id="more-249"></span></p>
<p>Etkiletişim demek karmaşıklık demek böyle bir noktada. O kadar çok uyaran var ki çevremizde, bu da yetmezmiş gibi geçmişimiz de sürekli peşimizdedir. İnsan geçmişinden kurtulabilir mi? Tabi ki hayır! O halde geçmişle uyum sağlamak gerekebilir kafada. Neden? Cevabı basit, geçmişten kurtulamadığımıza göre hayatımız boyunca bizim içimizde, anılarımızda, geleceği algılamamızda, bir konuya fikir yürütmemizde, problem çözmemizde, hatta yemek yapmamızda, temizliğimizde, pisliğimizde her yerimizde var olacak. Ne yani geçmişteki anılarımız yüzünden istediğimiz gibi mutlu olamayacak mıyız ? Çok saçma! tabi ki olacağız. İşte niyet bu gibi noktalarda devreye giriyor ve basit bir kelime değildir. Ama öncesinde biraz daha sallamak istiyorum.</p>
<p>Aklıma bazı sorular ister istemez geliyor bu konuyu düşündüğümde hatta burada hemen 30 sn içinde aklıma gelen soruları paylaşayım siz de bir el atın;</p>
<ul>
<li>Böylesine bir sosyal iletişim içerisinde yaşayan insan ırkının bireylerinin, taşları yerine oturtamadığı bir geçmiş ile geleceğe adım atma eğilimi gösterme lüksü var mıdır ?</li>
<li>Kendi iç dünyası içerisinde bu hissin yeri ne olabilir?</li>
<li>Görmezden gelmek, kaçmak ne kadar süreyle çözüm sağlar?</li>
<li>Kendi yeni geleceğimizi, kendi eski ufalanmış zihnimiz içine hapsetmeye ne kadar gerek var?</li>
<li>Kendimize yeni bir yaşam kurmak &#8220;gerçekten&#8221; ne kadar zor olabilir?</li>
</ul>
<p>Açıkçası bu sorulara doğrudan cevap verme niyetinde değilim, halihazırda yazıyı yazarken bir taraftan aklıma gelen sorulardı, uzatmadan kestim, zira son bir yıldır, hiç adetim olmayan bir şekilde uzatır oldum, zararını gördüm. Öte yandan yazının geneli içerisinde bu sorular üzerine hayata duruşum hakkında fikir edinmeniz de kuvvetle muhtemel. Herneyse konuya dönelim ;</p>
<p><img class="alignleft" style="margin: 5px;" title="niyette keramet var" src="http://farm4.static.flickr.com/3326/3612147253_1030042022.jpg" alt="" width="276" height="207" />Nerede kalmıştık? Evet, herşeyin başında algı geliyor, bilişsel düzeyimiz geliyor. Algıyı pek çok şey şekillendiriyor, analitik düşünme yetisi, zeka, sosyal gelişim süreci, çevresel etmenler, anlık duygudurum değişimleri, geçmiş anılarımız, traumalarımız, alışkanlıklarımız, bakışımız, duruşumuz, yürüyüşümüz, yaptığımız spor, okuduğumuz kitap, konuştuğumuz insanlar, vs vs vs. Bütün bunlar bir araya geliyor, beyinde kimbilir neler oluyor, yeni sinapslar yeni path ler oluşturuyor, yeni bilgiler belgeler kaydediliyor, yeni çıkarımlar yapılıyor, o gidiyor farklı bezleri tetikliyor, belki yeni belki alışıldık hormonlar salgılanıyor, dğeişik hisler filan derken süreç tıkır tıkır çalışıyor.</p>
<p>Süreç iyi güzel fakat ciddi anlamda da sıkıntılı olabiliyor. Benim bile vermekten sıkıldığım örneği tekrarlayacağım;</p>
<blockquote><p>Bir kişi size soruyor; &#8220;Saatin var mı?&#8221;. Bu soruya &#8220;evet var&#8221; yada &#8220;saat 3&#8243; diyebiliriz. Buna işte bu algı ve bilişsel düzeyimiz karar veriyor. Belki koluna bakıyoruz saati var mı diye, saat satıp satmadığına bakıyoruz, çevreye bakıyoruz, geçmiş tecrübelerimizde arama yapıyoruz daha önce bu soruyla karşılaşıldı mı, karşılaşıldıysa ne cevap verildi nasıl bir tecrübe edinildi vs.</p></blockquote>
<p>Ne alakası var diyeceksiniz, geliyorum yavaş yavaş. Size bazen çok uzatabildiğimden bahsetmiş miydim ? Şimdi bu noktaya kadar herşey güzel, belirli bir sistem var, kimi zaman &#8220;false positive&#8221; verse de herşeye tüm yanılgılara, kalıcı hasarlara, geçici duygu dğeişimlerine, ıvır zıvır bir sürü teknik detaya rağmen işleyen bir süreç var. Bizim noktamız bu işleyen sürece etki etme yetisi oldukça yüksek bir kavram olan <strong>niyet</strong> meselesi.</p>
<p>Hepimiz, geçmişimiz yüzünden, bir çok duygudurum bozukluğu, kararsızlık, pira için yorgan yakma sendromu, horizon effect sendromu ve bilimum sendromları hayatımızda yaşamışızdır. Defalarca kendi kendimize depresyona girmiş çıkmışızdır da haberimiz bile yoktur. Kimi zaman biraz daha ciddi düşüşler göstermişizdir de dışarıdan müdahale ihtiyacı doğmuştur filan.</p>
<p>İçinden en çıkılamayacağını düşündüğümüz anlarda bir şeyi hep gözden kaçırırız <strong>niyet</strong>. Niyet gerçek bir psikolojik savaş aracı olma niteliğindedir. Neden? Çünkü, kısmen süreci yavaşlatır, bir köpekbalığının avını suyun üstünde yakalayıp derine çekmesi gibi, süreci yavaşlatırken derinleştirirde. Sizde bir altbilinç oluşturmada yardım eder. Siz farkında olmadan, pozitif gelişme sürecinin içinde bulursunuz kendinizi.</p>
<p>Niyet sanıldığından ve günlük hayatta kullanıldığından daha derin bir kelimedir. Niyet bir duruştur, bir perspektifdir. <strong>Niyet, bütün sıkışmışlığınıza rağmen kendinize bir boşluk yaratmaktır. </strong>Bu sayede kimsenin size açacağı boşluğa ihtiyacınız olmaz. Niyet esasında çözümün büyük oranda kendisidir.</p>
<p>Biz insan ilişkilerinde ve kendi dünyamızda niyeti çok sık kullanırız çoğu zaman farkında olmadan. Ama insanın yapı itibari ile kriz yönetiminde ciddi zaaflarının olması, asıl ihtiyacımız olan kriz anlarında onu etkin bir şekilde kullanmayı engeller. Bu noktada dışarıdan yardım almaktan çekinmemek gerekir. Yardım almak bir doktora gitmenin ötesindedir. Danışmak, tartışmak, fikir sormak, beyin fırtınası yapmak, güvenmek, güven vermek, yani esasında kriz durumunda büyük ölçüde ihtiyaç duyulan şeylerin, başkaları üzerinden, kendi içinizde yükselmesine fırsat vermek. Bu zaten temel bir duruşu ve niyeti beraberinde getirecektir. Size düşen daha efektif ve çözüm odaklı bir hale getirip, sizi rahatsız edecek kavramlardan uzaklaştırıp makyajlamak güzel görünmesini sağlamaktır içinize&#8230;</p>
<p>Evet niyet çevreyi algılamanıza doğrudan etki eder. Siz istesenizde istemesenizde etki eder. İstek her zaman niyetle paralel gelmez <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Aşkın gözü kör müdür? Hayır niyettir! Arkadaşlık içinde bir niyet barındırır. Bir insana güvenmeye niyet edersiniz. Oruç tutmadan önce niyet edilir. Niyet teorik anlamda saftır. Burdaki saflık iyilik kötülük temizlik anlamında değil, katısızlık anlamındadır. Niyet biraz daha katıksızdır. Bu nedenle daha iyi bir psikolojik harp aracıdır. Bir insanla ilişkinizi bozmamaya niyetiniz varsa, fedakarlıklarınızla başa çıkacak refleksler geliştirmeniz çok doğaldır. Öte yandan bir ilişkinizle ilgili niyetinizi kaybettiyseniz ya da değiştiyse herşey yük gelmeye başlar. Bu da kendi içinde mantıklıdır.</p>
<p>Örneğin, yaramazlık yapar çocuklar ve aile sabırlıdır. Neden? çünkü niyetleri onları eğitmek ve büyütmektir. Biz aslında niyet gibi inanılmaz bir gücü sürekli kullanırız. Tek yapmamız gereken iyi günlerde değil, kriz anlarında da içimizden yükselmesine izin vermek.</p>
<p>Niyetlerim konusunda zaman zaman hatalar yapsam da, gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, hayatım boyunca insanların hep niyetlerinin ne olduğuna bakmaya çalıştım. Bunu söylüyor ama niyeti ne olabilir? bu şekilde davranıyor ama niyeti ne? Kimi zaman beni gurursuz gösterse de söylenenlere aldırış etmeden arkadaki niyete odaklanmam, ben yine de bunu yapabildiğim için mutluyum.</p>
<p>Bunu yapabildiğim için değer verdiğim insanlar adına fedakarlık yapabiliyorum gocunmadan. Bunu önemsediğim için, çalıştığım kurumlar için fedakarlık yapmak benim için profesyonellikten öte anlam taşımakta. İyi bir profesyonelden çok iyi bir takım arkadaşı ruhu taşımamın nedeninde bu var.</p>
<p>Bütun bunların yanında en zor zamanlarımda, en içinden çıkılmaz, en yalnız olmayı istediğim zamanlarda üç kavram hayatımı kurtarmıştır.<strong> Aksiyomlarım</strong>,<strong> Niyetlerim</strong>, kuracağım yeni hayat için edindiğim yeni<strong> anlamlarım</strong>.</p>
