<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kırmızı ve Siyah &#187; Sosyal Bilimler</title>
	<atom:link href="http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/category/sosyal-bilimler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kirmizivesiyah.org</link>
	<description>Kendiliğinden...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Dec 2011 12:41:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Ankara Siber Güvenlik Konferansı &#8217;11</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/12/15/ankara-siber-guvenlik-konferansi-11/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/12/15/ankara-siber-guvenlik-konferansi-11/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 12:38:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[arquanum]]></category>
		<category><![CDATA[cyber security]]></category>
		<category><![CDATA[disiplinlerarası güvenlik çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[information security]]></category>
		<category><![CDATA[multidisciplinary cyber security]]></category>
		<category><![CDATA[siber güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[siber güvenlik konferansı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=326</guid>
		<description><![CDATA[Ankara&#8217;da gerçekleşecek olan Siber Güvenlik Konferansı&#8217;ndan haberdar olmuşsunuzdur büyük ihtimalle. Bu konferansta ben de bir sunum yapacağım. Saat 12.00 da, beni dinleyebilecek cesaret ve sabrınız varsa beklerim =)  Daha önceki yazımda kurduğum topluluktan bahsetmiştim. Siber Güvenlik kavramının Bilişim Güvenliği yöntemleri ile ele alınmayacak kadar çok yönlü bir kavram olduğunu düşünerek yola çıktığımız bu topluluk, genel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ankara&#8217;da gerçekleşecek olan Siber Güvenlik Konferansı&#8217;ndan haberdar olmuşsunuzdur büyük ihtimalle. Bu konferansta ben de bir sunum yapacağım. Saat 12.00 da, beni dinleyebilecek cesaret ve sabrınız varsa beklerim =) <span id="more-326"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Daha önceki yazımda kurduğum <a title="Multidisciplinary Cyber Security Studies" href="http://www.arquanum.com">topluluktan</a> bahsetmiştim. Siber Güvenlik kavramının Bilişim Güvenliği yöntemleri ile ele alınmayacak kadar çok yönlü bir kavram olduğunu düşünerek yola çıktığımız bu topluluk, genel anlamda elini hemen her kritik alanın siber dünyadaki implementasyonlarına bulaştırmaya çalışıyor. Artık güncel hayatımızın bir parçası olan, kendimize ait bir kimliğimizin yaşam şeklimizin olduğu siber dünyada, gerçek dünyamızda yaşanan bir takım gelişmelerin, yapılan çalışmaların nasıl gerçekleştiğini analiz etmeye çalışıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Araştırma alanımız dünyada oldukça yeni ve açıkçası bu alanda çalışmayı düşüneni bırakın, konunun farkındalığını taşıyan arkadaşlarımızı bile bulmakta zorlanıyoruz (dünya çapında araştırmalarımız devam ediyor =p). Ama benim ön görüm o ki -şu ana kadar bu anlamda doğrulandığını söylebilirim- 4-5 yıl içerisinde ciddi araştırmaların yapıldığı, krizlerin çıktığı, adından oldukça söz ettiren bir çalışma alanı haline gelecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Özetle bu çerçevede, bilişim güvenliğinden penetrasyon testleri ve siber suçlara, kriminolojiden sosyolojiye, algı yönetimi, kimlik inşası gibi konulardan terörle mücadeleye kadar pek çok problemin yahut sürecin siber dünyadaki yansımalarını inceliyor ve ilgili teorilerin siber dünyadaki yeterliğini araştırıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">22 Aralıkta gerçekleşecek bu konferansta, &#8220;Siber Dünyada Algı Yönetimi Faaliyetleri, Siber Terör, Dolaylı tutum ve 4. Nesil Savaşlar&#8221; isimli bir konuşma yapacağım. Bu <a title="Multidisciplinary Cyber Security Studies" href="http://www.arquanum.com">Arquanum</a> olarak gerçekleştireceğimiz 3. seminer olacak. Umarım daha önce olduğu gibi kazasız belasız atlatırız.</p>
<p style="text-align: justify;">Siber Güvenlik Konferansı hakkında daha detaylı bilgiye ve konferans programına <a href="http://www.siberguvenlik.org">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Arquanum çatısı altında araştırma geliştirme faaliyetlerimizi yakından tanımak yada bize katılmak için <strong>info at arquanum.com</strong> mail adresini ve <strong>www.arquanum.com</strong> adresini kullanabilir, mail listelerimize üye olabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/12/15/ankara-siber-guvenlik-konferansi-11/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arquanum Multidisciplinary Cyber Security Studies</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/03/31/arquanum-multidisciplinary-cyber-security-studies/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/03/31/arquanum-multidisciplinary-cyber-security-studies/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Mar 2011 17:25:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[siber güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[siber savaş]]></category>
		<category><![CDATA[siber terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=317</guid>
		<description><![CDATA[Şuanda popüler bir kelime olup bazı bilişim güvenliği uzmanları tarafından kullanılsa da, aslında halen kavram olarak içi ve altı oldukça boş olan siber güvenlik kavramının, bilişim güvenliği demek olmadığı kesindir. Bu anlamda, &#8220;siber güvenlik&#8221; kavramının kullanımı, popülist yaklaşım ve afilli kelimelerle ilgi çekmek yahut müşteri toplamaktan öteye gitmemektedir. Öte yandan ise, gerek pratik gerekse teorik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Şuanda popüler bir kelime olup bazı bilişim güvenliği uzmanları tarafından kullanılsa da, aslında halen kavram olarak içi ve altı oldukça boş olan siber güvenlik kavramının, bilişim güvenliği demek olmadığı kesindir. Bu anlamda, &#8220;siber güvenlik&#8221; kavramının kullanımı, popülist yaklaşım ve afilli kelimelerle ilgi çekmek yahut müşteri toplamaktan öteye gitmemektedir. Öte yandan ise, gerek pratik gerekse teorik olarak bu kavramının altının ciddi şekilde doldurulması, orta ve uzun vadede gelecek için oldukça önemlidir. <span id="more-317"></span>Teknik anlamda bilişim güvenliği ile ilgilenen arkadaşlar genelde olayın bu yönünü ya hiç düşünmezler, ya da hafife alırlar. Ama bu doğru bir yaklaşım olmaktan oldukça uzaktır, zira eğer artık internet yerine siber dünyadan bahsediyorsak, ve bu kadar hayatımızın içinde yaşam alanımızı etkileyecek düzeye geldiyse, bu noktada farklı perspektiflerden sürece yaklaşma alışkanlığını yahut eğilimini edinmek durumundayız.</p>
<p style="text-align: justify;">Tabi bu yaklaşımdan yola çıkarak, söz gelimi terörle mücadele çok başarılı bir subayın terör uzmanı olduğunu söyleyemeyeceğimiz gibi, derin teknik bilgiye sahip bir bilişim güvenliği uzmanı arkadaş için de, siber güvenlik konusunda uzman olduğunu söylemek anlamlı olmayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Siber Güvenlik pratik anlamda siber dünyanın güvenliği demektir. Buradaki siber kelimesi için de geleneksel tanımlamalar yeterli değildir zira reel ve sanal gerçeklerin nereden başlayıp nerede sonlandığını felsefik anlamda netleştirmek oldukça zor ve dinamik bir süreç. Bu çerçeveden bakıldığında, pek çok farklı disiplinden yaklaşımları, ortak bir kavramda birleştirerek, çıkarımlar yapan, çözümler üreten, sorular üreten insanlar temelde siber güvenlik uzmanı olma yolunda çok daha hızlı ve doğru adımlar atıyor demek yanlış olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Biz de bir kaç kişi, lise yıllarınızdan oldukça tanıdık gelecek &#8220;sayısalcılar zekidir sözelciler salaktır&#8221; önermesi ve bu önermeyi referans alabilecek her türlü yaklaşımı bir kenara bırakarak, farklı perspektifleri ele alarak siber güvenliği bütün bir süreç olarak değerlendiren çalışmalar ve görüş alışverişleri yapabilmek adına, çalışma topluluğumuzu kurduk.</p>
<p style="text-align: justify;">Kabaca aşağıdaki alanları çevreleyen çalışmalar ve fikir paylaşımlarının olacağı topluluğumuza, belirtilen ilgi alanlarından en az birine sahip iseniz katılabilirsiniz.</p>
<ul>
<li>Bilişim Güvenliği</li>
<li>Elektronik Harp</li>
<li>Psikoloji</li>
<li>Sosyoloji</li>
<li>Uluslarası İlişkiler</li>
<li>Algı Yönetimi</li>
<li>Çatışma Yönetimi</li>
<li>Psikolojik Harekat</li>
<li>Algı ve Kimlik İnşası</li>
<li>Pazarlama</li>
<li>Bilişsel Bilimler</li>
<li>Terör ve Terörle Mücadele</li>
<li>Krimonoloji</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Facebook Sayfası:</p>
<p style="text-align: justify;">http://www.facebook.com/pages/Arquanum-Multidisciplinary-Cyber-Security-Studies</p>
<p style="text-align: justify;">Facebook Grubu:</p>
<p style="text-align: justify;">Email Grubu:</p>
<p>http://groups.google.com/group/<strong>arquanum-multidisciplinary-cyber-security-studies</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/03/31/arquanum-multidisciplinary-cyber-security-studies/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Narkissos&#8217;un Hikayesi</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/01/09/narkissosun-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/01/09/narkissosun-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Jan 2011 22:29:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=314</guid>
		<description><![CDATA[Narkissos, kendi güzelliğini her gün seyretmeye giden yakışıklı delikanlının hikayesi&#8230; (Öyle şeyler oluyor ki, mesleği tamamen bırakıp insanın oturup felsefe, psikoloji, sosyoloji kitapları karıştırıp, edebiyat yapıp, sayfalarca yazı yazası geliyor. Ama gelin görün ki, henü zamanı değil; hala dolduruyoruz hikayeleri&#8230; Bu işin sonunda ya bolca yazı çıkar, ya bolca suskunluk, göreceğiz&#8230;) Velhasıl-ı kelam, bu delikanlımız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Narkissos, kendi güzelliğini her gün seyretmeye giden yakışıklı delikanlının hikayesi&#8230; (Öyle şeyler oluyor ki, mesleği tamamen bırakıp insanın oturup felsefe, psikoloji, sosyoloji kitapları karıştırıp, edebiyat yapıp, sayfalarca yazı yazası geliyor. Ama gelin görün ki, henü zamanı değil; hala dolduruyoruz hikayeleri&#8230; Bu işin sonunda ya bolca yazı çıkar, ya bolca suskunluk, göreceğiz&#8230;) <span id="more-314"></span></p>
<p>Velhasıl-ı kelam, bu delikanlımız kendi görüntüsüne o kadar vurgun muş ki, günün birinde kendine bakarken göle düşüp boğulmuş. Onun göle düşüp boğulduğu yerde de bir çiçek açmış, bu çiçeğe nergis adı verilmiş.</p>
<p>Tatlı su gölünün kıyısına gelen orman tanrıçaları Oreas&#8217;lar onu bir acı gözyaşı kavanozuna dönüşmüş olarak bulmuşlar.</p>
<p>- Neden ağlıyorsun? diye sormuş Oreas&#8217;lar<br />