<p><strong>Yaşadığımız her kötü şeyin cezasını aslında o an çekeriz. Yapmamız gereken son şey bu cezayı geleceğimize ve gelecekteki yenilerimize çektirmek olacaktır. </strong></p>
<p>Bu noktada benim sürecimin algoritması çok kabaca şudur;</p>
<ul>
<li>Sıkıştığımda derine inebildiğim kadar inerim</li>
<li>En temel olduğuna inandığım yerde, niyetime uygun bir aksiyom belirlerim</li>
<li>Bundan sonraki süreci bu aksiyom üzerinden analiz ederim.</li>
<li>Herşey bittiğinde kendimi iyi hissettiğimde dönüp doğrulama yapar bir şey atlayıp atlamadıığımı incelerim.</li>
</ul>
<p>Bu &#8220;swiss army knife&#8221; olabilecek kabalıkta ve aynı oranda derinlikte bir algoritmadır. Bunu çalıştırdığınız spor takımlarındaki krizlerden, aşık olduğunuz kişi ile yaşadığınız krizlere, kendi içsel yolculuğunuzdan, evliliğinize, sektörel krizlere kadar uygulanabilir versiyonlarını çok ama çok kolay bir şekilde üretmeniz mümkün.</p>
<p>Unutmamakta fayda var, inanç çok güçlü bir güdüdür ve temelinde niyet vardır <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Böylesine bir gücü kendi iyiliğimiz için yönlendirmek sanırım çok mantıksız ve garip bahanelerle kaçınılmasına gerek olmayan bir yöntem olsa gerek.</p>
<p>Şimdi durun bir dakika o yaptığınız her ne işse bırakın bir kenara, kendinize 10 dk verin. Bu aynı zamanda sevdiklerinize de verdiğiniz bir 10dk olacak emin olabilirsiniz. Bu çerçeve de düşündüğünüzde, ilişkilerinize, çevrenizdeki konumunuza bir el atın. Kimlere ne niyetle nasıl davrnayorsunuz, dahası ne niyetle kendiniz için ne yapıyorsunuz? Eğer kapsamlı ve saf bir düşünce içerisine girer ve <strong>niyetiniz gerçekten bu soruları cevaplamak olursa </strong>emin olun bir yerlerde bir şeyler için kıpırtılar hissedeceksinizdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/07/14/niyet-herseye-muktedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geçmiş&#8230;</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/gecmis/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/gecmis/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 15:10:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[geçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[tabu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=243</guid>
		<description><![CDATA[Geçmiş; çocukluğumuzdan beri derimizin altına işlenen kazandıkça yenilenen özel bir doku gibi ya da sürekli geriye dönüp baktığımız sihirli bir ayna gibi ama ne yazık ki yaşamak istediğimiz o güzel düünyaya sırtı dönük duran bir ayna. Hep böyle ardımızdan gelenleri, kontrol etmek mi zorundayız? Ya da hep böyle günah çıkartarak mı yaşayacağız? Geçmişimizle hesaplaşmaktan, gelecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmiş; çocukluğumuzdan beri derimizin altına işlenen kazandıkça yenilenen özel bir doku gibi ya da sürekli geriye dönüp baktığımız sihirli bir ayna gibi ama ne yazık ki yaşamak istediğimiz o güzel düünyaya sırtı dönük duran bir ayna. <span id="more-243"></span></p>
<p>Hep böyle ardımızdan gelenleri, kontrol etmek mi zorundayız? Ya da hep böyle günah çıkartarak mı yaşayacağız? Geçmişimizle hesaplaşmaktan, gelecek günlerin anlamına ulaşamıyoruz. Beyaz kar tanelerinin üzerinden, kirli ayaklarımızla geçiriyoruz. Geçmişe sahibiz ama geleceğe değil. Nasıl bir dünyayı yaratacağız bilemiyorum. Sahip olduğumuz bu yanlışlıklar mı; geleceğimizi aydınlatacak olan büyülü fenerler ?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/gecmis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korku&#8230;</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/korku/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/korku/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 15:05:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=240</guid>
		<description><![CDATA[Korku; yaşanılacak kaderin zırhı değil ki, ardına gizlenelim. Gözyaşları ve korkular, doğacak acıları yüreğimizden silemezdi ki. Kimleri nasıl ve nerelerde yitirdik, kimler hangi acılar , hangi ölümler içinde yok oldular. Hangi işkenceler, hangi yağlı ipler, tüketti bizi bir bir. Analar, hangi hapishanelere savurdu oğullarını ve ölülerinin soğuk yüzlerini öpebilmek için onları nerelerde aradılar? Çocuklar, hükümlü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Korku; yaşanılacak kaderin zırhı değil ki, ardına gizlenelim.  Gözyaşları ve korkular, doğacak acıları yüreğimizden silemezdi ki.  Kimleri nasıl ve nerelerde yitirdik, kimler hangi acılar , hangi ölümler  içinde yok oldular. Hangi işkenceler, hangi yağlı ipler, tüketti bizi  bir bir. Analar, hangi hapishanelere savurdu oğullarını ve ölülerinin  soğuk yüzlerini öpebilmek için onları nerelerde aradılar?<span id="more-240"></span><img src="http://www.shibumidojo.org/wp-content/plugins/fckeditor_for_wordpress/fckeditor/editor/images/spacer.gif" alt="" /></p>
<p>Çocuklar, hükümlü babalarına hangi kuşun kanadıyla  sevgilerini, hangi çiçeğin yapraklarıyla kokularını sundular. Kadınlar,  kadınlıklarından, erkeklerse erkekliklerinden ne denli utanç duydular, o  krili eller bellerinde gezinirken. Bir demli çayai bir kuru simide, bir  kırık sigaraya kimler özlem duydular? Kimler bitmeyecek korkusunu,  kimler kinini kanla yıkadılar? Kimler  hırpalanmış bedenlerine ve yoksun kalan organlarına dayanacak koltuk  deynekleri aradılar? Kimlerin gözlerine bant, kimlerin sicillerine  sabıka kaydı koydular? Kimler vatandaştılar, kimler vatandaşlıktan  çıkarıldılar? Kimler korkunun kanatlarına sığındılar, kimler analarının  babalarının ve kardeşlerinin yüreklerinde arandılar?</p>
<p>Kimler  yaptıklarından onur, kimler utanç duydular? Kimler başka bir yüz başka  bir kılıkta dolaştılar? Kimler gerçek aydınlığına inandıılar, kimler  gecenin karanlığında yok oldular? Kimler cesur ve yürekleriyle  aydındılar, kimler aydınların kefenlerine sarındılar?&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/korku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tabu..</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/tabu/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/tabu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 14:52:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[tabu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=238</guid>
		<description><![CDATA[Eğer söylediğiniz gibi, kendinizde var olan tüm güzelikleri yitiriyor, özlem nehirinde akamıyorsanız ve yaşam sizin arkanızdan sürüklenerek geliyorsa, yıkın bütün engelleri, kırın zincirlerinizi, merhaba deyin kendi dünyanıza, kendi yaşamınızı yaratın ve sizi yapamak istedikleriniz için suçlayanları, duygularınızı anlamayanları yok edin&#8230; Yaratıcı, özgür ruhlar; berrak sularda, ulu ormanlarda, parıltılı yıldızlar arasında, en önemlisi de kendi derinliklerinde, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Eğer söylediğiniz gibi, kendinizde var olan tüm güzelikleri yitiriyor, özlem nehirinde akamıyorsanız ve yaşam sizin arkanızdan sürüklenerek geliyorsa, yıkın bütün engelleri, kırın zincirlerinizi, merhaba deyin kendi dünyanıza, kendi yaşamınızı yaratın ve sizi yapamak istedikleriniz için suçlayanları, duygularınızı anlamayanları yok edin&#8230; Yaratıcı, özgür ruhlar; berrak sularda, ulu ormanlarda, parıltılı yıldızlar arasında, en önemlisi de kendi derinliklerinde, dolaşamazsa kaybolur, gürültüden başka bir şey olmayan insan yığınlarına dönüşür, gün geelir sıradanlığın ve hiçliğin eşiğinde bulur kendini.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/tabu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>29 Aralık da Kültür Üniversitesi&#8217;ndeyim</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2009/12/28/29-aralik-da-kultur-universitesindeyim/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2009/12/28/29-aralik-da-kultur-universitesindeyim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 13:03:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Teknolojileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=223</guid>
		<description><![CDATA[29 Aralık Salı günü İstanbul Kültür Üniversitesi&#8217;nde bir sunum gerçekleştireceğim. OWASP TR ve Web Güvenliği Topluluğu tarafından desteklenen bu sunum ile ilgili detaylı bilgiye aşağıdan ulaşabilirsiniz. Yer: İstanbul Kültür Üniversitesi Ataköy Kampusu, Önder Öztunalı Konferans Salonu Tarih: 29 Aralık 2009 Salı Saat: 12:00 # Yeni dünya düzeni # Oluşan güvenlik ihtiyacı # Hackerlar Cracklerlar # [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>29 Aralık Salı günü İstanbul Kültür Üniversitesi&#8217;nde bir sunum gerçekleştireceğim. OWASP TR ve Web Güvenliği Topluluğu tarafından desteklenen bu sunum ile ilgili detaylı bilgiye aşağıdan ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Yer: İstanbul Kültür Üniversitesi Ataköy Kampusu, Önder Öztunalı Konferans Salonu<br />
Tarih: 29 Aralık 2009 Salı<br />
Saat: 12:00</p>
<p style="text-align: left;"># Yeni dünya düzeni<br />
# Oluşan güvenlik ihtiyacı<br />
# Hackerlar Cracklerlar<br />
# Organize siber suçlar<br />
# Siber savaşlar<br />
# Tehditlerin oluşumu<br />
# Siber terör<br />
# Yeni düzende ayakta kalabilmek</p>
<p style="text-align: left;">Temel anlamda yukarıdaki konulara değinecek olduğum sunumda, Siber Güvenlik kavramının bilişim güvenliği kavramından farklı olarak ele alınması, bu kavram üzerindeki hibrid yaklaşımların önemi gibi konularda da fikirlerimi sunmayı hedefliyorum. Vakit kalması durumunda dijital ortamda nasıl kolayca bilgi toplanabileceği ve bu bilgilerle neler yapılabileceği konusunda ufak bir demo da yapmak istiyorum.</p>
<p><a href="http://www.webguvenligi.org/etkinlik/sunum-istanbul-kultur-universitesi.html" target="_blank">http://www.webguvenligi.org/etkinlik/sunum-istanbul-kultur-universitesi.html</a><br />
<a href="http://www.owasp.org/index.php/Turkey#tab=Meetings.2FConferences" target="_blank">http://www.owasp.org/index.php/Turkey#tab=Meetings.2FConferences</a><br />
<a href="http://www.owasp.org/index.php/Turkey#tab=Local_News.2FBrochure" target="_blank">http://www.owasp.org/index.php/Turkey#tab=Local_News.2FBrochure</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2009/12/28/29-aralik-da-kultur-universitesindeyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vefa Üzerine</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2009/06/15/vefa-uzerine/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2009/06/15/vefa-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 17:25:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[Çeşitli toplumlara göre çeşitli sıfatlar vardır erdem olarak adlandırılan, bir de daha genel tüm insanlığı kapsayan sıfatlar da vardır. Ben bazı sıfatlar için, toplumsal ego ile paralel düşüncelere sahip değilim. Başka bir değişle, toplumsal ego ile erdem olduğuna vurgu yapılan bir takım yaklaşımları gerçekte erdem olarak görmüyorum. Toplum içerisinde birini öldürürsünüz, binbir ceza alır fakat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çeşitli toplumlara göre çeşitli sıfatlar vardır erdem olarak adlandırılan, bir de daha genel tüm insanlığı kapsayan sıfatlar da vardır. Ben bazı sıfatlar için, toplumsal ego ile paralel düşüncelere sahip değilim. Başka bir değişle, toplumsal ego ile erdem olduğuna vurgu yapılan bir takım yaklaşımları gerçekte erdem olarak görmüyorum. <span id="more-211"></span>Toplum içerisinde birini öldürürsünüz, binbir ceza alır fakat toplum egosu için 100 kişi öldürür ve madalya alırsınız, en basitinden. Vefa benim için en kutsal davranış şeklidir. Sadakat, dürüstlük vs aklınıza ne geliyorsa bunların hepsinden önce <strong>vefa</strong> gelir.</p>
<p>İnsan tabiatı gereği sürekli sosyal ilişkilerle oluşturduğu network içerisinde hayatını sürdürür. Bu süreç içerisinde, etkileşim sürekli devam eder olumlu ve olumsuz biçimde. O kadar hızlı yaşanıyor ki yaşam, bu kavram artık iyiden iyiye gözden kaçmış durumda.</p>
<p>Size en zor dönemlerinizde kol kanat germiş, destek olmuş ve asla bunun lafını bile etmemiş, hatta desteğinin farkında bile olmadığınız insanları düşünün, hatırlamaya çalışın. Sadece size karşı saf güzel hisleri ile yaklaşmış, ve bir şekilde hayatınıza olumlu bir şeyler katabilmeniz için karışılık beklemeden sürekli çabalamış insanları&#8230;</p>
<p>Bir de zor dönemlerden sıyrılıp, geriye hiç bakmaksızın, hayatını hızla yaşamaya devam edenler ve bu süreç içerisinde, desteklerini aldıkları insanları hor görüp, onlara olumsuz davranışlar sergileyenler. Bu insanları, tamamen parazitler olarak görüyorum. Zilyon dolarları olsun, 35 cami milyon hayrat, 58 hayır kurumu açsınlar. Bunları toplasanız, en zor zamanında kendisine elini açmış kalplerini kırdığı insanlardan bir tanesi bile etmez.</p>
<p>Kendisine sonradan gelen bu olumlu hayat standardının yine geldiği gibi ansızın gidebilme ihtimalinin var olduğunu, o an yanında olan ve sözde güzel vakit gerçidikleri pek çok insanın bu olasılığın gerçekleşmesi durumunda kendisinden çok uzaklarda olacağı gerçeğinin farkında bile değildir.</p>
<p>Çevrenizde bu tarz insanlar varsa, tahmin edeceğiniz gibi onlarla iletişim kurmak belirli bir noktadan sonra gittikçe zorlaşır. Siz bir şeyleri anlatmaya göstermeye çalışırsınız, çıkış yok, emekler boşa. Sonra boşveriyorum göstermeyi bari bana yaşattığı üzüntülerden bahsedim dersiniz, nafile, sizi dinleyen ve dikkate alan kimse yoktur zaten. Sonrasında çatışmalar baş gösterir. O noktaya gelmenize gerek yok, tüm çatışmalar söylemler etkisiz olduğu noktada, yapacağınız şey, usulca kenara çekilip bu insanın hayatından olabildiğinizce çıkmak olabilir. Bazen gerçekten bir musibet bin nasihattan daha iyidir. Bazı insanlar acıları ile beslenirler. Böle insanlar içinde acı çekecekler diye endişe etmeye gerek yoktur. Önemli olan vicdanınızın rahat, iradenizin hür ve duruşunuzun her zaman vefalı olması.</p>
<p>Bu insanlar içinde, neye inanıyorlarsa, inandıklarından kendilerine yardım diliyorum.</p>
<p>Son olarak,  &#8220;Para Tanrı&#8217;nın yeryüzzünden kovmaya gücünün yetmediği şeytanıdır&#8221; diyor ve bu spontan girdime son veriyorum. Bir gün bu yazdıklarımın yerini bulması dileği ile..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2009/06/15/vefa-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğitim Üzerine..</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/05/11/egitim-uzerine/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/05/11/egitim-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 May 2008 21:22:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[lgs]]></category>
		<category><![CDATA[öss]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=96</guid>
		<description><![CDATA[En k&#252;&#231;&#252;ğ&#252;m&#252;zden en b&#252;y&#252;ğ&#252;m&#252;ze kadar eğitim hakkında fikri olmayan yoktur. Sistemin i&#231;inde en başarılı olandan en başarısız olana kadar herkes de bir yerlerde bir yanlış olduğunun farkındadır aslında. Tek fark başarılı olan i&#231;in bu yanlışlık bir şekilde rahatsız edici durumda değildir. Bir de &#231;evresine duyarlı biri değilse, zaten zarardan &#231;ok fayda getirir. Şu su g&#246;t&#252;rmez [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zden en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;m&uuml;ze kadar eğitim hakkında fikri olmayan yoktur. Sistemin i&ccedil;inde en başarılı olandan en başarısız olana kadar herkes de bir yerlerde bir yanlış olduğunun farkındadır aslında. Tek fark başarılı olan i&ccedil;in bu yanlışlık bir şekilde rahatsız edici durumda değildir. Bir de &ccedil;evresine duyarlı biri değilse, zaten zarardan &ccedil;ok fayda getirir. <span id="more-96"></span></p>