- Narkissos için ağlıyorum diye yanıtlamış göl<br />
- Ne var bunda şaşılacak? diye cevap vermiş orman tanrıçaları. Bizler onun peşinde ormanlarda boşu boşuna dolanır dururduk görebilmek için, ama onun güzelliğini yakından yalnızca sen görebilirdin.<br />
- Narkissos yakışıklı bir genç miydi? diye sormuş göl<br />
- İyice şaşıran orman tanrıçaları, bunu senden kim daha iyi bilebilir ki? diye karışılık vermiş. Her gün senin kıyılarına gelip sularına bakıyordu!</p>
<p>Göl bir süre sessiz kalmış. Sonra şöyle konuşmuş:</p>
<p>- Narkissos için ağlıyorum ama onun yakışıklı olduğunu hiç farketmemiştim ben. Narkissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde unuttuğum kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.</p>
<p>Kendisinden kaçılan, korkulan, uzak durulan, cinselliğin ve hazzın simgesi, Hermes&#8217;in oğlu keçi bedenli Pan mı daha ürkütücü, yoksa Sophia mı daha ermiş  bilinmez&#8230; ama Pan&#8217;ın lanetlendiği kesin, ölümsüz olduğundan bir hayli zor olsa gerek&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2011/01/09/narkissosun-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soğuk Savaş Unsuru Olarak Stuxnet Kullanımı ve Yeni Nesil Silahlanma</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/10/13/soguk-savas-unsuru-olarak-stuxnet-kullanimi-ve-yeni-nesil-silahlanma/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/10/13/soguk-savas-unsuru-olarak-stuxnet-kullanimi-ve-yeni-nesil-silahlanma/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 11:48:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[cyber security]]></category>
		<category><![CDATA[cyber terrorism]]></category>
		<category><![CDATA[cyber war]]></category>
		<category><![CDATA[disiplinlerarası güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[siber savaş]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk savaş]]></category>
		<category><![CDATA[stuxnet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[Beyaz Sapka için yazdığım makaleyi buraya da eklemek istedim. Makale yeni nesil silahlanma yarışının ve yeni soğuk savaş kavramının ne boyutta gerçekleşeceği hakkında, Stuxnet olayı üzerinden bir korelasyon kurmayı hedefliyor. Stuxnet&#8217;in teknik yapısı ile ilgili inanılmaz bilgiler barındırmamakta, fakat üzerinde çalışmış olduğum yeni nesil disiplinlerarası güvenlik süreci hakkında bir miktar bilgi içermekte. Siber Dünya ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beyaz Sapka için yazdığım makaleyi buraya da eklemek istedim. Makale yeni nesil silahlanma yarışının ve yeni soğuk savaş kavramının ne boyutta gerçekleşeceği hakkında, Stuxnet olayı üzerinden bir korelasyon kurmayı hedefliyor. Stuxnet&#8217;in teknik yapısı ile ilgili inanılmaz bilgiler barındırmamakta, fakat üzerinde çalışmış olduğum yeni nesil disiplinlerarası güvenlik süreci hakkında bir miktar bilgi içermekte. <span id="more-289"></span></p>
<blockquote><p>Siber Dünya ve Siber Güvenlik kavramları yalnızca bilişim perspektifinden değerlendirilecek kadar sığ bir süreç mi barındırır?İnsan  egosunun ve toplumsal çıkarların geri planda kalamadığı her süreç,  beraberinde uyuşmazlıkları getirecek; iyi analiz edilemeyen ve  yönetilemeyen uyuşmazlıklar ise hızla çatışmalara ve savaşlara  dönüşecektir. Bilinen yazılı insanlık tarihi itibari ile savaşın ve  çatışmanın olmadığı 367 yıllık bir süreçten söz edilebilinmektedir.</p>
<p>Bununla beraber dünyanın acı ile tecrübe ettiği son dünya savaşı,  tarihin gördüğü en yıkıcı savaşlardan biri olmuştur. Gerçek anlamda bir  “dünya” savaşı olan bu süreçten etkilenmeyen ülke neredeyse yoktur.  Keskin sosyolojik ve politik ayrımlar ile gelen bu savaş sürecinin  ardından, barış süreci de bir o kadar sancılı geçmiştir.<br />
Sıcak savaş sonrası süreç, bir nevi bilgi ve algı mücadelesi olarak  kıran kırana geçmiştir. Soğuk Savaş olarak adlandırılan ve yeni bir  savaşın her an çıkacağı korkusuyla geçen bu dönem yeni dünyanın  şekillenmesine ve güç, algı, inşa gibi kavramların altlarının ciddi  şekilde doldurulmasına olanak sağlamıştır. Konumuzdan uzaklaşmamak adına  Soğuk Savaş yıllarının detaylarına ve dönemlerine bu yazıda  değinilmemiştir.</p>
<p>Buna karşın dünya üzerinde süper güç olarak, dünyanın geleceği için  söz sahibi olma yarışı, askeri, politik, psikolojik, ekonomik, sportif,  kültürel ve entellektüel anlamda hemen her alanda devam etmişse de  nihayetinde Sovyetler Birliği’nin dağılması ile sonuca ulaşmıştır.</p>
<p>Soğuk Savaş döneminde öncelikli olarak askeri bir teknoloji sonucu  ortaya çıkan internetin, bütün dünya tarafından kullanılmaya başlanması  ve İnternet’in kendisine ait yeni teknolojileri üretebilecek bir  yeteneğe ulaşması, dünya tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri  haline gelmiştir.</p>
<p>Bugün Siber Dünya olarak adlandırdığımız bu yeni dünya ve onun  getirdikleri, hayatımızı büyük oranda içine almaktadır. Yaşantımızın  hemen her varlığının yansımalarını Siber Dünya içerisinde görmek mümkün  olmaktadır. Bütün bu yansımalar sadece hayatımızı kolaylaştıran  gelişmeler ile kısıtlı kalmamakta, hali hazırda bizi zorlayan, üzerinde  henüz kurulu gerçek dünya düzenimizde dahi anlaşmaya varamadığımız pek  çok sorun da Siber Dünya’nın bir gerçeği olarak hızla yerini almaktadır.</p>
<p>Propaganda aracı, suç unsuru ve silah olarak İnternet ve Siber  Dünya’nın kullanımı da bu çerçevede değerlendirilebilir. Bu süreçteki  bir diğer olumsuz durum ise, bu yeni oluşan dünyanın kontrolsüz ve  yüksek ivmeyle büyümesidir.</p>
<p>Tablo 1:</p>
<p><img class="alignnone" title="Growth of Internet" src="http://www.beyazsapka.org/files/u337/1.png" alt="" width="503" height="213" /></p>
<p>Yukarıdaki tablo İnternet’in ortaya çıkışı ile 2009 yılına kadar  geçirdiği evrimi ve yakaladığı ivmeyi özetlemek adına oldukça  çarpıcıdır.</p>
<p>Böylesine yüksek bir hızla büyüyen bir yapı içerisinde, gerçek  hayatımızda kontrol altına alamadığımız olguları kontrol altında tutmak  yahut modellemek ise, sanıldığından çok daha güç bir iş olarak karşımıza  çıkmaktadır. Suç, ahlak, terör, vb. gibi kavramlar henüz gerçek  hayatımızda dahi felsefik anlamda üzerinde uzlaşılmış kavramlar olmaktan  çok uzaktadır.</p>
<p>Bu gelişim sürecine biraz daha yakından baktığımızda, esasında kendi  sosyal gelişim sürecimizden çok da farklı bir süreç göremememiz,  yaşadığımız dünya ile oluşan Siber Dünya’nın pek çok anlamda paralellik  arz ettiğinin önemli bir göstergesi olarak göze çarpmaktadır. Tıpkı  yaşadığımız gerçek yaşamın gelişiminde olduğu gibi, İnternet’in ilk  yıllarında da, herkesin bir birey olarak bu yeni dünyada var olma  çabalarının yerini, sosyal yapılar almış ve birey olarak var olma  ihtiyacını gidermiş insanların kitle iletişimi için zemin hazırlamış, bu  sayede sosyal komüniteler oluşmaya başlamıştır.</p>
<p>Her sosyal topluluk kendi iç dinamiklerini, iç işleyişini, kendi  jargonunu ve kurallarını geliştirmiş ve kimi zaman diğer sosyal  topluluklarla uyuşmazlıklar yaşamaya başlamıştır. Bireysel yaşam ile  beraber sosyal toplulukların da Siber Dünya içinde yer almaları, bu  tanımlanan ve hızla büyüyen dünyaya daha dinamik bir devinim katmıştır.</p>
<p>Bugün internet üzerinden para kazanmak ve gerçek yaşamınıza katkı  sağlamak mümkündür. Internet üzerinden gerçek kimliğinizi zedelemek,  itibarınızı sarsmak da mümkündür. Yahut yeni arkadaşlıklar edinmek, yeni  bilgiler elde etmek, kendinizi eğitmek, başkasına eğitiminde yardım  etmek, kısaca gerçek hayatımızda sosyalleşmek adına yaptığımız temel  birçok eylem, siber dünyada karşılık bulmaktadır.</p>
<p>Bununla birlikte, sosyal oluşumların siber dünyada da politik ve  siyasi görüşlerini savunmaları, benimsedikleri inançlar ile  oluşturdukları topluluklarla o ilkeler doğrultusunda yaşamaları,  ilkelerini yaymaya çalışmaları, başka topluluklara müdahalede  bulunmaları da tıpkı gerçek dünya içerisinde, tarihin başlangıcından  beri karşılaştığımız süreç kadar benzer eylemler silsilesidir.</p>
<p>Bu konudaki ilk ve en çarpıcı örneklerden biri “SecondLife” adlı oyun  içerisinde gerçekleşen terör saldırılarıdır.   SecondLife yapı itibari  ile başından beri savunduğumuz paralel yaşam olgusunun en önemli  örneklerinden biridir. Oyuncuların, kendi yaşamları dışında, neredeyse  ikinci bir hayat yaşamalarına olanak tanıyan oyunun milyonlarca  kullanıcısı bulunmaktadır. Oyun içerisinde, sınıf mücadeleleri, yeni iş  kurma, para kazanma, yeni arsa alma, ev yapma, hatta oyunda kazandığınız  paranızı gerçek hayatta tahsil edebilme gibi sıra dışı fonksiyonlar  bulunmaktadır. Baştan bir karakteri ikinci bir hayat olarak her anlamda  yaşamanıza olanak tanır. ( 1 ABD Doları = 270 Linden Doları )</p>
<p>Oyunun sahibi olan Linden şirketi, oyun üzerinde yapılan  ticaretlerden ve üyeliklerden günde 1 milyon dolar civarında bir ciro  yapmaktadır. SSLA (İkinci Hayata Özgürlük Ordusu) adlı terör örgütünün  bombalı eylemlerine maruz kalan şirket, bazı imtiyazlar vermek zorunda  kalmıştır. Oyundaki bir açığı kullanan örgüt militanlarının sis  bombaları oluşturarak patlatmaları ile kullanıcıların bilgisayarlarının  kitlendiği kayıt altın alınmıştır. Örgüt manifestosunda ise, Linden  şirketinin otoriter bir rejim olduğunu ve SecondLife içerisinde  demokratik bir rejimin hüküm sürmesi gerektiği inancını vurgulamaktadır.</p>
<p>2007 yılında gerçekleşen bu terör saldırısı, dikkatleri bir an için  bu yöne çektiyse de, bu anlamda disiplinlerarası bir farkındalığı  beraberinde getirememiştir.</p>
<p>Yine Siber Dünya’nın hızlı gelişim süreci ele alındığında, 90’ lı  yılların daha önce belirtilen bireysel var olma çabalarını, 2000’ li  yılların ise toplu ve organize eylemleri temsil ettiğini kolaylıkla  söyleyebiliriz. Bu benzerlikle ileriyi ön görmeye çalıştığımızda, Siber  Dünya ve beraberinde gelen ileri düzey teknolojilerin yeni silahlanma  yarışında önemli bir rol oynayacağını, bu yeni soğuk savaşın beraberinde  sıcak savaş riski taşıyacağını tespit etmek zor olmayacaktır.</p>
<p>Tablo 2:</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="448">
<tbody>
<tr>
<td width="104" valign="top"><strong>For 2008</strong></td>
<td width="65" valign="top"><strong>Financial</strong></td>
<td width="64" valign="top"><strong>Business</strong></td>
<td width="70" valign="top"><strong>Education</strong></td>
<td width="83" valign="top"><strong>Gvt/Military</strong></td>
<td width="63" valign="top"><strong>Medical</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top"><strong>Insider Theft</strong></td>
<td width="65" valign="top">2.4%</td>
<td width="64" valign="top">5.6%</td>
<td width="70" valign="top">1.8%</td>
<td width="83" valign="top">3.4%</td>
<td width="63" valign="top">2.4%</td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top"><strong>Hacking</strong></td>
<td width="65" valign="top">3.5%</td>
<td width="64" valign="top">6.1%</td>
<td width="70" valign="top">2.7%</td>
<td width="83" valign="top">0.8%</td>
<td width="63" valign="top">0.8%</td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top"><strong>Data on the Move</strong></td>
<td width="65" valign="top">1.7%</td>
<td width="64" valign="top">7.3%</td>
<td width="70" valign="top">3%</td>
<td width="83" valign="top">4.3%</td>
<td width="63" valign="top">4.4%</td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top"><strong>Accidental Exposure</strong></td>
<td width="65" valign="top">0.8%</td>
<td width="64" valign="top">3.0%</td>
<td width="70" valign="top">6.1%</td>
<td width="83" valign="top">3.0%</td>
<td width="63" valign="top">1.5%</td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top"><strong>Subcontractor</strong></td>
<td width="65" valign="top">0.8%</td>
<td width="64" valign="top">3.5%</td>
<td width="70" valign="top">1.5%</td>
<td width="83" valign="top">2.3%</td>
<td width="63" valign="top">2.3%</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tablo 2’ den de görülebileceği üzere, özellikle iç tehditler devlet  kurumları ve iş dünyası üzerine yoğunlaşmakta. Özellikle çarpıcı olan bu  rapor bize, devlet ve sanayi casusluğunu vurgulamaktadır. Bir diğer  dikkate değer veri ise, finans ve sağlık ile ilgili siber suçların  birbirine yakınlığıdır. Finansal kazançların yanı sıra, genetik yapının  belirlenmesinde önemli olabilecek sağlık verileri üzerine gidilmesi  önemlidir.</p>
<p>Bütün bu verilere rağmen, bugüne kadar harp çeşitleri arasında adına  rastladığımız “nokta operasyonu” kavramına hiç rastlamamıştık. Organize  dolandırıcılık, bireysel hacktivist hareketler, politik mesajlar,  propaganda aracı olarak siber suç öykülerini sıkça duyar olduk. Ancak,  Stuxnet ile nokta operasyonu kavramı da bir ölçüde Siber Savaş belki  Gayrinizami Siber Harekat kavramı içine girmiştir.</p>
<p>Siber Dünya özellikle örtülü operasyonlar için oldukça elverişli bir  mecradır. Gerek etki yüzeyi, gerek risk düzeyi, gerek operasyonun  saklanması yahut geriye yönelik karşı faaliyet yürütmenin zorluğu  açısından, gerçek dünyada gerçekleştirilecek bir operasyona göre oldukça  büyük avantajlar barındırmaktadır.<br />
Stuxnet’in ise, yapısı, zamanlaması, etki yüzeyi itibari ile böyle bir  operasyon kategorisine giren “bilinen” ilk saldırı niteliği taşıdığını  söylemek yanlış olmayacaktır.</p>
<p>Stuxnet in bulaştığı sistem üzerindeki nihai amacı, endüstriyel  kontrol sistemleri olarak kullanılan SCADA (Supervisory Control and Data  Acquisition) yapısına erişmek. Bu gibi kontrol yapıları askeri üsler,  enerji santrallerin, petrol boru hatların ve havaalanları gibi risk  seviyesi yüksek, kritik sistemlerde kullanılmaktadır.<br />
Uzmanlar tarafından Stuxnet üzerinde yapılan çalışmaların sonuçları da  bir hayli ilginçtir. Elde edilen bulgular arasında, dört farklı 0day  açıklık barındırdığı, çok karmaşık bir yapıya sahip olduğu, alanında  uzman çok sayıda kişinin ortak bir ürünü olabileceği, SCADA  teknolojisine ait önemli bilgilerin  kullanımı, sahip olduğu düşünülen  finansal destek gibi dikkat çekici bilgiler yer almaktadır.</p>
<p>Tablo 3:</p>
<p><img class="alignnone" title="http://www.beyazsapka.org/files/u337/stuxnet.png" src="http://www.beyazsapka.org/files/u337/stuxnet.png" alt="" width="448" height="265" /></p>
<p>Stuxnet’in, barındırdığı bu marjinal yapısı, hedefi ve ortaya çıktığı  bölge açısından sıradan bir saldırı olmadığı fikri ağırlık kazanmakta.   Tablo 3 üzerinden görüldüğü üzere açık ara en çok etkilenen sistemler  İran üzerinde yoğunlaşmakta ve uluslarası konjonktür göz önüne  alındığında bu tablo ve arkasında barındırdıkları oldukça anlamlı  olmaktadır.</p>
<p>Öte yandan Kaspersky Labs. Çalışanlarının yaptığı araştırma sonucunda  virüsün ilk hedefinin casusluk değil sabotaj olduğu belirginlik  kazanmıştır.</p>
<p>Stuxnet resminin tamamına bütün bu süreç ele alınarak bakılıp  üzerinde gerçekleştirilen çalışmalar da dikkate alındığında, yeni bir  silah olarak örtülü operasyonun bir parçası olarak denendiği görüşü  azımsanamayacak düzeyde hakim bir görüş halini almaktadır.</p>
<p>Nasıl ki günümüzün gayri nizami harp taktikleri ve unsurları,  geçmişin konvansiyonel harp taktiklerinden farklı bir yapıya büründüyse,  yakın gelecekte siber dünya ve onun teknolojileri de yeni örtülü  operasyonların ve soğuk savaşın başlangıcını işaret etmektedir.</p>
<p>Rusya Putin dönemi ile birlikte Siber Dünya faaliyetlerini yumuşak  güç olarak uluslarası ilişkilerde en belirgin kullanan ülkelerden biri  olma hüviyetindedir. Estonya, Ukrayna ve Gürcistan ile ilişkilerinde  İnternet üzerinden müdahalelerde çekimser kalmamıştır. 2008 yılında  Rusya ile Gürcistan arasında yaşanan gerginlik Siber Dünya’ya da  sıçramış ve Gürcistan devlet kurumları ve bankalar bir süre çalışamaz  duruma gelmiştir.</p>
<p>Rusya etkisinin en çok hissedildiği Siber mücadele Estonya üzerinde  gerçekleşmiştir. Öyle ki, 2007 yılında gerçekleştirilen saldırılar  sonucunda NATO, Tallinn şehrinde Siber Savaş Merkezi kurmak durumunda  kalmıştır.  Ve bu süreci Estonya başkanlık sitesi “Yeni Global Savaş  Alanı” başlığı ile duyurmuştur.   Yaraların sarılmasının ve geriye dönük  incelemelerin yapılmasının hemen akabinde, Estonya “Siber Güvenlik  Strateji Belgesi” Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanmıştır.</p>
<p>Özellikle Rusya-Estonya siber çatışmasına NATO’nun bir fiil dahil  olması ve Estonya’nın başkentinde Siber Güvenlik merkezini kurmuş  olması, bizlere soğuk savaş döneminde, Sovyet tehdidine karşı Doğu Bloğu  ülkelerinin lojistik ve askeri olarak desteklendiği dönemi  hatırlatmaktadır. Bu iki süreç arasında ciddi bir benzerlik  bulunmaktadır.</p>
<p>Bununla birlikte, üretilen siber güvenlik ve saldırı planlarının  hemen hemen hiç birinde, bilişim ve elektronik teknolojiler dışında bir  yaklaşım görülmemektedir. Bu eksik perspektif, güvenlik sürecinin önemli  bir kısmını her zaman eksik bırakmaktadır.</p>
<p>Sosyal yaşamımızın her anlamda iz düşümünü barındıran, ulusal  güvenlik çerçevemizin içerisinde doğrudan giren bir yapının, disiplinler  arası çalışmalardan uzak olarak tek boyutlu bir şekilde ele alınması,  ciddi bir eksiklik oluşturmaktadır.</p>
<p>Dünyanın önde gelen bazı güvenlik uzmanlarının özellikle Stuxnet’in  yapısını halihazırda yukarıda anlatılan çerçeveden uzak bir şekilde  değerlendirmeleri, anlamlı bir tespit olmaktan uzak olmakla birlikte,  pek çok açıdan da soru işaretini beraberinde getirmektedir.</p>
<p>Siber Dünya çerçevesinde gerçekleşen operasyonların üzerlerinin  örtülmesi oldukça kolaydır. NATO’nun dahi devreye girdiği ve zararın  oldukça büyük olduğu Estonya siber çatışmasında dahi, Rusya olayı  üstlenmemiş ve bir hacker grubunun bağımsız hareketi olarak  değerlendirmiştir.</p>
<p>Gayri Nizami Harp mücadelesi için, “pis savaş” terimi kullanılır,  çünkü konvansiyonel harbe göre, oldukça farklı ve içerisinde her türlü  yöntemi barındıran bir mücadele şeklidir. Siber Savaş için bu terim dahi  yeterince tanımlayıcı olmaktan uzaktır.</p>
<p>Bu yapı içerisinde, doktrinlerin, uluslarası ilişkiler ve sosyoloji  teorilerinin, toplumsal düzeyde kuralların, politikaların, prosedürlerin  üretilmesi zaruri bir ihtiyaç olarak göze çarpmaktadır.</p>
<p>Referanslar bölümünden kullanılan kaynaklara ulaşabilirsiniz.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/10/13/soguk-savas-unsuru-olarak-stuxnet-kullanimi-ve-yeni-nesil-silahlanma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ah mine&#8217;l-aşk ve hâlâtihi ahraka kalbî bi-harârâtihi</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/17/ah-minel-ask-ve-halatihi-ahraka-kalbi-bi-hararatihi/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/17/ah-minel-ask-ve-halatihi-ahraka-kalbi-bi-hararatihi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Sep 2010 09:59:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=277</guid>
		<description><![CDATA[&#8230;Yer altımda düşmemek için beni sımsıkı tutarken, Gökyüzü de hiç kıskanmadan, üzerimde rahat yaşamam için gerekli alanı veriyordu&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8230;Yer altımda düşmemek için beni sımsıkı tutarken, Gökyüzü de hiç kıskanmadan, üzerimde rahat yaşamam için gerekli alanı veriyordu&#8230;<a href="http://www.kirmizivesiyah.org/wp-content/n694319036_1030937_1807.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-278" style="border: 1px solid black; margin: 1px;" title="n694319036_1030937_1807" src="http://www.kirmizivesiyah.org/wp-content/n694319036_1030937_1807-300x228.jpg" alt="" width="300" height="228" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/17/ah-minel-ask-ve-halatihi-ahraka-kalbi-bi-hararatihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğitim Üzerine Beyin Fırtınası</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/11/egitim-uzerine-beyin-firtinasi/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/11/egitim-uzerine-beyin-firtinasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Sep 2010 10:07:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=273</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Uğur Özmen hocam, sitesinde &#8220;Nasıl Öğrenci Olunmalı?&#8221; sorusuna güzel girdisi ile yanıt aramış. Eh eğitime takık biri olarak tabi ki gözümden kaçmadı ve kendi yazmış olduğum &#8220;Eğitim Sistemi ve Akademisyenler Üzerine&#8221; adlı yazımı kendisi ile paylaştım. Ek olarak her iki yazı üzerinden şurada görüş alışverişinde bulunduk ve nihayetinde ortak bir noktaya vardık. Bence çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili <a href="http://www.ugurozmen.com" target="_blank">Uğur Özmen</a> hocam, sitesinde &#8220;Nasıl Öğrenci Olunmalı?&#8221; sorusuna güzel <a href="http://ugurozmen.com/blog/crm/nasil-bir-ogrenci-2">girdisi</a> ile yanıt aramış. Eh eğitime takık biri olarak tabi ki gözümden kaçmadı ve kendi yazmış olduğum &#8220;Eğitim Sistemi ve Akademisyenler Üzerine&#8221; adlı <a href="http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2009/01/07/egitim-sistemi-ve-akademisyenlik-uzerine/">yazımı</a> kendisi ile paylaştım. Ek olarak her iki yazı üzerinden <a href="http://friendfeed.com/ugurabi/58220f02/nasl-bir-ogrenci-2-inci-surum">şurada</a> görüş alışverişinde bulunduk ve nihayetinde ortak bir noktaya vardık. Bence çok eğlenceli ve güzel bir paylaşım oldu. Enver&#8217;in katkılarını da unutmamak lazım tabi <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Söylemeden edemeyeceğim, daha önceleri Uğur Bey&#8217;in yazılarını  takip ettiğimden kendisine fazlasıyla saygım vardı, fakat bu fikir alışverişimiz ile kendisine olan saygım kat kat arttı. Nedenlerini ilgili tartışmadaki son girdim de görebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/09/11/egitim-uzerine-beyin-firtinasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>goodbye zen</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/08/30/goodbye-zen/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/08/30/goodbye-zen/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 16:46:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[goodbye zen]]></category>