<p>Şu su g&ouml;t&uuml;rmez bir ger&ccedil;ek ki, şuanda hali hazırda sistem olarak kullanılan şey tamamen yetersiz ve başarısız bir yapı. Bunun &ccedil;ok &ccedil;eşitli nedenleri var. Amacım genel hatları ile bu nedenleri belirlemek, daha sonradan bu nedenler &uuml;zerine, kapsamlı &ccedil;&ouml;z&uuml;m &ouml;nerileri sunmak ilerleyen zamanlarda..</p>
<p>Her şey den &ouml;nce, toplumsal yapı ile teknolojik ve teknik ilerlemeler paralellik g&ouml;stermiyor. Bu nedenle, gerek sistem bazında gerekse birey bazında değişime ayak uydurma s&uuml;reci pek tabi ka&ccedil;ırılıyor. &Ouml;te yandan d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde, sistemin kendisinin insan eli ile bir anda değiştirilme fikri ne kadar ger&ccedil;ek ve ne kadar mantıklı, bunun yanı sıra tek bir elle değişmeyen sistemde, sstem i&ccedil;erisinde ki bireyler değişim s&uuml;recini nasıl tetikleyebilir? Bunlar da ayrıca &uuml;zerinde bağımsız olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi gereken sorular.</p>
<p>İnsan doğuyor, belirli bir yaşa kadar aile eğitimini belirli &ouml;l&ccedil;&uuml;lerde alıyor. Daha sonra ise &ouml;ğretim hayatı başlıyor. Her ne kadar eğitim ve &ouml;ğretimin bir arada olduğu s&ouml;ylense de, &ouml;ğretim ağırlıklı giden bir eğitim sisteminin ilk adımları ilk&ouml;ğretim okulları ile başlıyor. Bu yaşlarda belki daha ağırlıklı olması gereken eğitim, &ouml;ğretim yaklaşımının &ccedil;ok gerisinde kalıyor malesef. Kişisel gelişim s&uuml;recinde, &ouml;n planda olması gerekirken, asıl &ouml;n planda olan Liselere Giriş Sınavı ve bu sınav sonucunu belirleyecek olan, faydaları tartışılır bilgi y&uuml;klemeleri oluyor. Baktığınızda, k&uuml;&ccedil;&uuml;k, saf, temiz, meraklı, g&ouml;zleri parıldayan bu &ccedil;ocuklar, LGS veya adı her ne ise o sınav ile y&uuml;zleşiyor ve buraya kadar belki lineer olarak nitelendrebileceğimiz bozulma, bu seviyede logaritmik olarak artıyor.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ocuklar bu d&ouml;nemde, not kaygısı yaşamaya başlıyor, merak g&uuml;d&uuml;lerinden, kendi ilgi alanlarını, kendilerini keşfetmekten &ccedil;ok, nasıl daha y&uuml;ksek not alır ve nasıl daha fazla soruya daha fazla doğru cevabı veririm hesabına başlıyorlar. Aileler, onların birer gelişim s&uuml;recinde olan &ccedil;ocuklar olduğunu unutup, yarış atları gibi yarıştırmaya başlıyorlar. Tam da bu noktada &ccedil;ocuklar, kopya ile tanışıyorlar.</p>
<p>&Ouml;ğretilen ve onlara sunulan bilgilerin, gerekliliği onlar i&ccedil;in sınavda &ccedil;ıkıp &ccedil;ıkmayacağı ile doğru orantılı oluyor. Sınavda &ccedil;ıkmayacak ama gerekli olan bir bilgi kopya denilen sistem zaafiyeti tarafından kotarılıyor. Faydalı olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len ve sınavlarda &ccedil;ıkacak olan bilgiler ise, tamamen soru &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;ne y&ouml;nelik, analitik ve korelatik d&uuml;ş&uuml;nmekten yoksun bir şekilde, ezbere dayalı bir şekilde aşılanıyor.</p>
<p>Buraya kadar trajik bir ilk&ouml;ğretim profili &ccedil;izdik aslında. Kendisini sistemden dışarı &ccedil;ıkarıp, kuş bakışı bakan birinin kolayca tespitleri bunlar. Tabi burada, bazı sosyolojik ve sosyoekonomik şartlar da devreye giriyor. Gen&ccedil; n&uuml;fusun &ccedil;ok yoğun olduğu, istihdamın, bu yoğunluğu kaldıracak d&uuml;zeyde olmadığı bir ortamda, tabi ki hayatta kalmak i&ccedil;in yapılacak yarış &ccedil;ok fazla &ouml;nem kazanıyor, &uuml;stelik g&uuml;d&uuml;sel olarak verilen bu yarışta kazanmak i&ccedil;in her yol m&uuml;bah noktasına ulaşılıyor. B&ouml;yle bir durumda,&nbsp; &ccedil;ocuklarının i&ccedil; d&uuml;nyası, doğru yetişmesi, d&uuml;zg&uuml;n bireyler olmasından &ccedil;ok, m&uuml;hendis, doktor, avukat vs olması &ccedil;ok daha acil &ouml;neme haiz bir olgu oluyor aileler i&ccedil;in. Akabinde &ccedil;ocuklara bu bilincin aşılanması g&ouml;revini bazen sadistlik noktasında farkında olmadan uyguluyorlar. B&ouml;ylesine acınası bir durumda olan bir &uuml;lkenin, başında ki insanın &ccedil;ıkıp hala &uuml;&ccedil; &ccedil;ocuk yapın demesi de ger&ccedil;ekten &ccedil;ok trajik son tahlilde.</p>
<p>Şimdi baktığımızda elimizde ne var ? Duygusal gelişimini olması gerektiği gibi tamamlayamamış, LGS sınavı i&ccedil;in &uuml;zerinde binbir baskı ile m&uuml;cadele etmek zorunda olan, kopya ile tanışmış, bilginin değerini tartamayan, merakları t&ouml;rp&uuml;lenmiş bir &ccedil;ocuk.</p>
<p>Daha sonra lise hayatı gelir. Yine nasıl test edildiği belli olmayan fakar sistemin faydasına işleyen s&ouml;z&uuml;m ona iyi okullara girmiş olsun ya da olmasın, aslında &ccedil;ocukluktan ge&ccedil;liğe ge&ccedil;işte, t&uuml;m gen&ccedil;leri aynı sıkıntılar bekler. Bu okullar arasında ki tek fark, yanlışlığını bozukluğunu s&uuml;rekli vurguladığımız sistemlere olan faydaları.</p>
<p>Lise d&ouml;nemine kadar ge&ccedil;irmeleri gereken değişimleri ge&ccedil;irmeyen ve &uuml;stelik beraberinde bir takım &ccedil;arpık alışkanlıklarla gelen &ccedil;ocuklar, lisede ellerinde ki değişim fırsatını bir kez daha kaybederler. Bunun olması &ccedil;ok doğaldır &ccedil;&uuml;nk&uuml; b&ouml;yle bir i&ccedil;sel yolculuğa bırakın &ccedil;ıkmayı, soru sormaya dahi zamanları yoktur. &Ouml;nlerinde o muhteşem, &ouml;n&uuml;nde saygı ile eğilesi sınav &Ouml;SS vardır.</p>
<p>Bu durak LGS gibi değildir. &Ccedil;ok daha acımasız belki LGS den &ccedil;ok daha anlamsız bir sınavdır. Bu s&uuml;re&ccedil; de pek tabi diğer s&uuml;re&ccedil;lerde olduğu gibi aslen olması gereken eğitim den uzak &ouml;ğretimi ezberci sisteme oturtmuş, tamami ile faydacı ve bencil d&uuml;ş&uuml;nen, ergenliğini ne yazık ki bir şekilde alelade tamamlamış gen&ccedil;leri &uuml;reten bir s&uuml;re&ccedil; haine d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r. Bu bireylerin de kendilerini sistem i&ccedil;erisinde koruyamamış b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğu, analitik d&uuml;ş&uuml;nmekten uzak, &ccedil;evrelerine karşı duyarlılığını yitirmiş, bir şeyi elde etmek i&ccedil;in yapılacak her t&uuml;rl&uuml; şeyin olumlu olduğunu d&uuml;ş&uuml;nen, etik değerlerin yanına dahi yaklaşmamış bireyler olduğu zaten k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir g&ouml;zlemle farkedilmekte.</p>
<p>Bu soru ş&ouml;yle &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;r, bu soru b&ouml;yle &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;r, ilerde bir sinek olmak istemiyorsan şu mesleği se&ccedil;, şunda &ccedil;ok para var, bu &Ouml;SS de &ccedil;ıkmaz, vs &ouml;rnekleri &ccedil;oğaltmak m&uuml;mk&uuml;n.</p>
<p>7 yaşından 17-18 yaşına kadar kademeli olarak devam eden ve son 5-6 yılını logaritmik artış ile g&ouml;steren stres birikimi, &ouml;ğrencinin girdiği bir &uuml;niversite ile yerini başka bir takım dinamiklere bırakır. Tabi ilk yılında bu s&uuml;reci tamamlayamayanlar i&ccedil;in s&uuml;re&ccedil; ve devinim devam etmektedir. Daha fazla stres birikimi ile.</p>
<p>İlgi alanının &ouml;nemi yoktur. Yeteneğinin ve hayallerinin de&#8230; &Uuml;niversite sınavlarından &ouml;nce puan hedefi belirlersin. B&ouml;l&uuml;m ise okuldan sonra gelir. Boğazi&ccedil;i olsun da ne olursa olsun. ODTU ye girim de bah&ccedil;ıvanlık olsa okurum (kesinlikle bah&ccedil;ıvanlık mesleğini k&uuml;&ccedil;&uuml;msemiyorum. Vurgulamaya &ccedil;alıştığım vizyonsuzluk). Bu nedenledir ki kazara &uuml;niversitelerinde bir yere gelmiş kişiselere bazı toplantılarda yahut bir şekilde katılınan oryantasyonlarda sorulan &quot;Neden burası? Neden bu meslek?&quot; gibi soruların cevapları &ccedil;oğunlukla gelmez. Gelen cevaplarda tamamen &ouml;znellikten arınmış, kitap civaplarıdır.</p>