		<category><![CDATA[pan]]></category>
		<category><![CDATA[pan & sophia]]></category>
		<category><![CDATA[sophia]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[it is when you know the time has come, when you feel the next minute will just carry the pain inside, then there is nothing left to be scared of and nothing to lose. That is when there is no greater power then the power of goodbye. Even though you know it will hurt you [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>it is when you know the time has come, when you feel the next minute will just carry the pain inside, then there is nothing left to be scared of and nothing to lose. That is when there is no greater power then the power of goodbye. Even though you know it will hurt you so much, and so deep, you know that it is the only way to get out from the vicious circle you are round up with. You just have to say goodbye&#8230; That is the only way to break the spell&#8230;That is the only way to set free your soul again&#8230;That is a lesson to be learned&#8230;Freedom comes only when you learn to let go&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/08/30/goodbye-zen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çerkeslerde Kadın</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/08/04/cerkeslerde-kadin/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/08/04/cerkeslerde-kadin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 13:43:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[çerkes kızı]]></category>
		<category><![CDATA[çerkes tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[çerkeslerde kadınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=262</guid>
		<description><![CDATA[Çerkes kızlarının sosyal hayat içerisindeki yerleri başka hiç bir milletin kızlarınınkine benzemez. Doğuda kızlar kapalı örtülü ve hapis, batıda ise güvenli olmayan bir hürriyete sahiptirler. Çerkes kızları ise tam bir özgürlüğe sahiptirler. Mr. Longworth gibi kadına bir Avrupalı gözü ile bakan bir kişi bile çerkes kadınlarının özgürlüğünü aşırı bulmuş ve avrupalı kadınların bu derece özgür [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çerkes kızlarının sosyal hayat içerisindeki yerleri başka hiç bir milletin kızlarınınkine benzemez. Doğuda kızlar kapalı örtülü ve hapis, batıda ise güvenli olmayan bir hürriyete sahiptirler. Çerkes kızları ise tam bir özgürlüğe sahiptirler.<span id="more-262"></span></p>
<p>Mr. Longworth gibi kadına bir Avrupalı gözü ile bakan bir kişi bile çerkes kadınlarının özgürlüğünü aşırı bulmuş ve avrupalı kadınların bu derece özgür olmadığını söylemiştir. Mr. J. bell ise &#8220;Çerkes kadınlarının tavır ve hareketlerinde İslam dininin etkileri baskındır. Öte yandan çerkes kızları eski Çerkes usüllerine tamamen bağlı olup Avrupanın özellikle yüksek tabakasına mensup kadınlarına tamamen uyuyorlar.&#8221; yorumunu yapmıştır.</p>
<p>Gayet doğal olan bu usülün eleştirilecek bir tarafı yoktur. Tüm haklarına egemen, saygı gören her hür kadın için en doğru yol budur. Çerkes kızı evleninceye kadar müstakil bir insan olarak her istediği ile görüşmekte, sosyetelere girmekte serbesttir. Evinde erkeklerin ziyaretini kabul eder, misafire hürmet eder. Bu durumlarda yalnız anne veya babası değil, aile büyüklerinden kimse yanında bulunmaz. Esasen kızın bulunduğu topluluğa anne ve babanın girmemesi usüldendir. Bu nedenle kızı düğünde bulunan baba dans yerinde bulunamaz. Babanın yanında kızın dans etmesi saygısızlık olarak yorumlanır. Aile kıza tam bir güven duyar. Erkeklerle serbest bir biçimde çeşitli ortamlarda bir araya gelmesine engel olmak, onun özgürlüklerine tecavüz olarak kabul edilir. Çerkeslerde kız, şerefini bilir, şahsiyet sahibidir. Kız erkeklere hediyeler verir ve onlardan hediyeler alır. Bu şekilde arkadaşları ile yakın ilişkier kurabilir.</p>
<p>Çok zeki olan çerkes kızları konuşmalarında gayet zariftir ve ince espriler yaparlar. Hiçbir şart altında aciz duruma düşmeyen delikanlılar için en müşkül durum bu espriler karşısında mahçup ve malup olmamaktır. Sohbetler serbest, çoğunlukla esprili fakat nazik bir havada geçer. Kaba tavır ve sözler sevilmez ve ayıp sayılır. Bu nedenle inceliğe çok özen gösterilir. Çerkes delikanlısı kızlarla rahatca görüşmeyi, onların iltifatlarını almayı bir hak olarak görürler. Konuşmayan, çekingen davranan kızları &#8220;Evli misin?&#8221; gibi sözlerle eleştirir, hoşnutsuzluklarını belli ederler.</p>
<p>Çerkes kızlarının yaşayışını yakından bilmeyen bazı Avrupalı yazarlar Çerkes kızlarının kama taşıdığı gibi saçma iftiralarda bulunmuşlardır. Çerkes toplumunda namusunu korumak için bir Çerkes kızının silah taşımasına kesinlikle gerek yoktur. Bir çerkes kızının namusunun lekelendiği görülmüş şey değildir.</p>
<p>Mr. Longworth Çerkes kızları ile delikanlılarının serbest karışmasından bahsederken &#8220;Bundan şüphe edene lanet olsun&#8221; demiştir.</p>
<p>Mr. J. Bell &#8220;Çerkes kızları göğüste çapraz gümüş düğmelerle iliklenmiş sıkı mantoları ile, sırma şerit ve gümüş topla süslenmiş taşlarla bir cengaver gibi görünürler. Fakat saldırganlara karşı tek silahları yüksek namuslarıdır. Bu kıyafet içinde saç örgülerinin belden aşağıya kadar uzanması, nazik hareketleri, özellikle uzun boylu kızlara, hakikaten latif cinse mahsus bütün güzelliği verir. Kızlar daima yüzleri açık gezer. Ancak erkek kalabalığına arsızca asla girmezler. Erkeklerle dolu olduğu halde misafir odasına, yaralıya hizmet etmek üzere geldiğini defalarca gördüğüm güzel ve uzun boylu kız, defalarca bana orduda arkadaşlarına karşı askeri bir görev ifa eden ORLEAN KIZLARINI hatırlattı&#8221; yorumunu yapmıştır.</p>
<p>Çerkes kızları da delikanlıları gibi kendini gösterme, daha yüksek dereceye çıkma aşkını taşırlar. Hiç bir konuda geride kalmamaya gayret ederler.</p>
<p>Kız ailenin en nazlı bir ferdidir. Baba çocukarından yalnız kızlarına yumuşak davranır. Anne bütün şefkat ve dikkatini ona gösterir. Kardeşleri onu taparcasına severler. Aile fertlerinden hiç biri bu aziz misafirin kalbini kırmaz. Kız annesinin bir görev arkadaşıdır. Ona her konuda yardım eder. Dikiş işleri tamamen kıza aittir. Hatta kızı olmayan komşuların dikiş işlerine de yardım eder. İplik eğirmek, şayak dokumak kızın görevlerindendir. Aile fertlerinin elbiselerinin temiz olmaması, yırtık olması, misafir ve oturma odalarının yılda bir kaç defa badana edilmiş olmaması,misafir odası yatak ve takımlarının temiz olmaması kızın şöhret ve kıymetini düşürür. Zira Çerkesler, kızların kıymetini güzelliğine göre değil, ev kadını olabilmek için gösterdiği çabaya göre değerlendirirler. Bu nedenle kızlar tembel ve havai olmamaya, son erece temiz ve faal olmaya mecburdur. Köylü hayatı yaşayan ve çoğunlukla zengin olmayan Çerkeslerin sade ve rahat küçük meskenlerinde görülen ve ruhu okşayan temizlik ve düzen, kadınların yoktan var ettikleri çekici düzenlemelerle ve güzelleştirmelerle takdire değerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/08/04/cerkeslerde-kadin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çerkes Delikanlısı</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/08/04/cerkes-delikanlisi/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/08/04/cerkes-delikanlisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 13:39:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[çerkes tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[çerkesler]]></category>
		<category><![CDATA[çerkez delikanlısı]]></category>
		<category><![CDATA[çerkez erkekleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[Delikanlı tabiri Çerkesler&#8217;de rüşt çağına gelmiş genç anlamında kullanılmaz. Çünkü Çerkes çocukları 10 yaşını geçince artık delikanlı sayılır. Kendilerinden mertlik vasıfları beklenir ve istenir. Bunu temin hususunda Çerkes terbiye usulleri rekabet kabul etmez. Mersiyeleri, şarkıları hala dillerde dolaşan Prens (Pşıkoy)Rus ordusuna saldırarak Baş kumandan meşhur general &#8221;Zass&#8217;ı atından aşağıya attığı,generalin bindiği atı alıp getirdiği, o [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Delikanlı tabiri Çerkesler&#8217;de rüşt çağına gelmiş genç anlamında kullanılmaz. Çünkü Çerkes çocukları 10 yaşını geçince artık delikanlı sayılır. Kendilerinden mertlik vasıfları beklenir ve istenir. Bunu temin hususunda Çerkes terbiye usulleri rekabet kabul etmez.<span id="more-260"></span></p>
<p>Mersiyeleri, şarkıları hala dillerde dolaşan Prens (Pşıkoy)Rus ordusuna saldırarak Baş kumandan meşhur general &#8221;Zass&#8217;ı atından aşağıya attığı,generalin bindiği atı alıp getirdiği, o kanlı savaşta &#8221;Atmı Sevgilime götürünüz. Başkaları tuzlu su akıtırken kendisi kanlı su akıtsın&#8221; diyerek şehit olduğu zaman henüz reşit olmamıştı. Muhtelif savaşlarda sekiz yara almış olan &#8221;Şeruluk&#8221; şehit olduğunda on dört yaşındaydı. çocukların yükseklik derecesini gösteren bu gibi cesaret eserleri pek çoktur.Onlardaki bu yeteneği tabiatın onlara verdiği özel bir imtiyaz olarak kabul etmek yerindedir. Çünkü yüksek bir ruh taşıyan Çerkes delikanlısının kuvvetli karakterleri hiç bir konuda başkalarından geri kalmasına izin vermez. Kendisine şeref ve mevki oluşturacak tek aracın soyu ve serveti değil, çok güzel vasıflar olduğunun farkındadır. Bundan dolayı Çerkes delikanlılarının hepsinde üstünlük iddiası ve şöhret eğilimi fazladır. Harp meydanında, meclislerde, umumi toplantılarda, eğlencelerde yüksek terbiyesiyle, yüksek karakteriyle akranlarına yüksek olduğunu göstermeye çalışır.</p>
<p>Delikanlı haya sahibidir. Fakat acizlik bilmez, uyuşuk ve sessiz hayatı sevmez. Ezeli hürriyet diyarı olan bir yerde doğup büyüdüğünü takdir eder. Hareketli ve faal bir muhit içinde canlı ve hareketli olmak gerektiğini bilir. Bundan dolayı muhite uymaya gayret eder. Söz kendisine düştüğü zaman serbestçe meramını ifade eder. Özellikle umumi yerlerde güzel söz söylemek, Çerkeslerce pek şerefli bir özellik sayıldğı içim, o gibi yerlerde sıkılmak, kekelemek, beceriksiz davranmak delikanlı için büyük kusur ve ayıp sayılır. Bundan bahsederken Mr. Bell şu açıklamaları yapmaktadır:</p>
<p>&#8221;Meclislerde halk işlerini görme esnasında büyük bir topluluğa karşı insanların hiç sıkılmayarak kolaylıkla anlatıcı ve güzel hitabelere bulunması beni hayran bırakmıştı. Bu güzel, örnek hürriyete, toplulukların çokca olmasına,umumi çıkar için herkesin büyük ilgi göstermesine yorumlanabilir. Serbest nutuk çekenler içinde hepsinin üstünde iki kişi mertçe, hatip tavırlar ile benim şimdiye kadar ayan ve millet meclislerinde avukatlar toplantılarında, tiyatro sahnelerinde temayüz etmiş olarak gördüklerinim hepsine rekabet ederler&#8221;</p>
<p>Meclisler delikanlılar için bir edep okuludur. Gençler orada gördükleri usulleri gerekli gördükçe göstermeye hazırlanmak zorundadır.</p>
<p>Mr. Bell diyorki: &#8221;Çerkesler fikirlerini canlı, çoğunlukla açık ve süratli bir şekilde ifade etmek konusunda büyük bir üstünlük gösteriyorlar. Halk, doğaları gereği münakaşa ve müzakereye alışkın olduklarından çok defa küçük şeyler için tartışma olur.&#8217;</p>
<p>İşte bu terbiyenin sonucu olarak delikanlıların tavırlarında doğal bir serbestlik, uydurma değil fakat gerçek bir kibarlık görünür. Başka milletlerde hükümdar dairelerine mahsus sayılan yüksek nezaket ve inceliği Çerkes delikanlıları öyleki yüzlülük muhitinde değil özgürlük anıtı saydıkları kutsal ormanlarının saf ve sakin bağrında öğrenirler. Bundan dolayı şekil ve hareketlerinde riyakarlık görünmez, temiz bir doğallık gösterir.</p>
<p>1837 tarihinde Güney Rusya&#8217;da steplerde seyahat eden Homer de Hil Ekaterionarda bir baloya ilk defa katılmış olan bir kaç dağlı Çerkes&#8217;in ömürlerini bu gibi sosyetelerde geçirmiş centilmen gibi gayet serbest ve nazik hareket ederek dikkatini çektiklerini takdirle yazıyor. Bunun gibi terbiyeleri tetkik eden her fert fikirlerinde birleşiyorlar.</p>
<p>Nefse hakimiyet Çerkes olmanın birinci şartından olduğu için Çerkes delikanlısı hiç bir hareketinde kötü alışkanlıklara düşmez. Her konuda WERKIĞ yani kibarlık onun rehberi olur. Çünkü kibarlığı ihmal etmeyi insanlığı bırakmakla bir tutar.</p>
<p>Çerkes delikanlısı korku bilmez. Kalp,akıl,irade onun için esas olduğu gibi cesareti cahilane değil fakat akıllıca yapmak ister. Bundan dolayı Çerkesler  &#8221;Cesurdan korkma, o cesaretini haklı işlerde mücadele için gösterir&#8221; derler. Delikanlıların medeni cesarette malik buldukları hususundaki Mr. Bell&#8217;in evvelce anlatılan sözleri de dikkate değer. Onlarda korku büyük bir kusur sayılır.</p>
<p>Çerkes delikanlılarının kahraman yetişmesindeki nedenlerinden biride şiirleridir. Onlarda şehvani hislere taalluk eden şiirler yoktur. Oyun havaları haricinde bütün şiirler yiğitliğe, iyiliklere ait temhiye ve taşlama ve ağıtlarıdır.</p>
<p>Her olay üzerine Çerkes şairleri olayda kendini göstermelerin mehdini, beceriksizlik gösterenlerin taşlamasını gösteren şiirler söylerler. Böyle şiirler erkek, kız herkesin dilinde dolaşır. Hemen her misafir odasının eşyasından biri de Çerkes kemençesi (Pxapşine)dir. Her cemiyette kahtamanların ismi ihtiramla söylenir. bedbaht beceriksizliklerin de adları alay ile tekrar edilir. Bu harelet delikanlıların fazilet terbiyesine büyük tesirler yapar ve delikanlı bu methiyelerde ismi geçsin diye şöhret ve şeref sahibi olmasını temin için harikalar göstermen aşkını taşır.</p>
<p>WERKXABZE</p>
<p>Mr. J. Bell Diyorki:</p>
<p>&#8221; Her türlü örgütten ve araçtan mahrum olan Çerkesler&#8217;in Rusya&#8217;ya karşı bu kadar uzun süre direnç göstermelerindeki sır ve hikmeti isteyenler için şu iki sebepten başka bir şey bulamadım. Birincisi: Herkesi sosyal görevini yapmaya zorlayan sosyal his, ikincisi: fertler arasında kahramanlık konusunda rekabet bulunmasıdır. Kahramanlık rekabeti yalnız Rus askeri birliklerini seyrekleştirmiyor. Aynı zamanda Kafkasya&#8217;ya güzide kahramanların vatanı olmak şerefinide veriyor.</p>
<p>Çerkes delikanlıları ile kızlarının toplantılarda serbest ve beraberce bulunmalarında erkeklerin mert ve nazik terbiyeleri de önemli bir etkendir. Çünkü kızların hürmet ve rağbeti erkeğin şöhretindedir. Kızların mertlik konusunda tesirlerini göstermek için bir Çerkes şiiri şu anlamdadır:</p>
<p>&#8221;Kız delikanlının yiğitlik şöhretini yeter görmediği için ona varmak istemiyor. Delikanlı da şiddetli savaşlara sahne olan ABUK Vadisindeki taş ve topraklar üzerine akıttığı kanını cesaretine delil olarak gösteriyor. Fakat kız diyorki: Tüfeğe karşı gitmek cesaretinin örneği ise de asıl kahramanlık, yerleri titretip ağaçların yapraklarını düşüren müthiş topa hücum etmektir&#8221;</p>
<p>Milli ruhu gösteren bu şiir eş şeçme konusunda Çerkes kızlarına hakim olan temiz duyguları, delikanlıda görmek istedikleri büyüklük derecesini belirtiyor. Onlarda; yapma gösterşi, yalancılık henüz samimiyet ve hakikatin yerini almamıştır.</p>
<p>Kızların delikanlıda böyle yüksek vasıfları aramakta ne derece haklı oldukları 1886 tarihinde BAJ ailesinden bir kız, düğününde geçen bir olay güzel bir örnektir:</p>
<p>Düğünün sonuda doğru HATYAKUE (Düğünü idare eden yöneten kişi) bir latifeye başvurur ve delikanlılardan bahşiş almak için kızların en güzelini dansı bitirdiği zaman geri çekilmeden önce &#8221;bırakmayacağım&#8221; diye bağırır. Bunun üzerine kız da bir müddet geri çekilmeyerek meydanda durur. O sırada delikanlılar güya kızı kurtarmak için Hatyakue kıymetli silah vb. değerli şeyler verirler.</p>
<p>İşte bu tören sırasında Hatyakue&#8217;nin koltuğundan yere düşen bir tabanca patlayarak kurşunu ayakta duran Bajkue Canpolat&#8217;ın güzel kızına isabet eder kurşun kızın bacağını delip geçer. Bu büyük yaranın acısından ağlamak, bağırmak değil; telaş ve ufak bir teessür eseri göstermeyi bile asil ruhlu Çerkes kızının kibarlığına aykırı sayan kız, yaralandığını hissettirmemek için adet gereğince iki tarafında bulunan teşfiratçı iki kıza kollarını daha sıkıca tutmalarını söyler ve ancak biraz geri gittikten sonra ayakkabılarını dolduran kanların yerde görülmesiyle yaralı olduğunun farkına varılır.</p>
<p>Bu ruhtaki kızların sosyal terbiyede önemli bir amil olmaları, ana oldukları zaman rakipsiz kahramanlar yetiştirmeleri kadınlığın olgun bir örneğinin ifadesidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/08/04/cerkes-delikanlisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Niyet Herşeye Muktedir</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/07/14/niyet-herseye-muktedir/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/07/14/niyet-herseye-muktedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 09:03:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=249</guid>
		<description><![CDATA[Hafife alınmayacak enteresanlıklar içinde geçen hayatımda, gerek deneyimlediğim gerekse araştırıp öğrendiklerimin süzgecinden vardığım sonuç bu oldu. Evet &#8220;niyet herşeye muktedir&#8221;. İnsanevladı acayip bir eser. Henüz onun kadar çevresi ile etkileşim içerisinde olan bir başka varlık göremedim. Etkiletişim demek karmaşıklık demek böyle bir noktada. O kadar çok uyaran var ki çevremizde, bu da yetmezmiş gibi geçmişimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hafife alınmayacak enteresanlıklar içinde geçen hayatımda, gerek deneyimlediğim gerekse araştırıp öğrendiklerimin süzgecinden vardığım sonuç bu oldu. Evet &#8220;niyet herşeye muktedir&#8221;. İnsanevladı acayip bir eser. Henüz onun kadar çevresi ile etkileşim içerisinde olan bir başka varlık göremedim. <span id="more-249"></span></p>
<p>Etkiletişim demek karmaşıklık demek böyle bir noktada. O kadar çok uyaran var ki çevremizde, bu da yetmezmiş gibi geçmişimiz de sürekli peşimizdedir. İnsan geçmişinden kurtulabilir mi? Tabi ki hayır! O halde geçmişle uyum sağlamak gerekebilir kafada. Neden? Cevabı basit, geçmişten kurtulamadığımıza göre hayatımız boyunca bizim içimizde, anılarımızda, geleceği algılamamızda, bir konuya fikir yürütmemizde, problem çözmemizde, hatta yemek yapmamızda, temizliğimizde, pisliğimizde her yerimizde var olacak. Ne yani geçmişteki anılarımız yüzünden istediğimiz gibi mutlu olamayacak mıyız ? Çok saçma! tabi ki olacağız. İşte niyet bu gibi noktalarda devreye giriyor ve basit bir kelime değildir. Ama öncesinde biraz daha sallamak istiyorum.</p>
<p>Aklıma bazı sorular ister istemez geliyor bu konuyu düşündüğümde hatta burada hemen 30 sn içinde aklıma gelen soruları paylaşayım siz de bir el atın;</p>
<ul>
<li>Böylesine bir sosyal iletişim içerisinde yaşayan insan ırkının bireylerinin, taşları yerine oturtamadığı bir geçmiş ile geleceğe adım atma eğilimi gösterme lüksü var mıdır ?</li>
<li>Kendi iç dünyası içerisinde bu hissin yeri ne olabilir?</li>
<li>Görmezden gelmek, kaçmak ne kadar süreyle çözüm sağlar?</li>
<li>Kendi yeni geleceğimizi, kendi eski ufalanmış zihnimiz içine hapsetmeye ne kadar gerek var?</li>
<li>Kendimize yeni bir yaşam kurmak &#8220;gerçekten&#8221; ne kadar zor olabilir?</li>
</ul>
<p>Açıkçası bu sorulara doğrudan cevap verme niyetinde değilim, halihazırda yazıyı yazarken bir taraftan aklıma gelen sorulardı, uzatmadan kestim, zira son bir yıldır, hiç adetim olmayan bir şekilde uzatır oldum, zararını gördüm. Öte yandan yazının geneli içerisinde bu sorular üzerine hayata duruşum hakkında fikir edinmeniz de kuvvetle muhtemel. Herneyse konuya dönelim ;</p>
<p><img class="alignleft" style="margin: 5px;" title="niyette keramet var" src="http://farm4.static.flickr.com/3326/3612147253_1030042022.jpg" alt="" width="276" height="207" />Nerede kalmıştık? Evet, herşeyin başında algı geliyor, bilişsel düzeyimiz geliyor. Algıyı pek çok şey şekillendiriyor, analitik düşünme yetisi, zeka, sosyal gelişim süreci, çevresel etmenler, anlık duygudurum değişimleri, geçmiş anılarımız, traumalarımız, alışkanlıklarımız, bakışımız, duruşumuz, yürüyüşümüz, yaptığımız spor, okuduğumuz kitap, konuştuğumuz insanlar, vs vs vs. Bütün bunlar bir araya geliyor, beyinde kimbilir neler oluyor, yeni sinapslar yeni path ler oluşturuyor, yeni bilgiler belgeler kaydediliyor, yeni çıkarımlar yapılıyor, o gidiyor farklı bezleri tetikliyor, belki yeni belki alışıldık hormonlar salgılanıyor, dğeişik hisler filan derken süreç tıkır tıkır çalışıyor.</p>
<p>Süreç iyi güzel fakat ciddi anlamda da sıkıntılı olabiliyor. Benim bile vermekten sıkıldığım örneği tekrarlayacağım;</p>
<blockquote><p>Bir kişi size soruyor; &#8220;Saatin var mı?&#8221;. Bu soruya &#8220;evet var&#8221; yada &#8220;saat 3&#8243; diyebiliriz. Buna işte bu algı ve bilişsel düzeyimiz karar veriyor. Belki koluna bakıyoruz saati var mı diye, saat satıp satmadığına bakıyoruz, çevreye bakıyoruz, geçmiş tecrübelerimizde arama yapıyoruz daha önce bu soruyla karşılaşıldı mı, karşılaşıldıysa ne cevap verildi nasıl bir tecrübe edinildi vs.</p></blockquote>