<p>Devam edelim, elimizde ne var ? LGS d&ouml;nemindeki duygusal gelişimini tamamlayamamış, eğitim ve &ouml;ğretim diye kendilerine sunulan şeyler ile adeta k&ouml;relmiş &ccedil;ocuk Lisede, kendisini toparlama şansını kullanamadan, beraberinde daha &ouml;nceden g&ouml;rd&uuml;klerini alışkanlık haline getirmiş, &uuml;st&uuml;ne yeni olumsuzluklar ekleyerek s&uuml;reci tamamlamış birey ya da bir şekilde s&uuml;recin tekrar edileceği stres birikiminin &ccedil;ok dah fazla artacağı bir başka birey.</p>
<p>Ser&uuml;venimizin kalan kısmını, hem orada tamamlamak, genel bir resmini &ccedil;izip bazı noktaları daha da kalınlaştırmak adına daha sonra tamamlamaya karar verdim şu dakika itibari ile.</p>
<p>Bu konu aslında uzun zamandır &uuml;zerinde kafa patlattığım ve yazmak istediğim bir konu idi. Ancak birincisi i&ccedil;erik olarak &ccedil;ok detay barındırdığı i&ccedil;in yazım s&uuml;recinin sıkıntılı ge&ccedil;eceğini tahmin ettiğimden &uuml;şeniyordum. Bir de tabi &ccedil;ok daha fazla hissettiğim bir şey var ki, o da yazım s&uuml;resince olduk&ccedil;a sinirleniyor oluşum. Bunlar benim bu konuda yazmamı bu g&uuml;ne kadar erteledi. Her ne kadar tam olarak detaylara inmediysem de bunun bir başlangı&ccedil; olduğunu s&ouml;yleyebilirim.</p>
<p>&nbsp;</p>
</p>
<div class='wp_likes' id='wp_likes_post-96'><a class='like' href="javascript:wp_likes.like(96);" title='' ><img src="http://www.kirmizivesiyah.org/wp-content/plugins/wp-likes/images/like.png" alt='' border='0'/>Like</a><span class='text'></span>
<div class='unlike'><a href="javascript:wp_likes.unlike(96);">Unlike</a></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/05/11/egitim-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilim Olarak Psikoloji</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/07/30/bilim-olarak-psikoloji/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/07/30/bilim-olarak-psikoloji/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jul 2007 12:52:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kogungor.com/index.php/2007/07/30/bilim-olarak-psikoloji/</guid>
		<description><![CDATA[Bilinen şu ki, t&#252;m bilimlerin anası felsefedir. &#199;ok on ve y&#252;zyıllar &#246;nce, insanların sorgulamaya başladığı andan bug&#252;ne&#160; kadar, bilim, sanat ve k&#252;lt&#252;r alanında &#231;ok b&#252;y&#252;k gelişmeler olmuştur. Bu gelişmelerin b&#252;y&#252;kl&#252;ğ&#252; g&#246;receli olabileceği gibi, temelde varılan kanı, aslında &#231;ok da yeterli olmadığıdır. İnsanların sağlıklı bir toplum oluşturabilmesi, yaşadığı &#231;evrenin devamlılığını ve bekaasını sağlayabilmesi, bunun yanında kendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Bilinen şu ki, t&uuml;m bilimlerin anası felsefedir. &Ccedil;ok on ve y&uuml;zyıllar &ouml;nce, insanların sorgulamaya başladığı andan bug&uuml;ne&nbsp; kadar, bilim, sanat ve k&uuml;lt&uuml;r alanında &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k gelişmeler olmuştur. Bu gelişmelerin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; g&ouml;receli olabileceği gibi, temelde varılan kanı, aslında &ccedil;ok da yeterli olmadığıdır. İnsanların sağlıklı bir toplum oluşturabilmesi, yaşadığı &ccedil;evrenin devamlılığını ve bekaasını sağlayabilmesi, bunun yanında kendi oluşturduğu sosyal topluluğun yaşamını kolaylaştırıcak gelişmeleri, yine bulunduğu ortama zarar vermeden hayata ge&ccedil;irmesi konusunda &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k eksiklikler bulunmaktadır.<span id="more-39"></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Şahsi d&uuml;ş&uuml;ncem, toplum ve onu oluşturan bireyler olarak, bir takım bilgilerin yetersiz olması ve elimizde tuttuğumuz bilgilerinse doğru yorumlanmaması durumunda, yaşadığımız d&uuml;nya i&ccedil;inse &ccedil;ok da iyi şeyler s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;n olmayacaktır. Ne biyolojik a&ccedil;ıdan, ne de insani boyutunda.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">1879 yılında ka&ccedil;ınılmaz olan ger&ccedil;ekleşmiş, o g&uuml;ne kadar felsefenin bir alt dalı olarak g&ouml;r&uuml;len psikoloji bilimi, Wilhem Wundt tarafından kurulan deneysel psikoloji laboratuvarı ile birlikte, başlı başına bir bilim dalı olmaya başlamıştır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise psikoloji, insan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalı olarak hayatını s&uuml;rd&uuml;rmektedir.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Burada davranış ile s&ouml;ylenmekte istenilen, belirli &ccedil;evresel koşullar karşılığında ger&ccedil;ekleşen eylemlerdir. Bu tanımdan yola &ccedil;ıkarak, &ccedil;evre(uyarıcı), organizma ve davranışlar arasında &ouml;zel bir etkileşim olduğunu kolayca anlayabiliriz.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Organizmanın alıcı u&ccedil;larını uyaracak her t&uuml;rl&uuml;enerji değişikliğine uyarıcı diyebiliriz. Kimi uyarıcılar herkesin g&ouml;rebileceği şekilde ortada olduğu gibi, kimileri ise v&uuml;cutta ki bir ağrı gibi kişiye &ouml;zel olabilir. Dolayısı ile &ccedil;evremizde herkesi aynı şekilde etkileyecek &ccedil;ok az sayıda uyarıcı vardır. Genelde uyarıcılara verilen tepkiler yada davranışlar kişiden kişiye &ouml;zellik ve farklılık g&ouml;sterir.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">&Ouml;nceki yıllarda davranışlar sadece, organizmanın g&ouml;r&uuml;lebilen ve işitilebilen hareketleri algılanmıştır. Fakat g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bu kavram, herhangi bir nedenden beyindeki en k&uuml;&ccedil;&uuml;k sinir ucunun harekete ge&ccedil;mesinden, en karmaşık hareketlere kadar b&uuml;t&uuml;n bir yelpazede kabul g&ouml;rmektedir. Bu bağlamda organizma tarafından yapılan herhangi bir eyleme davranış denilebilmesi i&ccedil;in, s&ouml;z konusu eylemin herhangi bir şekilde, g&ouml;zlenebilir, &ccedil;ıkarımlanabilir, yada &ouml;l&ccedil;&uuml;lebilir olması gerektiğini s&ouml;yleyebiliriz.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Daha &ouml;nceki yıllarda sadece insanların incelendiği ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde giderek diğer canlılar &uuml;zerinde incelemelerin yapıldığı bu &ouml;nemli bilin dalında &ouml;ne &ccedil;ıkan başlıca d&ouml;rt ama&ccedil; vardır;</p>
<div align="justify">
<ul>
<li>Betimleme: Birbiri ile herhangi bir şekilde ilişkili olan yada tamamen bağımsız olan davranışları belirleyen koşulların incelenmesi i&ccedil;erir.</li>
<li>A&ccedil;ıklama: Davranışları inceleyen ve a&ccedil;ıklayan genel kuramların ve ilkelerin oluşturulmasını i&ccedil;erir.</li>
<li>Yordama: Davranışların &ouml;nceden tahmin edilmesi ile ilgilidir.</li>
<li>Kontrol:&nbsp; Davranışların se&ccedil;ilen veya istenilen bir d&uuml;zeye getirilmesini i&ccedil;erir.</li>
</ul>
</div>
<p align="justify">Bu y&ouml;ntemleri dikkatlice incelediğimizde, birbirini tamamlayan s&uuml;re&ccedil;ler olduğunu g&ouml;r&uuml;r&uuml;z, fakat yapılan her incelemenin yada bilimsel &ccedil;alışmanın bu s&uuml;re&ccedil;lerin t&uuml;m&uuml;n&uuml; kapsaması gerekmez. Şartlara ve araştırmanın niteliğine g&ouml;re değişim g&ouml;sterebilir. Bunlara fırsat bulduk&ccedil;a ileride değinmeye &ccedil;alışacağım.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Genel olarak, psikoloji biliminin gelişimi, ilkeleri ve incelediği alanlar hakkında bilgi vermeye &ccedil;alıştım. A&ccedil;ık&ccedil;ası daha uzun yazmaktan ka&ccedil;ındığım i&ccedil;in biraz y&uuml;zeysel gelebilir. Ama yazıların daha detaylı olup olmaması konusunda ileride bir anket d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; detaylı yazıların okunma sıklığı yada okunurken vereceği haz konusunda teredd&uuml;tlerim var. Her ne ise, ileride psikolojinin diğer bilimler arasında nasıl bir kesişim noktası oluşturduğuna, ve bu bilimler arasında nasıl bir yere sahip olduğuna dair bir yazı yazacağımı umuyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/07/30/bilim-olarak-psikoloji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EGO</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2006/11/02/ego/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2006/11/02/ego/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Nov 2006 10:25:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kogungor.com/index.php/2006/11/02/ego/</guid>
		<description><![CDATA[En &#246;nce anlaşılması gereken şey egonun ne olduğudur. Bir &#231;ocuk doğar. Doğduğunda kendisi hakkında hi&#231;bir bilinci, bilgisi yoktur. Ve bir &#231;ocuk doğduğunda ilk olarak farkına vardığı şey kendisi değil diğeridir. Bu doğaldır &#231;&#252;nk&#252; g&#246;zler dışa doğru a&#231;ıktır, eller diğerlerine dokunur, kulaklar başkalarını duyar, damak yiyecekleri tadar ve burun dışarıyı koklar. T&#252;m bu duyular dışa doğru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">En &ouml;nce anlaşılması gereken şey egonun ne olduğudur. Bir &ccedil;ocuk doğar. Doğduğunda kendisi hakkında hi&ccedil;bir bilinci, bilgisi yoktur. Ve bir &ccedil;ocuk doğduğunda ilk olarak farkına vardığı şey kendisi değil diğeridir. Bu doğaldır &ccedil;&uuml;nk&uuml; g&ouml;zler dışa doğru a&ccedil;ıktır, eller diğerlerine dokunur, kulaklar başkalarını duyar, damak yiyecekleri tadar ve burun dışarıyı koklar. <span id="more-4"></span>T&uuml;m bu duyular dışa doğru a&ccedil;ıktır. Doğmanın anlamı da budur. Doğumun anlamı, bu d&uuml;nyaya gelmektir, dışarının d&uuml;nyasına. Dolayısıyla da bir &ccedil;ocuk doğduğunda, bu d&uuml;nyanın i&ccedil;ine doğar. G&ouml;zlerini a&ccedil;ar ve diğerlerini g&ouml;r&uuml;r. Diğer siz demeksiniz. &Ccedil;ocuk ilk &ouml;nce annesinin farkına varır. Daha sonra da yavaş yavaş kendi bedeninin farkına varmaya başlar. Bu da aslında diğerdir ve de bu d&uuml;nyaya aittir. Acıkır ve bedenini hisseder; ihtiyacını giderdiğinde de bedenini unutur. Bir &ccedil;ocuk ş&ouml;yle yetişir: &Ouml;nce sizin, &ouml;tekinin farkına varır ve sonraysa sizinle, &ouml;tekiyle kıyaslayarak yavaş yavaş kendisinin farkına varır. Bu farkındalık yansıtılmış bir farkındalıktır. O kendisinin kim olduğunun bilincinde değildir. O yalnızca annenin ve de onun kendisi hakkında ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n farkındadır.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Eğer annesi ona g&uuml;l&uuml;mserse, onu takdir ederse, &#8216;Sen &ccedil;ok g&uuml;zelsin&#8217; derse, onu kucaklayıp &ouml;perse &ccedil;ocuk kendisi hakkında iyi şeyler hisseder. İşte şimdi bir ego doğmuştur. Takdir,sevgi, ilgi aracılığıyla iyi olduğunu, değerli olduğunu ve bir &ouml;nemi olduğunu hisseder. Bir merkez doğar. Yalnız bu merkez yansıtılmış bir merkezdir. Onun ger&ccedil;ek varlığı değildir. Kendisinin kim olduğunu bilmez; yalnızca başkalarının kendisi hakkında ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bilir. Ve bu bir egodur; yansıma,, başkalarının ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;d&uuml;r. Şayet herkes onun bir işe yaramaz olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rse, kimse onu takdir etmez, ona g&uuml;l&uuml;msemez. B&ouml;yle bir durumda da bir ego doğar: Hastalıklı bir ego; &uuml;zg&uuml;n, reddedilmiş, değersiz ve diğerlerinden aşağıda hissederken kendisini incinmiş. Bu da bir egodur. Bu da bir yansımadır. &Ouml;nce anne &#8211; ve anne başlangı&ccedil;ta t&uuml;m d&uuml;nya demektir. Sonradan anneye başkaları katılır ve d&uuml;nya b&uuml;y&uuml;meye başlar.Ve bu d&uuml;nya b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e de ego daha karmaşıklaşır &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir&ccedil;ok başka insanın daha g&ouml;r&uuml;şleri yansır.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Ego biriktirilmiş bir olgudur, başkalarıyla yaşıyor olmanın bir yan &uuml;r&uuml;n&uuml;d&uuml;r. Eğer bir &ccedil;ocuk tamamıyla yalnız yaşarsa, hi&ccedil;bir zaman ego geliştirmeyecektir. Ama bunun bir yararı olmaz. Bir hayvan gibi kalacaktır. Hayır, b&ouml;yle bir şey onun ger&ccedil;ek kendi benliğini bileceği anlamına gelmez. Ego bir zorunluluktur &ccedil;&uuml;nk&uuml; ger&ccedil;ek olan ancak sahtesi aracılığıyla anlaşılır. Kişi onun i&ccedil;erisinden ge&ccedil;ip gitmelidir. Bu bir &ouml;ğretidir. Ger&ccedil;ek yalnızca yanılsama sayesinde anlaşılır. Ger&ccedil;ek olanı doğrudan bilemezsiniz. &Ouml;ncelikle ger&ccedil;ek olmayanın ne olduğunu bilmek zorundasınızdır. &Ouml;nce ger&ccedil;ek olmayanı tanımak zorundasınız. Bu tanışıklık vasıtasıyla ger&ccedil;eğin ne olduğunu bilmek i&ccedil;in yeterli hale gelirsiniz. Şayet siz sahteyi sahte olarak bilirseniz, ger&ccedil;ek &uuml;zerinize g&uuml;n gibi doğar. Ego bir ihtiya&ccedil;tır; o toplumsal bir ihtiya&ccedil;, toplumsal bir yan &uuml;r&uuml;nd&uuml;r.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Toplum sizin &ccedil;evrenizdeki her şeydir &#8211; siz değil ama etrafınızdaki t&uuml;m şeylerdir. Her şeyden sizi &ccedil;ıkarttığınızdaki şeydir toplum. Ve herkes yansıtır. Okula gidersiniz ve &ouml;ğretmen sizin kim olduğunuzu yansıtacaktır. Diğer &ccedil;ocuklarla arkadaşlıklarınız olacak ve onlar sizin kim olduğunuzu yansıtacaklar. Adım adım herkes sizin egonuza bir şeyler katar ve herkes egonuzu topluma problem oluşturmayacak hale getirmeye &ccedil;alışır. Onların derdi siz değilsinizdir. Onlar toplumla ilgilenmektedirler Toplum kendisini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ve bu b&ouml;yle de olmalıdır. Onların &ouml;nemsediği şey sizin &#8216;kendini bilen&#8217; insanlar haline gelmeniz değildir. Onlar i&ccedil;in &ouml;nemli olan sizin toplum denen mekanizmanın yararlı bir par&ccedil;ası olmanızdır. Resmi bozmamalısınız. Dolayısıyla da size toplumla uyumlu bir ego verirler.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Size ahlak &ouml;ğretirler. Ahlak, size topluma uyacağınız bir ego vermek anlamına gelir. Eğer siz ahlaklı değilseniz, şurada ya da burada uyumsuz olursunuz. Bu sebeple su&ccedil;luları hapishanelere koyarız &#8211; hayır,yanlış bir şey yaptıklar i&ccedil;in ya da onları hapse atmakla onların iyileşeceği i&ccedil;in falan değil! Sadece onlar uyumsuzdur. Onlar sorun &uuml;retirler. Onların sahip oldukları t&uuml;rden egoları toplum onaylamaz. Şayet toplum onaylarsa her şey iyidir. Bir adam birisini &ouml;ld&uuml;r&uuml;r &#8211; o bir katildir. Ve aynı adam savaş zamanında binlercesini &ouml;ld&uuml;r&uuml;r &#8211; o muhteşem bir kahraman haline gelir. Toplum cinayetten rahatsız olmaz ama cinayetin toplum i&ccedil;in işlenmesi gerekir.O zaman sorun kalmaz. Toplum ahlakı &ouml;nemsemez. Ahlak yalnızca sizin topluma uymanız demektir. Toplum savaştayken ahlak değişir. Barış d&ouml;nemindeyken toplumun başka ahlakı vardır Ahlak toplumsal bir politikadır. Diplomatiktir. T&uuml;m &ccedil;ocukların toplumla uyumlu halde yetiştirilmesi şarttır ve her şey bu kadar basittir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; toplumun ilgilendiği tek şey yararlı &uuml;yelerdir. Toplum sizin kendinizi bilmeniz gerekliliğiyle ilgili değildir. Toplum bir ego yaratır &ccedil;&uuml;nk&uuml; ego istenilen y&ouml;nde kullanılabilir ve kontrol altında tutulabilir. Kişinin &ouml;z benliğiyse hi&ccedil;bir zaman kontrol edilip kullanılamaz.