<p>Ne alakası var diyeceksiniz, geliyorum yavaş yavaş. Size bazen çok uzatabildiğimden bahsetmiş miydim ? Şimdi bu noktaya kadar herşey güzel, belirli bir sistem var, kimi zaman &#8220;false positive&#8221; verse de herşeye tüm yanılgılara, kalıcı hasarlara, geçici duygu dğeişimlerine, ıvır zıvır bir sürü teknik detaya rağmen işleyen bir süreç var. Bizim noktamız bu işleyen sürece etki etme yetisi oldukça yüksek bir kavram olan <strong>niyet</strong> meselesi.</p>
<p>Hepimiz, geçmişimiz yüzünden, bir çok duygudurum bozukluğu, kararsızlık, pira için yorgan yakma sendromu, horizon effect sendromu ve bilimum sendromları hayatımızda yaşamışızdır. Defalarca kendi kendimize depresyona girmiş çıkmışızdır da haberimiz bile yoktur. Kimi zaman biraz daha ciddi düşüşler göstermişizdir de dışarıdan müdahale ihtiyacı doğmuştur filan.</p>
<p>İçinden en çıkılamayacağını düşündüğümüz anlarda bir şeyi hep gözden kaçırırız <strong>niyet</strong>. Niyet gerçek bir psikolojik savaş aracı olma niteliğindedir. Neden? Çünkü, kısmen süreci yavaşlatır, bir köpekbalığının avını suyun üstünde yakalayıp derine çekmesi gibi, süreci yavaşlatırken derinleştirirde. Sizde bir altbilinç oluşturmada yardım eder. Siz farkında olmadan, pozitif gelişme sürecinin içinde bulursunuz kendinizi.</p>
<p>Niyet sanıldığından ve günlük hayatta kullanıldığından daha derin bir kelimedir. Niyet bir duruştur, bir perspektifdir. <strong>Niyet, bütün sıkışmışlığınıza rağmen kendinize bir boşluk yaratmaktır. </strong>Bu sayede kimsenin size açacağı boşluğa ihtiyacınız olmaz. Niyet esasında çözümün büyük oranda kendisidir.</p>
<p>Biz insan ilişkilerinde ve kendi dünyamızda niyeti çok sık kullanırız çoğu zaman farkında olmadan. Ama insanın yapı itibari ile kriz yönetiminde ciddi zaaflarının olması, asıl ihtiyacımız olan kriz anlarında onu etkin bir şekilde kullanmayı engeller. Bu noktada dışarıdan yardım almaktan çekinmemek gerekir. Yardım almak bir doktora gitmenin ötesindedir. Danışmak, tartışmak, fikir sormak, beyin fırtınası yapmak, güvenmek, güven vermek, yani esasında kriz durumunda büyük ölçüde ihtiyaç duyulan şeylerin, başkaları üzerinden, kendi içinizde yükselmesine fırsat vermek. Bu zaten temel bir duruşu ve niyeti beraberinde getirecektir. Size düşen daha efektif ve çözüm odaklı bir hale getirip, sizi rahatsız edecek kavramlardan uzaklaştırıp makyajlamak güzel görünmesini sağlamaktır içinize&#8230;</p>
<p>Evet niyet çevreyi algılamanıza doğrudan etki eder. Siz istesenizde istemesenizde etki eder. İstek her zaman niyetle paralel gelmez <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Aşkın gözü kör müdür? Hayır niyettir! Arkadaşlık içinde bir niyet barındırır. Bir insana güvenmeye niyet edersiniz. Oruç tutmadan önce niyet edilir. Niyet teorik anlamda saftır. Burdaki saflık iyilik kötülük temizlik anlamında değil, katısızlık anlamındadır. Niyet biraz daha katıksızdır. Bu nedenle daha iyi bir psikolojik harp aracıdır. Bir insanla ilişkinizi bozmamaya niyetiniz varsa, fedakarlıklarınızla başa çıkacak refleksler geliştirmeniz çok doğaldır. Öte yandan bir ilişkinizle ilgili niyetinizi kaybettiyseniz ya da değiştiyse herşey yük gelmeye başlar. Bu da kendi içinde mantıklıdır.</p>
<p>Örneğin, yaramazlık yapar çocuklar ve aile sabırlıdır. Neden? çünkü niyetleri onları eğitmek ve büyütmektir. Biz aslında niyet gibi inanılmaz bir gücü sürekli kullanırız. Tek yapmamız gereken iyi günlerde değil, kriz anlarında da içimizden yükselmesine izin vermek.</p>
<p>Niyetlerim konusunda zaman zaman hatalar yapsam da, gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, hayatım boyunca insanların hep niyetlerinin ne olduğuna bakmaya çalıştım. Bunu söylüyor ama niyeti ne olabilir? bu şekilde davranıyor ama niyeti ne? Kimi zaman beni gurursuz gösterse de söylenenlere aldırış etmeden arkadaki niyete odaklanmam, ben yine de bunu yapabildiğim için mutluyum.</p>
<p>Bunu yapabildiğim için değer verdiğim insanlar adına fedakarlık yapabiliyorum gocunmadan. Bunu önemsediğim için, çalıştığım kurumlar için fedakarlık yapmak benim için profesyonellikten öte anlam taşımakta. İyi bir profesyonelden çok iyi bir takım arkadaşı ruhu taşımamın nedeninde bu var.</p>
<p>Bütun bunların yanında en zor zamanlarımda, en içinden çıkılmaz, en yalnız olmayı istediğim zamanlarda üç kavram hayatımı kurtarmıştır.<strong> Aksiyomlarım</strong>,<strong> Niyetlerim</strong>, kuracağım yeni hayat için edindiğim yeni<strong> anlamlarım</strong>.</p>
<p><strong>Yaşadığımız her kötü şeyin cezasını aslında o an çekeriz. Yapmamız gereken son şey bu cezayı geleceğimize ve gelecekteki yenilerimize çektirmek olacaktır. </strong></p>
<p>Bu noktada benim sürecimin algoritması çok kabaca şudur;</p>
<ul>
<li>Sıkıştığımda derine inebildiğim kadar inerim</li>
<li>En temel olduğuna inandığım yerde, niyetime uygun bir aksiyom belirlerim</li>
<li>Bundan sonraki süreci bu aksiyom üzerinden analiz ederim.</li>
<li>Herşey bittiğinde kendimi iyi hissettiğimde dönüp doğrulama yapar bir şey atlayıp atlamadıığımı incelerim.</li>
</ul>
<p>Bu &#8220;swiss army knife&#8221; olabilecek kabalıkta ve aynı oranda derinlikte bir algoritmadır. Bunu çalıştırdığınız spor takımlarındaki krizlerden, aşık olduğunuz kişi ile yaşadığınız krizlere, kendi içsel yolculuğunuzdan, evliliğinize, sektörel krizlere kadar uygulanabilir versiyonlarını çok ama çok kolay bir şekilde üretmeniz mümkün.</p>
<p>Unutmamakta fayda var, inanç çok güçlü bir güdüdür ve temelinde niyet vardır <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Böylesine bir gücü kendi iyiliğimiz için yönlendirmek sanırım çok mantıksız ve garip bahanelerle kaçınılmasına gerek olmayan bir yöntem olsa gerek.</p>
<p>Şimdi durun bir dakika o yaptığınız her ne işse bırakın bir kenara, kendinize 10 dk verin. Bu aynı zamanda sevdiklerinize de verdiğiniz bir 10dk olacak emin olabilirsiniz. Bu çerçeve de düşündüğünüzde, ilişkilerinize, çevrenizdeki konumunuza bir el atın. Kimlere ne niyetle nasıl davrnayorsunuz, dahası ne niyetle kendiniz için ne yapıyorsunuz? Eğer kapsamlı ve saf bir düşünce içerisine girer ve <strong>niyetiniz gerçekten bu soruları cevaplamak olursa </strong>emin olun bir yerlerde bir şeyler için kıpırtılar hissedeceksinizdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/07/14/niyet-herseye-muktedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korku&#8230;</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/korku/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/korku/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 15:05:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğu Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=240</guid>
		<description><![CDATA[Korku; yaşanılacak kaderin zırhı değil ki, ardına gizlenelim. Gözyaşları ve korkular, doğacak acıları yüreğimizden silemezdi ki. Kimleri nasıl ve nerelerde yitirdik, kimler hangi acılar , hangi ölümler içinde yok oldular. Hangi işkenceler, hangi yağlı ipler, tüketti bizi bir bir. Analar, hangi hapishanelere savurdu oğullarını ve ölülerinin soğuk yüzlerini öpebilmek için onları nerelerde aradılar? Çocuklar, hükümlü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Korku; yaşanılacak kaderin zırhı değil ki, ardına gizlenelim.  Gözyaşları ve korkular, doğacak acıları yüreğimizden silemezdi ki.  Kimleri nasıl ve nerelerde yitirdik, kimler hangi acılar , hangi ölümler  içinde yok oldular. Hangi işkenceler, hangi yağlı ipler, tüketti bizi  bir bir. Analar, hangi hapishanelere savurdu oğullarını ve ölülerinin  soğuk yüzlerini öpebilmek için onları nerelerde aradılar?<span id="more-240"></span><img src="http://www.shibumidojo.org/wp-content/plugins/fckeditor_for_wordpress/fckeditor/editor/images/spacer.gif" alt="" /></p>
<p>Çocuklar, hükümlü babalarına hangi kuşun kanadıyla  sevgilerini, hangi çiçeğin yapraklarıyla kokularını sundular. Kadınlar,  kadınlıklarından, erkeklerse erkekliklerinden ne denli utanç duydular, o  krili eller bellerinde gezinirken. Bir demli çayai bir kuru simide, bir  kırık sigaraya kimler özlem duydular? Kimler bitmeyecek korkusunu,  kimler kinini kanla yıkadılar? Kimler  hırpalanmış bedenlerine ve yoksun kalan organlarına dayanacak koltuk  deynekleri aradılar? Kimlerin gözlerine bant, kimlerin sicillerine  sabıka kaydı koydular? Kimler vatandaştılar, kimler vatandaşlıktan  çıkarıldılar? Kimler korkunun kanatlarına sığındılar, kimler analarının  babalarının ve kardeşlerinin yüreklerinde arandılar?</p>
<p>Kimler  yaptıklarından onur, kimler utanç duydular? Kimler başka bir yüz başka  bir kılıkta dolaştılar? Kimler gerçek aydınlığına inandıılar, kimler  gecenin karanlığında yok oldular? Kimler cesur ve yürekleriyle  aydındılar, kimler aydınların kefenlerine sarındılar?&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/05/07/korku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahçeşehir ve Işık Üniversiteleri Seminerleri</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/03/11/bahcesehir-ve-isik-universiteleri-seminerleri/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/03/11/bahcesehir-ve-isik-universiteleri-seminerleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 12:43:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeşehir üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ışık üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[owasp]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<category><![CDATA[sunum]]></category>
		<category><![CDATA[webguveligi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=235</guid>
		<description><![CDATA[Daha önce Kültür Üniversitesi&#8217;nin davetlisi olarak yaptığım sunumun bir benzerini Işık Üniversitesi Bilişim Günler ve Bahçeşehir Üniversitesi Yazılım ve Bilişim Kulübü organizasyonu kapsamında bu üniversitelerde gerçekleştirdim. Sunumlar yine OWASP Türkiye ve Web Güvenliği Topluluğu adına gerçekleşti. Işık Üniversitesi Bilişim Günleri ilk kez gerçekleştirilen bir aktivite olarak göze çarptı. İlk kez gerçekleştirilen bir organizasyon olmasına rağmen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce Kültür Üniversitesi&#8217;nin davetlisi olarak yaptığım sunumun bir benzerini Işık Üniversitesi Bilişim Günler ve Bahçeşehir Üniversitesi Yazılım ve Bilişim Kulübü organizasyonu kapsamında bu üniversitelerde gerçekleştirdim. Sunumlar yine OWASP Türkiye ve Web Güvenliği Topluluğu adına gerçekleşti. <span id="more-235"></span></p>
<p>Işık Üniversitesi Bilişim Günleri ilk kez gerçekleştirilen bir aktivite olarak göze çarptı. İlk kez gerçekleştirilen bir organizasyon olmasına rağmen bence oldukça yol alınmış, gerek iç kaynakların kullanımı gerekse dışarıdan gelen katılımcılar oldukça değerli sunumlar gerçekleştirdiler.</p>