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Toplumun bir insanın &ouml;z benliğini kontrol altında tuttuğu duyulmuş bir şey değildir &Ccedil;ocuğun bir merkeze ihtiyacı vardır ve &ccedil;ocuk kendi merkezinin tamamıyla farkında değildir. Toplum ona bir merkez verir ve &ccedil;ocuk ta azar azar toplumun kendisine verdiği egonun kendi merkezi olduğuna ikna olur. Bir &ccedil;ocuk eve d&ouml;ner &#8211; şayet sınıfta birinci olduysa t&uuml;m aile mutludur. Onu kucaklayıp &ouml;per, omzunuza alır dans edersiniz ve, &#8216;Ne g&uuml;zel bir &ccedil;ocuk! Sen bizim i&ccedil;in gurur kaynağısın&#8217; dersiniz. Ona ayırt edilmesi g&uuml;&ccedil; bir ego verirsiniz. Eğer &ccedil;ocuk eve utan&ccedil; i&ccedil;inde, başarısız becerememiş, sınıfta kalmış olarak gelirse ya da alt sıralarda kalmışsa &#8211; o zaman kimse onu takdir etmez ve o da kendisini dışlanmış hisseder. Bir dahaki sefere daha sıkı &ccedil;alışacaktır &ccedil;ocuk &ccedil;&uuml;nk&uuml; merkezi sarsıntı hisseder.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Ego her zaman sarsıntıdadır, her zaman beslenmenin peşindedir, yani birisinin takdir etmesi gerekir. Bu nedenledir ki s&uuml;rekli ilgi talep edersiniz. Kim olduğunuz hakkında başkalarından fikir alırsınız. Bu doğrudan bir deneyim değildir. Sizin kim olduğunuz hakkında edindiğiniz fikirken başkalarından gelir. Onlar sizin merkezinizi bi&ccedil;imlendirir. Bu merkez sahtedir &ccedil;&uuml;nk&uuml; siz kendinize ait ger&ccedil;ek merkezinizi taşımaktasınız. O kimsenin karışamayacağı bir şeydir. Kimse ona şekil veremez. Siz onunla beraber gelirsiniz Siz onunla doğarsınız. Bu demektir ki, sizin iki merkeziniz vardır. Birisi varoluşun size vermiş olduğu, sizin beraber geldiğiniz merkezdir. Bu ger&ccedil;ek &ouml;z benliğinizdir. Ve diğeri, toplum tarafından yaratılmış olan merkez ise egodur. O sahte bir şeydir &#8211; ve &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir kandırmacadır. Ego arcılığıyla toplum sizi kontrol etmektedir. Siz belli bir şekilde davranmak zorundasınızdır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; sadece o zaman toplum sizi takdir eder. Belli bir tarzda y&uuml;r&uuml;mek, belli bir şekilde kahkaha atmak; belli bir tarzı, ahlakı, form&uuml;l&uuml; takip etmek zorundasınız. Ancak o zaman toplum sizi takdir eder, ve etmezse de egonuz sarsılır. Ve egonuz sarsıldığında, kim olduğunuzu, nerede olduğunuzu bilmezsiniz. Başkaları size fikri verdi. Bu fikir egodur.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Onu m&uuml;mk&uuml;n olduğunca derinden anlamaya &ccedil;alışın, &ccedil;&uuml;nk&uuml; ondan kurtulmak durumundasınız. Ve ondan kurtulamazsanız hi&ccedil;bir zaman &ouml;z benliğinize ulaşamazsınız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; siz merkeze bağımlı haldesiniz, hareket edemezsiniz ve &ouml;z benliğinize bakamazsınız. Ve, egonun par&ccedil;alanacağı, kim olduğunuzu bilmeyeceğiniz, nereye gidiyor olduğunuzu bilemeyeceğiniz, t&uuml;m sınırların eriyip gittiği ge&ccedil;ici bir zaman dilimi, bir aralık olacağını anımsayınız. En basitinden aklınız karışacak, bir kaos olacak. Bu kaos nedeniyle egonuzu kaybetmekten korkarsınız. Fakat bu b&ouml;yle olmak zorundadır. Kişi kendi ger&ccedil;ek merkezine varmadan &ouml;nce bu kaosun i&ccedil;erisinden ge&ccedil;mek zorundadır. Ve şayet cesursanız, bu d&ouml;nem kısa olacaktır. Eğer korkarsanız ve tekrar egonun kucağına d&uuml;şerseniz, ve yeniden onu ayarlamaya başlarsanız, işte o zaman &ccedil;ok, &ccedil;ok uzun s&uuml;rebilir; bir &ccedil;ok hayat ziyan edilebilir. Ş&ouml;yle bir &ouml;yk&uuml; duymuştum: K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuk b&uuml;y&uuml;kannesini ziyaret etmekteymiş. Sadece d&ouml;rt yaşındaymış &ccedil;ocuk. Geceleyin b&uuml;y&uuml;kannesi onu uyuturken, &ccedil;ocuk aniden bağırmaya ve ağlamaya başlamış ve &quot;Eve gitmek istiyorum. Karanlıktan korkuyorum&quot; demiş. Fakat b&uuml;y&uuml;kanne de, &quot;&Ccedil;ok iyi biliyorum ki, evde de karanlıkta uyuyorsun; hi&ccedil; bir zaman ışığının yandığını g&ouml;rmedim. &Ouml;yleyse burada neden korkuyorsun?&quot; diye sormuş. &Ccedil;ocuk, &quot;Evet, bu doğru &#8211; ama o BENİM karanlığımdı&quot; demiş. Bu tamamıyla bilinmeyen bir karanlık. Karanlık ile birlikte bile, &quot;Bu BENİM&quot; diye hissediyorsunuz. Dışarıdayken bilinmeyen bir karanlıktır. Egoyla birlikte ise &quot;Bu BENİM&quot; diye hissediyorsunuz. Sorunlu olabilir, belki de bir &ccedil;ok can sıkıntısı yaratır ama hala o benim. Tutunacağınız, yapışacağınız, ayaklarınızın altında olan bir şey; boşlukta, vakumda değilsiniz. Berbat bir durumdasınız, ama en azından VARSINIZ. K&ouml;t&uuml; hissetmek bile size &#8216;ben varım&#8217; hissi verir. Ondan uzaklaşınca korku her yanı sarar; bilinmeyen karanlıktan ve kaostan korkmaya başlarsınız &#8211; &ccedil;&uuml;nk&uuml; toplum sizden bir par&ccedil;ayı silmeyi başarmıştır. Aynen ormana gitmek gibidir bu. Biraz temizlik yaparsınız, zemini biraz temizlersiniz; &ccedil;it &ouml;rer, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kul&uuml;be yaparsınız; k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir bah&ccedil;e yaparsınız, &ccedil;im bir alan, ve iyisinizdir. &Ccedil;itinizin &ouml;tesi ormandır, vahşidir. Burada (alanınızda) her şey yolundadır, herşeyi planladınız. Nasıl olduğu b&ouml;yledir işte.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Toplum sizin bilincinizde bir miktar temizlik yapmıştır. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kısmını tamamen silmiştir, &ccedil;itle &ccedil;evirmiştir. Orada her şey yolundadır. İşte t&uuml;m &uuml;niversitelerinizin yaptığı da budur. B&uuml;t&uuml;n k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n ve şartlandırmanın temeli kendinizi evinizde hissettirecek bir kısmı temizlemektedir. Ve siz o zaman korkarsınız. &Ccedil;itin &ouml;tesinde tehlike vardır. &Ccedil;itin &ouml;tesindeki de, &ccedil;itin i&ccedil;indeki gibi sizsiniz &#8211; ve bilin&ccedil;li zihniniz sadece bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;d&uuml;r, t&uuml;m varlığınızın onda biridir. Onda dokuz karanlıkta bekliyor. Ve bu onda dokuzun i&ccedil;inde sizin ger&ccedil;ek merkeziniz saklıdır. Korkusuz, cesur olmak zorundasınız. Bilinmeyene adım atmalısınız. Bir s&uuml;re t&uuml;m sınırlar kaybolacaktır. Bir s&uuml;re başınız d&ouml;necek. Bir an i&ccedil;in deprem olmuş&ccedil;asına &ccedil;ok korkacak ve sarsılacaksınız. Ama eğer cesur olur, geri &ccedil;ekilmezseniz, s&uuml;rekli bir şekilde egonuzun kucağına d&uuml;şmezseniz, bir &ccedil;ok hayatlarınız boyunca taşımakta olduğunuz gizli bir merkeziniz vardır orada. Bu sizin ruhunuz, benliğinizdir. Bir kez ona yakınlaştığınızda, her şey değişir, her şey yerine oturur. Fakat bu yerleştirme toplum tarafından yapılmaz. Artık her şey bir kaos değil kozmoz&#8217;a d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r; yeni bir d&uuml;zen ortaya &ccedil;ıkar. Fakat bu artık toplumun d&uuml;zeni değildir &#8211; o tam olarak varoluşun kendi d&uuml;zenidir. O, Buddha&#8217;nın Dhamma, Lao Tzu&#8217;nun Tao, Heraclitus&#8217;un Logos dediği şeydir. İnsan yapımı değildir. O TAM OLARAK varoluşun kendi d&uuml;zenidir. O zaman aniden herşey tekrar g&uuml;zelleşir ve ilk olarak ger&ccedil;ekten g&uuml;zeldir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; insan yapısı şeyler g&uuml;zel olamazlar.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Yapabileceğiniz en iyi şey onların &ccedil;irkinliklerini gizlemektir hepsi bu. Onları s&uuml;sleyebilirsiniz ama hi&ccedil;bir zaman g&uuml;zel olamazlar. Aradaki fark aynen ger&ccedil;ek bir &ccedil;i&ccedil;ekle plastik ya da kağıt &ccedil;i&ccedil;ekler arasındaki gibidir. Ego plastik bir &ccedil;i&ccedil;ektir &#8211; &ouml;l&uuml;d&uuml;r. O &ccedil;i&ccedil;ek gibi g&ouml;z&uuml;k&uuml;r, &ccedil;i&ccedil;ek değildir. Onu bir &ccedil;i&ccedil;ek olarak adlandıramazsınız. Hatta onu &ccedil;i&ccedil;ek olarak adlandırmak dilbilimi a&ccedil;ısından da yanlıştır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;i&ccedil;ek, a&ccedil;an şeydir. Ve bu plastik şey sadece bir nesnedir, &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;manın kendisi değil. O &ouml;l&uuml;d&uuml;r. İ&ccedil;inde yaşam yoktur. İ&ccedil;inizde &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;an bir merkeze sahipsiniz. Bu y&uuml;zden Hindular onu bir lotus &ccedil;i&ccedil;eği olarak adlandırırlar &#8211; o &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;manın kendisidir. Bin yapraklı lotus &ccedil;i&ccedil;eği derler ona. Bin tane demek sınırsız yaprak demektir. Ve &ccedil;i&ccedil;ek, a&ccedil;maya devam eder, hi&ccedil;bir zaman durmaz, ve hi&ccedil;bir zaman &ouml;lmez. Ama siz plastik bir egoyla yetiniyorsunuz. Neden yetiniyor olduğunuzun sebepleri vardır. &Ouml;l&uuml; bir şeyde &ccedil;ok uygun şeyler vardır. Bir tanesi, &ouml;l&uuml; bir şeyin hi&ccedil; &ouml;lmeyeceğidir. &Ouml;lemez &#8211; hi&ccedil; yaşamadı ki! Dolayısıyla plastik &ccedil;i&ccedil;eklere sahip olabilirsiniz, bir y&ouml;nden iyidirler. Kalıcıdırlar; &ouml;l&uuml;ms&uuml;z değil, s&uuml;reklidirler Bah&ccedil;enin dışındaki ger&ccedil;ek &ccedil;i&ccedil;ek &ouml;l&uuml;ms&uuml;zd&uuml;r, ama kalıcı değildir. Ve &ouml;l&uuml;ms&uuml;z olanın kendisine &ouml;zg&uuml; &ouml;l&uuml;ms&uuml;z olma yolu vardır. &Ouml;l&uuml;ms&uuml;z olmanın yolu tekrar tekrar doğup &ouml;lmektir. &Ouml;l&uuml;m yoluyla kendisini tazeler, gen&ccedil;leştirir. Bize g&ouml;re &ccedil;i&ccedil;ek &ouml;lm&uuml;ş gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;r &#8211; hi&ccedil; &ouml;lmez. Sadece bedenleri değiştirir, b&ouml;ylece her dem tazedir. Eski bedeni bırakıp yenisine girer. Başka bir yerde a&ccedil;ar; a&ccedil;maya devam eder. Yalnız, biz bu s&uuml;rekliliği g&ouml;remeyiz &ccedil;&uuml;nk&uuml; o g&ouml;r&uuml;nmezdir. Biz yalnızca bir &ccedil;ie&ccedil;eği, başka bir tanesini g&ouml;r&uuml;r&uuml;z, hi&ccedil; bir zaman s&uuml;rekliliği g&ouml;rmeyiz. D&uuml;n a&ccedil;an &ccedil;i&ccedil;ekle aynı &ccedil;i&ccedil;ektir o. Aynı g&uuml;neştir, ama ayrı bir elbisede.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Egonun belli bir niteliği vardır &#8211; o canlı değildir. O plastikten yapılma bir şeydir. Ve onu elde etmek &ccedil;ok kolaydır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; onu birileri verir. Sizin aramanıza gerek yoktur, arayışla bir ilginiz yoktur. Bilinmeyenin peşinde bir arayan haline gelmezseniz, bir birey olamamışsınız demektir bu. Sadece kalabalığın bir bileşenisinizdir. Sadece bir k&uuml;tlesiniz. Ger&ccedil;ek bir merkeze sahip değilken nasıl bir birey olursunuz? Ego birey değildir. Ego toplumsal bir olgudur &#8211; o toplumdur, siz değilsiniz. Fakat o size toplumda bir işlev verir, toplumda bir yer verir. Ve eğer siz onunla yetinmeye devam ederseniz, kendi benliğinizi bulma fırsatını temelden yitirmiş olursunuz. İşte bu y&uuml;zden son derece mutsuzsunuz. Plastik bir hayatla nasıl mutlu olabilirsiniz ki? Sahte bir yaşamla nasıl zevkli, huzurlu ve mutluluk i&ccedil;erisinde olabilirsiniz? İşte o zaman da ego bir &ccedil;ok can sıkıntısı yaratır, milyonlarcasını. Siz onu g&ouml;remezsiniz &ccedil;&uuml;nk&uuml; o sizin kendi karanlığınız. Ona g&ouml;re ayarlandınız. T&uuml;m mutsuzlukların ego aracılığıyla hayatınıza girdiğini fark ettiniz mi? O sizi mutlu kılmaz; sadece mutsuz yapar. Ego cehennemdir. Acı &ccedil;ektiğiniz zaman izleyip analiz etmeye &ccedil;alışın ve g&ouml;receksiniz ki, bir yerlerde neden egodur. Ve ego acı &ccedil;ekmek i&ccedil;in sebepler bulmaya devam eder. Siz de herkes gibi bir egoistsiniz. Bazıları y&uuml;zeydedir, &ccedil;ok belirgindir ve onlar &ccedil;ok ta zor değildir. Bazılarıysa &ccedil;ok derinlerde ve zor fark edilirler ve onlardır esas problem. Bu ego s&uuml;rekli olarak başkalarıyla &ccedil;atışma halinde belirir &ccedil;&uuml;nk&uuml; her ego kendinden hi&ccedil; emin değildir. &Ouml;yle olmak ta zorundadır &#8211; &ccedil;&uuml;nk&uuml; sahtedir. Elinizde hi&ccedil; bir şey olmadığı halde var olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsanız, sorun &ccedil;ıkacaktır. Biri &ccedil;ıkar da &quot;Sende hi&ccedil; bir şey yok&quot; derse, kavga başlar, &ccedil;&uuml;nk&uuml; siz de bir şey olmadığını hissediyorsunuzdur. Diğerleri ger&ccedil;eği fark etmenizi sağlar. Ego sahtedir, o hi&ccedil; bir şeydir. Bunu siz de biliyorsunuz. Bunu nasıl olur da bilemezsiniz? M&uuml;mk&uuml;n değil! Bilin&ccedil;li bir varlık &#8211; nasıl olur da bu egonun sahte bir şey olduğunu bilemez? Ve birilere diyor ki, hi&ccedil; bir şey yok &#8211; ve birileri hi&ccedil; bir şey yok dediğinde ger&ccedil;eği s&ouml;ylerler onlar; darbe yersiniz &#8211; ve hi&ccedil; bir şey doğrular kadar &ccedil;arpıcı olamaz. Savunmak zorundasınızdır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; savunmazsanız, savunmaya &ccedil;ekilmezseniz, o zaman nereye gideceksiniz? Kayıplara karışacaksınız. Kimliğiniz dağılacak. Dolayısıyla savunacak ve savaşacaksınız &#8211; &ccedil;atışma budur işte. Kendi benliğini bulmuş bir insan hi&ccedil; bir zaman &ccedil;atışmaz. Birileri onunla &ccedil;atışmaya gelse de, o kimseyle &ccedil;atışma halinde değildir.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Bir Zen &uuml;stadı sokak boyunca y&uuml;r&uuml;rken başına b&ouml;yle bir şey gelmiş. Bir adam koşarak gelmiş ve sert bir şekilde ona vurmuş. &Uuml;stat yere d&uuml;şm&uuml;ş. Ayağa kalkmış ve &ouml;nceden y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; y&ouml;nde, geriye bile d&ouml;n&uuml;p bakmadan tekrar y&uuml;r&uuml;meye başlamış. Yanında bir &ouml;ğrencisi varmış. Şoka uğramış. &quot;Bu adam da kim? Bu nedir? B&ouml;yle birileri yaşıyorken, herhangi birisi gelip sizi &ouml;ld&uuml;rebilir. Ve siz adamın kim olduğunu, bunu neden yaptığını merak edip d&ouml;n&uuml;p bakmadınız bile&quot; demiş. &Uuml;stat da, &quot;Bu onun sorunu, benim değil&quot; demiş. Siz aydınlanmış birisiyle &ccedil;atışabilirsiniz, ama bu sizin sorununuzdur, onun değil. Ve bu &ccedil;atışmada incinirseniz o da sizin kendi sorununuzdur. O sizi incitemez. Bu bir duvarı yumruklamak gibidir &#8211; canınız yanacaktır ama duvar değildir sizi inciten.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Ego s&uuml;rekli problem peşinde koşar. Neden? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kimse size ilgi g&ouml;stermezse, ego acıkmış hisseder. O ilgi ile yaşar. Dolayısıyla, birisi size kızgın ve sizinle kavga ediyorsa, bu bile iyidir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; en azından ilgisi &uuml;zerinizdedir. Eğer birisi severse, iyidir. Eğer kimse sizi sevmiyorsa, o zaman kızgınlık bile iyi olacaktır. En azında ilgi &uuml;zerinizde olacaktır. Fakat, kimse size hi&ccedil; bir ilgi g&ouml;stermezse, kimse sizin &ouml;nemli birisi olduğunuzu d&uuml;ş&uuml;nmezse, o zaman egonuzu nasıl besleyeceksiniz? Diğerlerinin ilgisine ihtiya&ccedil; vardır. Milyonlarca şekilde insanların ilgisini &ccedil;ekersiniz; belli bir tarzda giyinirsiniz, g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;nmeye &ccedil;alışırsınız, &ccedil;ok kibar olursunuz, roller edinirsiniz, değişirsiniz. Ne t&amp;</p>
</p>
<div class='wp_likes' id='wp_likes_post-4'><a class='like' href="javascript:wp_likes.like(4);" title='' ><img src="http://www.kirmizivesiyah.org/wp-content/plugins/wp-likes/images/like.png" alt='' border='0'/>Like</a><span class='text'></span>
<div class='unlike'><a href="javascript:wp_likes.unlike(4);">Unlike</a></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2006/11/02/ego/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