<p>8 Mart 2010 Pazartesi günü yaptığım sunuma katılım 45 kişi civarındaydı. Oldukça ilgili bir izleyici kitlesi vardı ve sunum yaklaşık 2 saat 10 dakika civarında sürdü. Benden sonra sunuma girecek olan NETRON ekibine birazcık haksızlık etmiş oldum 10 dakikalarını çalarak. Bunun için de buradan özür dilerim kendilerinden tekrardan.</p>
<p>10 Mart 2010 Çarşamba günü ise Bahçeşehir Üniversitesi Yazılım ve Bilişim Kulübü davetlisi olarak Bahçeşehir Üniversitesi&#8217;ndeydim. Trafikten korktuğum için biraz erken gittim ama karşılaştığım güvenlik bana ODTU Güvenlik Sıkıntısı üzerine yazdığım yazıyı hatırlattı <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  tebessüm ettim. Giriş sorunu çözüldükten sonra okulu gezdik ve gerçekten Bahçeşehir Üniversitesinin iyi bir iş çıkardığını düşüüyorum. Özellikle laboratuvar ve çalışma ortamları oldukça başarılı. Bundan daha sevindirici olan şey ise, bu labotuvarların ve yatırımların gerçekten de kullanılıyor oluşu öğrenciler tarafından.</p>
<p>Bahçeşehir Üniversitesi sunumunda gerçekten harika bir ortam vardı. Bu ortam çok yorgun olmama rağmen beni daha da canlandırdı ve daha şevkle konuşmama neden oldu. Bize ayrılan salon sanıyorum tamamen doluydu. Yine gerçekten çok ilgili ve algıları açık bir izleyici grubu vardı. Çok iyi ilişkiler kurduğumuzu ve ortak bir frekans tutturduğumuzu düşünüyorum. Yeni insanlar tanıdım ve arkadaşlıklar kurdum.</p>
<p>Bu sunum hayatımda vermiş olduğum en uzun süreli sunum oldu. 18.30 da başladığım konuşma bittiğinde saat 21.30 civarlarıydı. Ne kadar yorulduğumu eve gidip yatağıma uzandığımda anladım. Fakat gerçekten faydalı ve eğlenceli bir seminer olduğunu düşünüyorum. Sürenin uzun olması bazı arkadaşlarımızı sıktı mı bilmiyorum henüz o yönde bir feedback almadım.</p>
<p>İki üniversitede verdiğim seminerin yol haritası şu şekilde gerçeklendi;</p>
<ul>
<li>Başımdan geçen mistik bir hikaye <img src='http://www.kirmizivesiyah.org/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' /> </li>
<li>Dijital Investigation ile Suikast planları düşündük</li>
<li>Basit bir demo olarak marka model sızması ve bu sızmaları nasıl kullanılabileceğini gördük</li>
<li>OWASP ve webguvenliği.org u duyduk gördük bildik ve ilgilendik</li>
<li>Sonrasında siber dünya kavramını tanımladık</li>
<li>Oluşturduğumuz yeni dünya düzeninde güvenlik kavramına hibrid teorilerle yaklaştık</li>
<li>Bilişim Güvenliği kavramından, psikolojiye, sosyolojiden felsefeye, ve hatta hukuka kadar pek çok alanda fikir paylaşımında bulunduk</li>
<li>Terör, siber terör ve siber savaş kavramlarına daha yakından baktık.</li>
<li>Teröre fonksiyonel bakış açısıyla yeniden baktık ve daha yakından anlamaya çalıştık</li>
<li>Siber svaş örneklerinden, botnetlerden</li>
<li>Uygulama güvenliğinin öneminden, servis aksatma saldırıları ve buffer overflow zafiyetlerinin önemini vurguladık</li>
<li>Geniş hattlı interdisipliner bir güvenlik konsepti oluşturduk</li>
<li>Bu geniş çerçeve içerisinde geleceğe nasıl hazırlanabiliriz ? sorusuna hep beraber yanıt aramaya çalıştık</li>
</ul>
<p>Işık Üniversitesi seminerinde başta Güngör Koçak ve tüm çalışan ekibine, Bahçeşehir Üniversitesi seminerinde başta Ali Şükrü Göksu olmak üzere emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2010/03/11/bahcesehir-ve-isik-universiteleri-seminerleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğitim Üzerine..</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/05/11/egitim-uzerine/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/05/11/egitim-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 May 2008 21:22:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji vs]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[lgs]]></category>
		<category><![CDATA[öss]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/?p=96</guid>
		<description><![CDATA[En k&#252;&#231;&#252;ğ&#252;m&#252;zden en b&#252;y&#252;ğ&#252;m&#252;ze kadar eğitim hakkında fikri olmayan yoktur. Sistemin i&#231;inde en başarılı olandan en başarısız olana kadar herkes de bir yerlerde bir yanlış olduğunun farkındadır aslında. Tek fark başarılı olan i&#231;in bu yanlışlık bir şekilde rahatsız edici durumda değildir. Bir de &#231;evresine duyarlı biri değilse, zaten zarardan &#231;ok fayda getirir. Şu su g&#246;t&#252;rmez [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zden en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;m&uuml;ze kadar eğitim hakkında fikri olmayan yoktur. Sistemin i&ccedil;inde en başarılı olandan en başarısız olana kadar herkes de bir yerlerde bir yanlış olduğunun farkındadır aslında. Tek fark başarılı olan i&ccedil;in bu yanlışlık bir şekilde rahatsız edici durumda değildir. Bir de &ccedil;evresine duyarlı biri değilse, zaten zarardan &ccedil;ok fayda getirir. <span id="more-96"></span></p>
<p>Şu su g&ouml;t&uuml;rmez bir ger&ccedil;ek ki, şuanda hali hazırda sistem olarak kullanılan şey tamamen yetersiz ve başarısız bir yapı. Bunun &ccedil;ok &ccedil;eşitli nedenleri var. Amacım genel hatları ile bu nedenleri belirlemek, daha sonradan bu nedenler &uuml;zerine, kapsamlı &ccedil;&ouml;z&uuml;m &ouml;nerileri sunmak ilerleyen zamanlarda..</p>
<p>Her şey den &ouml;nce, toplumsal yapı ile teknolojik ve teknik ilerlemeler paralellik g&ouml;stermiyor. Bu nedenle, gerek sistem bazında gerekse birey bazında değişime ayak uydurma s&uuml;reci pek tabi ka&ccedil;ırılıyor. &Ouml;te yandan d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde, sistemin kendisinin insan eli ile bir anda değiştirilme fikri ne kadar ger&ccedil;ek ve ne kadar mantıklı, bunun yanı sıra tek bir elle değişmeyen sistemde, sstem i&ccedil;erisinde ki bireyler değişim s&uuml;recini nasıl tetikleyebilir? Bunlar da ayrıca &uuml;zerinde bağımsız olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi gereken sorular.</p>
<p>İnsan doğuyor, belirli bir yaşa kadar aile eğitimini belirli &ouml;l&ccedil;&uuml;lerde alıyor. Daha sonra ise &ouml;ğretim hayatı başlıyor. Her ne kadar eğitim ve &ouml;ğretimin bir arada olduğu s&ouml;ylense de, &ouml;ğretim ağırlıklı giden bir eğitim sisteminin ilk adımları ilk&ouml;ğretim okulları ile başlıyor. Bu yaşlarda belki daha ağırlıklı olması gereken eğitim, &ouml;ğretim yaklaşımının &ccedil;ok gerisinde kalıyor malesef. Kişisel gelişim s&uuml;recinde, &ouml;n planda olması gerekirken, asıl &ouml;n planda olan Liselere Giriş Sınavı ve bu sınav sonucunu belirleyecek olan, faydaları tartışılır bilgi y&uuml;klemeleri oluyor. Baktığınızda, k&uuml;&ccedil;&uuml;k, saf, temiz, meraklı, g&ouml;zleri parıldayan bu &ccedil;ocuklar, LGS veya adı her ne ise o sınav ile y&uuml;zleşiyor ve buraya kadar belki lineer olarak nitelendrebileceğimiz bozulma, bu seviyede logaritmik olarak artıyor.&nbsp;</p>
<p>&Ccedil;ocuklar bu d&ouml;nemde, not kaygısı yaşamaya başlıyor, merak g&uuml;d&uuml;lerinden, kendi ilgi alanlarını, kendilerini keşfetmekten &ccedil;ok, nasıl daha y&uuml;ksek not alır ve nasıl daha fazla soruya daha fazla doğru cevabı veririm hesabına başlıyorlar. Aileler, onların birer gelişim s&uuml;recinde olan &ccedil;ocuklar olduğunu unutup, yarış atları gibi yarıştırmaya başlıyorlar. Tam da bu noktada &ccedil;ocuklar, kopya ile tanışıyorlar.</p>
<p>&Ouml;ğretilen ve onlara sunulan bilgilerin, gerekliliği onlar i&ccedil;in sınavda &ccedil;ıkıp &ccedil;ıkmayacağı ile doğru orantılı oluyor. Sınavda &ccedil;ıkmayacak ama gerekli olan bir bilgi kopya denilen sistem zaafiyeti tarafından kotarılıyor. Faydalı olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len ve sınavlarda &ccedil;ıkacak olan bilgiler ise, tamamen soru &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;ne y&ouml;nelik, analitik ve korelatik d&uuml;ş&uuml;nmekten yoksun bir şekilde, ezbere dayalı bir şekilde aşılanıyor.</p>
<p>Buraya kadar trajik bir ilk&ouml;ğretim profili &ccedil;izdik aslında. Kendisini sistemden dışarı &ccedil;ıkarıp, kuş bakışı bakan birinin kolayca tespitleri bunlar. Tabi burada, bazı sosyolojik ve sosyoekonomik şartlar da devreye giriyor. Gen&ccedil; n&uuml;fusun &ccedil;ok yoğun olduğu, istihdamın, bu yoğunluğu kaldıracak d&uuml;zeyde olmadığı bir ortamda, tabi ki hayatta kalmak i&ccedil;in yapılacak yarış &ccedil;ok fazla &ouml;nem kazanıyor, &uuml;stelik g&uuml;d&uuml;sel olarak verilen bu yarışta kazanmak i&ccedil;in her yol m&uuml;bah noktasına ulaşılıyor. B&ouml;yle bir durumda,&nbsp; &ccedil;ocuklarının i&ccedil; d&uuml;nyası, doğru yetişmesi, d&uuml;zg&uuml;n bireyler olmasından &ccedil;ok, m&uuml;hendis, doktor, avukat vs olması &ccedil;ok daha acil &ouml;neme haiz bir olgu oluyor aileler i&ccedil;in. Akabinde &ccedil;ocuklara bu bilincin aşılanması g&ouml;revini bazen sadistlik noktasında farkında olmadan uyguluyorlar. B&ouml;ylesine acınası bir durumda olan bir &uuml;lkenin, başında ki insanın &ccedil;ıkıp hala &uuml;&ccedil; &ccedil;ocuk yapın demesi de ger&ccedil;ekten &ccedil;ok trajik son tahlilde.</p>
<p>Şimdi baktığımızda elimizde ne var ? Duygusal gelişimini olması gerektiği gibi tamamlayamamış, LGS sınavı i&ccedil;in &uuml;zerinde binbir baskı ile m&uuml;cadele etmek zorunda olan, kopya ile tanışmış, bilginin değerini tartamayan, merakları t&ouml;rp&uuml;lenmiş bir &ccedil;ocuk.</p>
<p>Daha sonra lise hayatı gelir. Yine nasıl test edildiği belli olmayan fakar sistemin faydasına işleyen s&ouml;z&uuml;m ona iyi okullara girmiş olsun ya da olmasın, aslında &ccedil;ocukluktan ge&ccedil;liğe ge&ccedil;işte, t&uuml;m gen&ccedil;leri aynı sıkıntılar bekler. Bu okullar arasında ki tek fark, yanlışlığını bozukluğunu s&uuml;rekli vurguladığımız sistemlere olan faydaları.</p>
<p>Lise d&ouml;nemine kadar ge&ccedil;irmeleri gereken değişimleri ge&ccedil;irmeyen ve &uuml;stelik beraberinde bir takım &ccedil;arpık alışkanlıklarla gelen &ccedil;ocuklar, lisede ellerinde ki değişim fırsatını bir kez daha kaybederler. Bunun olması &ccedil;ok doğaldır &ccedil;&uuml;nk&uuml; b&ouml;yle bir i&ccedil;sel yolculuğa bırakın &ccedil;ıkmayı, soru sormaya dahi zamanları yoktur. &Ouml;nlerinde o muhteşem, &ouml;n&uuml;nde saygı ile eğilesi sınav &Ouml;SS vardır.</p>
<p>Bu durak LGS gibi değildir. &Ccedil;ok daha acımasız belki LGS den &ccedil;ok daha anlamsız bir sınavdır. Bu s&uuml;re&ccedil; de pek tabi diğer s&uuml;re&ccedil;lerde olduğu gibi aslen olması gereken eğitim den uzak &ouml;ğretimi ezberci sisteme oturtmuş, tamami ile faydacı ve bencil d&uuml;ş&uuml;nen, ergenliğini ne yazık ki bir şekilde alelade tamamlamış gen&ccedil;leri &uuml;reten bir s&uuml;re&ccedil; haine d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r. Bu bireylerin de kendilerini sistem i&ccedil;erisinde koruyamamış b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğu, analitik d&uuml;ş&uuml;nmekten uzak, &ccedil;evrelerine karşı duyarlılığını yitirmiş, bir şeyi elde etmek i&ccedil;in yapılacak her t&uuml;rl&uuml; şeyin olumlu olduğunu d&uuml;ş&uuml;nen, etik değerlerin yanına dahi yaklaşmamış bireyler olduğu zaten k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir g&ouml;zlemle farkedilmekte.</p>
<p>Bu soru ş&ouml;yle &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;r, bu soru b&ouml;yle &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;r, ilerde bir sinek olmak istemiyorsan şu mesleği se&ccedil;, şunda &ccedil;ok para var, bu &Ouml;SS de &ccedil;ıkmaz, vs &ouml;rnekleri &ccedil;oğaltmak m&uuml;mk&uuml;n.</p>
<p>7 yaşından 17-18 yaşına kadar kademeli olarak devam eden ve son 5-6 yılını logaritmik artış ile g&ouml;steren stres birikimi, &ouml;ğrencinin girdiği bir &uuml;niversite ile yerini başka bir takım dinamiklere bırakır. Tabi ilk yılında bu s&uuml;reci tamamlayamayanlar i&ccedil;in s&uuml;re&ccedil; ve devinim devam etmektedir. Daha fazla stres birikimi ile.</p>
<p>İlgi alanının &ouml;nemi yoktur. Yeteneğinin ve hayallerinin de&#8230; &Uuml;niversite sınavlarından &ouml;nce puan hedefi belirlersin. B&ouml;l&uuml;m ise okuldan sonra gelir. Boğazi&ccedil;i olsun da ne olursa olsun. ODTU ye girim de bah&ccedil;ıvanlık olsa okurum (kesinlikle bah&ccedil;ıvanlık mesleğini k&uuml;&ccedil;&uuml;msemiyorum. Vurgulamaya &ccedil;alıştığım vizyonsuzluk). Bu nedenledir ki kazara &uuml;niversitelerinde bir yere gelmiş kişiselere bazı toplantılarda yahut bir şekilde katılınan oryantasyonlarda sorulan &quot;Neden burası? Neden bu meslek?&quot; gibi soruların cevapları &ccedil;oğunlukla gelmez. Gelen cevaplarda tamamen &ouml;znellikten arınmış, kitap civaplarıdır.</p>
<p>Devam edelim, elimizde ne var ? LGS d&ouml;nemindeki duygusal gelişimini tamamlayamamış, eğitim ve &ouml;ğretim diye kendilerine sunulan şeyler ile adeta k&ouml;relmiş &ccedil;ocuk Lisede, kendisini toparlama şansını kullanamadan, beraberinde daha &ouml;nceden g&ouml;rd&uuml;klerini alışkanlık haline getirmiş, &uuml;st&uuml;ne yeni olumsuzluklar ekleyerek s&uuml;reci tamamlamış birey ya da bir şekilde s&uuml;recin tekrar edileceği stres birikiminin &ccedil;ok dah fazla artacağı bir başka birey.</p>
<p>Ser&uuml;venimizin kalan kısmını, hem orada tamamlamak, genel bir resmini &ccedil;izip bazı noktaları daha da kalınlaştırmak adına daha sonra tamamlamaya karar verdim şu dakika itibari ile.</p>
<p>Bu konu aslında uzun zamandır &uuml;zerinde kafa patlattığım ve yazmak istediğim bir konu idi. Ancak birincisi i&ccedil;erik olarak &ccedil;ok detay barındırdığı i&ccedil;in yazım s&uuml;recinin sıkıntılı ge&ccedil;eceğini tahmin ettiğimden &uuml;şeniyordum. Bir de tabi &ccedil;ok daha fazla hissettiğim bir şey var ki, o da yazım s&uuml;resince olduk&ccedil;a sinirleniyor oluşum. Bunlar benim bu konuda yazmamı bu g&uuml;ne kadar erteledi. Her ne kadar tam olarak detaylara inmediysem de bunun bir başlangı&ccedil; olduğunu s&ouml;yleyebilirim.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/05/11/egitim-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>29 Mart 2008 Saat 20:00 Sessiz Kalmayın</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/03/20/29-mart-2008-saat-2000-sessiz-kalmayin/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/03/20/29-mart-2008-saat-2000-sessiz-kalmayin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Mar 2008 11:49:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[earth hour]]></category>
		<category><![CDATA[global ısınma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/03/20/29-mart-2008-saat-2000-sessiz-kalmayin/</guid>
		<description><![CDATA[29 Mart 2008 g&#252;n&#252; Saat 20:00, d&#252;nya genelinde globa ısınmaya karşı, elektrikli aletleri ve ışıkları kapatma eylemi ger&#231;ekleştirilecektir. Eylemin ismi &#34;Earth Hour&#34;. K&#252;resel Isınmaya karşı duyarlı olan herkes bu eyleme davetli. L&#252;tfen sessiz kalmayın ve yaşadığımız, yaşacağımız d&#252;nyamızın korunması i&#231;in sesinizi ve tepkinizi g&#246;sterin..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">29 Mart 2008 g&uuml;n&uuml; Saat 20:00, d&uuml;nya genelinde globa ısınmaya karşı, elektrikli aletleri ve ışıkları kapatma eylemi ger&ccedil;ekleştirilecektir. Eylemin ismi &quot;Earth Hour&quot;. K&uuml;resel Isınmaya karşı duyarlı olan herkes bu eyleme davetli. L&uuml;tfen sessiz kalmayın ve yaşadığımız, yaşacağımız d&uuml;nyamızın korunması i&ccedil;in sesinizi ve tepkinizi g&ouml;sterin..</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2008/03/20/29-mart-2008-saat-2000-sessiz-kalmayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çatışma Kavramına Kısaca</title>
		<link>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/07/09/catisma-kavramina-kisaca/</link>
		<comments>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/07/09/catisma-kavramina-kisaca/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Jul 2007 12:48:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Corpus Callosum</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Bilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kogungor.com/index.php/2007/07/09/catisma-kavramina-kisaca/</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlu varlığını s&#252;rd&#252;rmeye başladığından beri &#231;atışma ve uyuşmazlık her an olmuştur. Ve bu hayatta kalma m&#252;cadelesi, soyun devam etmesi, vs gibi sosyolojik, psikolojik ve hayvani etmenler olduğu s&#252;rece bireylerde, bu &#231;atışma ve uyuşmazlık ortamı devam edecek, s&#252;rekli karşımıza &#231;ıkacaktır. Sonu&#231; olarak kulağa k&#246;t&#252; gelmesine rağmen, s&#252;rekli olarak karşılaşacağımız bir durum varsa eğer ortada, o zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">İnsanoğlu varlığını s&uuml;rd&uuml;rmeye başladığından beri &ccedil;atışma ve uyuşmazlık her an olmuştur. Ve bu hayatta kalma m&uuml;cadelesi, soyun devam etmesi, vs gibi sosyolojik, psikolojik ve hayvani etmenler olduğu s&uuml;rece bireylerde, bu &ccedil;atışma ve uyuşmazlık ortamı devam edecek, s&uuml;rekli karşımıza &ccedil;ıkacaktır. Sonu&ccedil; olarak kulağa k&ouml;t&uuml; gelmesine rağmen, s&uuml;rekli olarak karşılaşacağımız bir durum varsa eğer ortada, o zaman bizim bu durumu iyi y&ouml;netmemiz gerekmektedir. <span id="more-37"></span><br />
Bu etkileşim s&uuml;reci i&ccedil;erisinde varsayılan taraflar arasında kıt olan bir şeyi elde etme m&uuml;cadelesi, aynı hedef i&ccedil;in hareket ederken g&ouml;r&uuml;ş farklılıkları, inan&ccedil; ve ideolojik yaklaşımlardaki farklılıklar, yaşam standardında ki farklılıklar bir takım uyuşmazlıkları doğurabilir. Bu uyuşmazlıklar zamanla &ccedil;atışmalara d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">&Ccedil;atışma genel olarak, &ccedil;ok olumsuz bir şey gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;r, ve karşı tarafa zarar verildiği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;r. Aslında, &ccedil;atışmalar en temelde karşı tarafa g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml;z&uuml; ve isteklerinizi kabul ettirmeye y&ouml;nelik bir eylemdir. Şiddet eğilimleri &ccedil;atışmanın en u&ccedil; &ouml;rnekleridir. &Ccedil;oğu zaman &ccedil;atışmalar bu raddeye gelmeden uzlaşma sağlanır.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">Genelde &ccedil;atışmanın var olduğu durumlarda, sorumlu kişiler k&ouml;t&uuml; y&ouml;neticilikle eleştirilir, ama bu yanılgının aksine, &ccedil;atışma her ortamda olacaktır, iyi y&ouml;neticilik &ccedil;atışmayı y&ouml;netebilmekte saklıdır. Kimi kişiler &ccedil;atışmanın acil olarak &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesi gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, kimi kişiler ise kendi haline bırakıldığında bir m&uuml;ddet sonra &ccedil;&ouml;z&uuml;leceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler. Teorik olarak doğruluğu bile tartışılabilinecek olan bu yaklaşımlar pratikte zararlı olabilirler. Kendi haline bırakılan bir s&uuml;re&ccedil;te, uyuşmazlıklar giderek &ccedil;atışmaya ve daha sonrada &ccedil;atışmanın sonucu giderek artmaya başlayabilir. &Ouml;te yandan, hızla &ccedil;atışmanın &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesi gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nenler, konun b&uuml;t&uuml;nselliğini kaybedebilir, ve uygun &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerden uzaklaşabilir. Bu biraz geştalt kavramını &ccedil;ağrıştırır (bu konuda ilerleyen g&uuml;nlerde umuyorum bir yazı yazacağım).</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">&Ccedil;atışmanın asla statik bir yapısı yoktur, dinamiktir, s&uuml;rekli ge&ccedil;iş s&uuml;re&ccedil;leri i&ccedil;erisindedir. Bu bağlamda &ouml;nemli olan şey, &ccedil;atışmanın analizidir. İyi analiz edilmiş bir &ccedil;atışmanın hangi evrelerden ge&ccedil;eceği yahut hangi evrelerde nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda, b&uuml;y&uuml;k ipucu sağlar. Bu da &ccedil;atışmanın y&ouml;netimi i&ccedil;in olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir. En basit bir farklı d&uuml;ş&uuml;nceden, şiddet dozajına kadar herhangi bir evrede bulunabilir &ccedil;atışma, ve tabiki bunlar arasında s&uuml;rekli hareket halindedir. Aslında kategorize etmek a&ccedil;ısından bu evreleri şu şekilde sıralayabiliriz ;</p>
<div align="justify">
<ul>
<li>Basit Farklılık</li>
<li>Anlaşmazlık</li>
<li>Uzlaşmazlık</li>
<li>Kampanya</li>
<li>Yasal &Ccedil;ekişme</li>
<li>Şiddet ve Kavga</li>
</ul>
</div>
<p align="justify">Şiddet ve Kavga d&uuml;zeyine erişmiş herhangi bir basit farklılığın b&uuml;t&uuml;n evreleri yaşadağı anlamına gelmez, bu d&uuml;zeydeki &ccedil;oğu &ccedil;atışma daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Kimi zaman s&uuml;recin ters işlediği zamanlarda g&ouml;r&uuml;lebilir. Farklılık yaşayan insanların, psikolojilerine, sosyolojik ve sosyoekonomik durumlarına g&ouml;re değişiklik g&ouml;sterebilir.</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify">&Ccedil;ok emin olmamakla birlikte, ilerleyen zamanlarda bu konu hakkında detaylı yazılar yazabilirim. Tahmini olarak yazma olasılığım olan yazılar şu başlıklar altında olabilir;</p>
<div align="justify">
<ul>
<li>&Ccedil;atışma Kaynakları</li>
<li>&Ccedil;atışmalarda Sosyoloji</li>
<li>&Ccedil;atışmanın Duygusal Boyutu</li>
<li>&Ccedil;atışma Y&ouml;netiminde Strateji</li>
<li>&Ccedil;atışma S&uuml;recinde İletişim</li>
</ul>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirmizivesiyah.org/index.php/2007/07/09/catisma-kavramina-kisaca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

